
Hermès markasının erkek giyiminde tam 37 yıla yayılan Véronique Nichanian dönemi, Paris Erkek Moda Haftası’nda sunulan koleksiyonla son görevini sembolik olarak yapmasıyla birlikte tamamlandı. Nichanian, hızlı trendlerin değil; kalitenin, işlevin ve sessiz lüksün savunucusu olarak erkek giyimine kalıcı bir dil kazandırdı. Onun yaklaşımı, Hermès’in erkek müşterisini zamansızlık üzerinden tanımlamasını sağladı. Bu geçiş, markada ani bir kopuş değil, kontrollü bir devir teslim olarak okunuyor. Hermès’in yeni dönemde Grace Wales Bonner ile çalışacak olması, markanın entelektüel derinliği ve kültürel anlatıyı daha görünür kılma isteğini yansıtıyor. Bonner’ın kimlik, zanaat ve tarih odaklı tasarım dili, Hermès’in mirasıyla uyumlu bir genişleme alanı sunuyor. Lüks erkek giyiminde bu değişim, “yüksek sesli yenilik” yerine, anlamlı ve uzun vadeli marka inşasının önemini hatırlatıyor. Hermès, estetik sürekliliği koruyarak yeni kuşaklarla bağ kurmayı hedefliyor.

Pharrell’e büyük onur
Şarkıcı ve Ünlü tasarımcı Pharrell Williams’ın Fransa’da Légion d’Honneur nişanı ile onurlandırılması, lüks modanın kültürel etkisinin Fransa tarafından resmî olarak kabul edilmesi anlamına geliyor. Louis Vuitton markasındaki rolüyle Williams, erkek lüks giyimini yalnızca bir ürün kategorisi olmaktan çıkarıp popüler kültürle temas eden bir anlatıya dönüştürdü. Bu ödül, Williams’ın yalnızca bir kreatif direktör değil, aynı zamanda küresel bir kültür taşıyıcısı olarak konumlandığını gösteriyor. Müzik, sokak kültürü ve lüksü bir araya getiren yaklaşımı, Louis Vuitton’un özellikle genç ve şehirli kitlelerle bağını güçlendirdi. Marka, bu sayede geleneğini kaybetmeden çağdaş kalmayı başardı. Moda sektörü açısından bu gelişme, kreatif liderlerin artık podyumla sınırlı bir rol üstlenmediğini ortaya koyuyor. Bugünün lüks markalarında etki alanı; kültür, medya ve toplumla kurulan ilişki üzerinden şekilleniyor.

Mulier defteri kapandı
Pieter Mulier’in Alaïa markasındaki kreatif direktörlük görevinden ayrılması, markanın son yıllardaki yeniden konumlanma sürecinde önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor. Mulier, Alaïa’nın ikonik heykelsi siluetini çağdaş bir estetikle yeniden yorumlayarak markayı küresel moda sahnesinde tekrar güçlü bir konuma taşıdı. Onun döneminde Alaïa, agresif pazarlama yerine güçlü tasarım diliyle konuşan, seçici ve kontrollü bir marka profili çizdi. Bu yaklaşım, hızın baskın olduğu moda endüstrisinde bilinçli bir karşı duruş olarak öne çıktı ve markanın prestij algısını güçlendirdi. Ayrılık, bir krizden çok, markanın doğal evrimi olarak okunuyor. Şimdi odak noktası, Alaïa’nın bu tasarım mirasını nasıl devam ettireceği ve yeni kreatif liderle birlikte ticari ölçeği nasıl yöneteceği olacak.

Macron’un gözlükleri
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Davos’ta taktığı güneş gözlüğü, kısa sürede moda ve medya gündemine taşındı. Ürünün belirli bir stil nesnesi hâline gelmesi, siyasi figürlerin moda üzerindeki dolaylı etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Gözlüğün satışlarında yaşanan ani artış, bu etkinin somut bir göstergesi oldu. Bu olay, günümüz moda endüstrisinde görünürlüğün nasıl çalıştığını net biçimde ortaya koyuyor. Podyumdan bağımsız olarak, doğru bağlamda ve doğru figür üzerinde görülen bir ürün, kısa sürede arzu nesnesine dönüşebiliyor. Bu da iletişim ve algı yönetiminin önemini artırıyor. Markalar açısından mesaj net: ürünün hikâyesi, teknik özelliklerinden çok, nasıl ve kim tarafından temsil edildiğiyle değer kazanıyor. Viral etki, günümüz moda ekonomisinin en güçlü tetikleyicilerinden biri hâline gelmiş durumda. Macron gözlüğün %100 Fransız ürünü olduğunu açıkladıktan kısa süre sonra İtalya’da üretildiği ortaya çıktı.