Halil Soyuer, 5 Ocak 1921'de Balıkesir - Havran'da doğdu. Şiirle tanışıklığı Edremit Ortaokulu dönemine denk geldi. Bunda okul müdürü Mahir İz'in etkisi vardı. Liseyi bitirip bir süre ticaretle uğraştıktan sonra yedek subaylık yapan Soyuer'in 7 Gün dergisinin genç hevesliler sayfasında yayımlanan şiiri, İbrahim Alâeddin Gövsa'nın takdirini kazanınca şiir sevgisi katlandı.
Milli Eğitim Bakanlığı'ndaki memuriyeti boyunca Ankara gazetelerinde şiir ve yazıları yayımlandı. 1946'da Anadolu Ajansı muhabiri Münevver Şener'le evlendi. 1958'de ise memuriyetten ayrılıp gazetecilik yapmaya başladı.
Soyuer, kadrosunda Faruk Nafiz Çamlıbel, Hamit Macit Selekler, Nüzhet Erman, Behçet Kemal Çağlar gibi şairlerin yer aldığı Çaba dergisinin yayıncısıydı. İlk sayısı 1966'nın kasımında çıkan dergi 36 sayı yayın hayatını devam ettirmişti.
Memleket gazetesinin bir süre yazı işleri müdürlüğünü yaptı.
Gerek yazma, konuşma kabiliyeti, gerekse insan ilişkilerindeki başarısı Soyuer'e hatırı sayılı bir çevre kazandırdı. Bu çevre edebiyatı aşıp siyasete değin ulaştı. Ankara'da halkevinde yapılan bir törende konuşması dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından çok beğenilerek locaya davet edildi. İnönü'nün yanında Başbakan Yardımcısı Nihat Erim ve Ulus gazetesi yayın müdürü Münir Berk vardı.
İnönü'nün "Halil Soyuer'e sayfalarınızda yer veriyor musunuz?" sorusuna Berk, "Yeter ki yazıp getirsin," şeklinde yanıt vermesine rağmen, Ulus sık göründüğü gazete olmadı.
Halil Soyuer özellikle halk şiiri geleneği içinde unutulmayan eserler verdi. Yirmi kitabı yayımlandı, 1960'lerde Ankara'da ÇABA adını taşıyan bir sanat ve kültür dergisini çıkardı. Uzun yıllar Türk edebiyatına ve Türk kültürüne hizmet etti. Adı caddelere verildi, Birçok ödül aldı.
Türk şiirinin çağdaş Karacaoğlan'ı diyenler vardı. Halil Soyuer' in hem yaşadığı dönemde ve hem de vefatından sonra hakkında çokça yazılar, yazıldı, belgesel ve kitaplar hazırlandı.
Şiirlerini besteleyenlerden birkaçının adları şunlar: Celal Abacı, Onur Akay, İsmail Akçapınar, Sadün Aksüt, Selahattin Altınbaş, Avni Anıl, Mehmet Arıboğa, Serap Arısan, Vedat Yıldırım Bora, İsmail Demirkıran, Nihat Demirkol, Metin Everes, Ekrem Güyer, Prof.Dr. Selahattin İçli, Atilla İçli, Ali Kocatepe, Pınar Köksal, Mine Özden, Mehmet Özbek, Yılmaz Pakalınlar, Erol Sayan, Ali Şen Ozan , Çinuçen Tanrıkorur, Ziya Taşkent, Zekai Tunca Dursun yağlı , Yılmaz Yüksel , Macide Tantürkü ve Ferit Sıdal...
Türk sanat dünyasına şu anlamlı dörtlüğü ile merhaba demişti:
"Hançeri aşkınla ey yar, sinem üzre vurma hiç
Öyle bir derde giriftarım ki halim sorma hiç,
Ağladıkça gözlerimden kan gelir yaş yerine,
Öyle bir derde giriftarım ki, sorma hiç"
Şair, Yazar ve Gazeteci Halil Soyuer 17 Ocak 2004 yılında aramızdan ayrılmıştı:
Bir şiirini aktarıyorum:
Bunlardan gönlüme bahar istedim
Önüme bir kuru dal çıkardılar
Her akşam neşeyi verdiler az az
Kederi her sabah bol çıkardılar
Kolumu kırdılar yeri düzlerken
Kış olup bastılar bağda yazlarken
Tatlıyla günlenmiş aylar gözlerken
Acıyla aylanmış yıl çıkardılar
El yaptılar beni kendi yurdumda
Söz dinlemediler karşı durdum da
Bir defa yar nerde diye sordum da
Karşıma yüz çeşit yol çıkardılar
Bana mal ettiler kaç yıldan beri
Şu zalim, şu kalpsiz kör geceleri
Kaderin dediler çek acıları
Başıma bin türlü hal çıkardılar
Hasreti taktılar akşam peşime
Sabah oldu el koydular işime
Su döktüler yanan aşk ateşime
Kalbimden avuçla kül çıkardılar