İşe şu soruya cevap aramakla başlayalım: ABD, Fethullah Gülen'i neden destekler?
Öyle "ılımlı İslâm projesi" falanla başlarsanız anlatmaya, "yanlış yoldasınız" derim size. ABD, bir yandan sizin "Ilımlı İslâm" diye adlandırdığınız yapıları desteklerken, sanki radikal İsâm'la mücadele mi ediyor? Elbette hayır... Bugün Ortadoğu topraklarında ABD ve koalisyon uçakları "İslâmi kılığa bürünmüş özel misyonlu terör örgütleri" için havalanıyor, bombalar yağdırıyor.
Soruyu tersine çevirelim ki, ABD ve müttefiklerini perde arkasından yöneten gücün amacını daha iyi anlayabilelim. Global derin güç, Türkiye'de sadece Fethullah Gülen'i ve cemaatini mi destekledi?
Tarihten habersiz, efsanelerle düşünce sistematiği uyuşturulmuş olanlara elbette bunu anlatmak çok zor. Onların da anlamak gibi bir derdi yok zaten. Ama, az buçuk mürekkep yalamış, bugüne kadar yapılan hatalarda payı olup, helalleşme mesajları verenler şöyle bir üç nefes alıp, hatta "telekinezi"nin etkisinden çıkarak her şeyi baştan düşünmek zorunda.
* * *
Sadece Türkiye'de değil, İslâm coğrafyasındaki tüm organize yapılar ABD için "yeni dünya düzeni"nin en önemli aktörü olmuştur. Yugoslavya'da başlayan iç savaştan başlayıp, bugün Suriye'de devam eden ve ilk günden bu yana yönü sürekli değişen savaşa kadar olanları şöyle bir gözünüzün önüne getirin. Ana hatlardan kopmayın ve "psikolojik harp" yöntemleriyle size gösterilen illizyondan uyanın ama...
ABD'nin "yeni dünya düzeni", önce iflas etmiş devletler üretiyor, ardından da o devletler bölünüp parçalanıyor. Yugoslavya'da birbirinden keskin hatlarla ayrılmış "etnik" ve "dini" halk, Maraşal Tito'nun güçlü ordusu sayesinde huzur içerisinde yaşıyordu. Tito gitti, Sırplar orduyu ele geçirdi, ardından da asrın insanlık utancı soykırıma başladı...
NATO'nun müdahalede ayak diretmesi, olan biteni uzun süre seyretmesi sonucunda ABD, Normandiya çıkartmasıyla adım attığı Avrupa'nın tam göbeğine yerleşti. Ardından Kosova'dan Bulgaristan'a kadar ABD askeri üsleri ve yanında üniversiteleri...
* * *
Irak'a askerlerini ve özel savaşçı şirketleri getirmenin ağır faturasının ardından, ABD'yi dünyayı dizaynın koç başı yapan "global güç" daha önce etkisi altına aldığı ve palazlandırdığı tüm İslâmi görünümlü organizasyonları devreye soktu. El Kaide ve Taliban'ın değişik kolları Ortadoğu'ya ayak basarken, Yugoslavya iç savaşında "İslâmi direniş" adına savaş pratiği kazanmış "sözde cihadist" görünümlü katiller de devreye girdi. IŞİD'in oluşturulması, ABD ve BOP müttefiklerinin eliyle silahlandırılmış diğer "sözde cihadist" grupların Libya ve Suriye muhaliflerinin öncü kuvveti alması da yeni yöntemdir.
Metod bellidir: Canavarı yarat ki, sana mecbur kalsınlar...
Amaç nedir: Ortadoğu haritasını yeniden şekillendirmek, yeni devletçikler oluşturmak...
Peki, sınırları değiştirilecek devletler arasında Türkiye var mıdır? Elbette var ve olmadığını söyleyen tek kişi kalmadı artık...
* * *
Türkiye'nin sınırlarının uluslararası tek garantisi ne? Kurtuluş Savaşı sonunda imzalanan Lozan Antlaşması. 2023'te süresi doluyor yalanıyla Türkiye'de bir kesimin aldatıldığı, "Lozan hezimettir" iftirasının İslâm adına tüm beyinlere nakşedildiği anlaşma. Bu anlaşmayla çizilen sınırları koruyacak olan da Türk Silahlı Kuvvetleri'dir.
Atatürk'e "deccal" diyen, nesebinin tartışmalı olduğu iftirasının ardından Lozan'da ülkeyi sattığını söyleyen Fethullah Gülen, cemaati ve bu düşüncedeki tüm oluşumlar, ABD'nin "sınırları değiştirme" amacına hizmet etmek için yıllarca kuluçkaya yatırılmış gruplardır.
Fethullah Gülen'i Türkiye'ye getirip, Abdullah Öcalan'ın koğuş arkadaşı yapsanız da, başka Fethullah Gülen'lerin önünü kesmez. Tarihin akışını değiştirmek istiyorsanız eğer, önce Atatürk'e "deccal", Lozan'a "hezimet" diyen tüm organizasyonları etkisiz kılmak ve milletin gerçek tarihi öğrenmesini sağlamak zorundasınız.
TSK'nın genetiğini değiştirmek, "sivilleşmeyi değil, "siyasileşmeyi" getirir ki, bu da sadece BOP'un yollarını genişletir.
Hayvanat Bahçesi Müdürü'nden Milli Savunma Üniversitesi'ne rektör yapılmayacağının garantisi var mı?