Maniye maraz derler

Güzele kiraz derler

Senin gibi kaynanaya

Küllükteki horoz derler.

Doğallık, canlılık ve zarifliği vurguladığı için kız çocuklarına “Kiraz” adı veriliyor.

Kiraz ayında kiraz bahçeleri piknik yerleri olarak kullanılıyor. Yurdumuzun Trakya ve Batı Anadolu yörelerinde kiraz festival ve şenlikleri yapılıyor. Halk oyunları gösterileri, konserler ve kiraz temalı eğlenceler düzenleniyor ki, adına "Kiraz Cümbüşü" deniliyor.

Kiraz, yalnız maddi olarak bir meyvenin adı değil, aşk, bahar, bereket, tazelik, yenilenme arzu ve coşkusunun sembolü olarak karşımıza çıkıyor. Türk mitolojisinde bereket ağacı olarak gösteriliyor. Doğa kültü ve bolluk, bereket temalarıyla örtüşüyor.

Türküler içinde bu özetlemeyi geçerli sayabiliriz.

Rodop, Kırcalı yöresinde kiraz hem sevgiliye hem de al dudaklara benzetilir ki, o dudaklar, öpmek içindir. Şöyle diyor türküsünde:

“Bahçelerde al kiraz / Etme bana böyle naz / Seversen gönülden sev / Yanağımdan öp biraz”

Bu sevgili on sekiz yaşındadır. Gelinlerin dolgunu, kızların olgunu olduğu türkünün nakaratında anlatılıyor.

Kiraz temalı ya da içinde kirazın geçtiği anonim türküler, çoğunlukla, hareketli, cıvıl cıvıllar. İnsanın içini oynatıyorlar.

Alın size Rıfat Balaban’ın derlediği bir Ankara türküsü:

“Potinimin bağına / Düştüm gönül ağına / Yenile bir yar sevdim / O da gelmiş çağına / Dalları bastı kiraz / Gel bize biraz biraz / Ben senin aşığın oldum / Kalbime gel gir biraz // Hey hey / Yanarım ben halime / Senedim yok yârime / Ne dedin de aldandım / Senin gibi zalime Dalları bastı kiraz / Gel bize biraz biraz / Ben senin aşığın oldum / Kalbime gel gir biraz ….”

Ne güzel bir oyun havası: Mecazi olarak dalları basan kirazla, sevdanın, aşkın ağırlığını, flört arzusunu anlatılıyor.

Başta İstanbul olmak üzere, Rumeli ve Anadolu’nun türlü kentlerinde şu oyun havası, adeta bir kanto gibi temsili gösteri ile söyleniyor. Coşkusuna sizler de katılırsınız:

“….. Bir dalda iki kiraz / Biri al biri beyaz / Eğer beni seversen / Mektubunu sıkça yaz / Sallasana sallasana mendilini / Akşam oldu göndersene sevdiğimi / sallasana sallasana saçlarını / Akşam olsun söyleyeyim suçlarını…”

Bazı kiraz türküleri var ki, Halime, Nazmiye, Emine gibi sevgili adları ile özdeşleşmişler. Zonguldak, Devrek, Bolu yörelerinde sahiplenilen “Tombalacık Halime” türküsünün hikayesi, 20. Yüzyılın başına kadar uzanıyor.

Gurbete giden fakir delikanlının, sevdiği zengin ailenin kızı Halime’ye vedasını anlatıyor:

“Kiraz aldım dikmeden Halimem / Dallarını bükmeden / Bir armağan ver bana Halimem / Ben gurbete gitmeden / Tombalacık Halimem / Yar başına gel / Ben gidiyorum Bolu'ya / Düş peşime gel ……”

Bu da askere giden gencin Nazmiye’ye söylediği türkü var:

“Kiraz dalı eymeli / Meyvesini yemeli / Oturmuş kazak örer (Nazmiyem) / Bekliyor sürüleri / Süt koydum tencereye / Yar geldi pencereye / Yar Allah'ın seversen (Nazmiyem) / Al beni içeriye Tabancam Karadağlı / Kır atım ona bağlı / Kız ben seni alırım (Nazmiyem) / Başım askere bağlı….”

Isparta yöresinin türküsünde kiraz toplayan genç Baygın Emine dururken kime gönül versin?

“Kiraz dalda dört olur / İçinde dolu kurt olur / Annesi şöyle dursun (Baygın Emine'm) / Kızı da bana dert olur / Kirazı daldan devşir / Altında kahve pişir / Her kahveyi içtikçe (Baygın Emine'm) / Beni aklına düşür Kiraz dalı eğmeli / Dallerinden yemeli / Karşıda güzel dururken (Baygın Emine'm) / Kimlere gönül vermeli ..”

Kirazın sevgilinin neresine benziyor? Sorunun cevabını yarın yazacağım.