Betül Ahmetbeyoğlu (Çavuşoğlu), manik depresif, yani bipolar bozukluk ile yaşamış, tedaviler görmüştü. Dikkatini resim, tasarım, şiir, öykü gibi alanlarında yoğunlaştırdı.

Rahatsızlığının aşamalarını, duygularını 2020 yılının başlarında “İki Kutuplu Sonsuzluk Bipolar” adıyla bir kitapta toplamıştı. Pek çoğumuzun içinde bulunduğu, çektiği sıkıntıları ve ne olduğunu bilmediği bunalımlı pek çok oluşumu öğrenmemize araç ve rehber olmuştu.

Betül Ahmetbeyoğlu, bu kitapta, yaşadığı bipolar bozukluğu içtenlikle yalın bir dille anlatmıştı. Ruhsal dalgalanmalarını, sabırlı zamanlar isteyen tanı koyma, iyileştirme, sağlatım aşamalarını, hastalığı yenmek için yaptığı çaba ve savaşımını, deneyimlerini, gözlemlerini ve ailesinin desteğini gözlerimizin önüne sermişti.

Betül Ahmetbeyoğlu, bipolar bozukluğun günlük hayata, düşüncelere ve duygulara etkisini birinci elden anlatmaktaydı. Bu otobiyografik eserde, yazar tanı konulana kadar yaşadıklarını, dengesini bulma çabasını ve umudunu vurgularken, yurdumuzda milyonlarca kişiyi ilgilendiren bu rahatsızlığa farkındalık yaratıyordu.

Bu tür kitaplara bütün dünyada büyük önemler veriliyor. Psikolog Hideki Wada "80 Yıllık Duvar" adlı bir kitap yayınladı. Kitap piyasaya sürülür sürülmez 500.000 kopyayı aşarak şu anda en çok satan kitap oldu. Yakında satış tirajının 1 milyonu aşması bekleniyor.

Betül Ahmetbeyoğlu’nun yeni kitabı: “Bir Bipoların Felsefesi Üzerine” adını taşıyor.

Yazar, bipolar bozukluk deneyimini, manik, depresyon, korku, kaygı, yalnızlık, gerçeklik algısı ile verdiği savaşı, içten, akıcı bir dille anlattığı kitap, iki bölümden oluşmuş. Ancak bana göre, üç bölümde ele alınabilir.

Betül Ahmetbeyoğlu, birinci bölümde, pençesine düştüğü rahatsızlığın öyküsünü, şiirsel bir dille anlatırken, felsefeye geçişler yapıyor.

Rahatsızlığın yalnız acıtan yüzünü değil, dönüştüren, derinleştiren hayata başka bir gözle bakmaya yönlendirişini anlatıyor.

İkinci bölüm, bir keşifler gezisinden oluşuyor ki, “31 keşif”ten oluşan ruh hallerini mensureler halinde aktarıyor.

Elimizdeki kitabın son bölümünde ana fikir olarak yazarın ruh dünyasının nefes alışverişini hissettiren şiirlerine ilişkin bir seçki bulunuyor.

Zihnim başlıklı dizelere göz gezdiriyorum:

“Yalnızdım zihnimin içinde

Seneler süren bir yalnızlık

Bilmek bilmeyen düşünceler sarmalı

Ve çektiğim acı korkusuzca savaştığım

Bir umuda tutunarak arsızca…”

Şimdi “Keşif:29”dan bir alıntı yapıyorum:

“Yıllar alıp gitti yaşanacakları. Alıp gitti kaybettim BEN’i suskunluğumda. Zihnimin oyunlarından korkuyorum. Yalnızlık benimle oynuyordu. Yalnızlık, sessizlik, nefes almadan boğazıma dizilen, içime oturan sıkıntı. Ölmek istemiyorum yaşamak istiyorum.”

Türlü duygular sarmalı içinde yalnızlığın özgül ağırlığına dikkat çekiliyor ki, şiirler içinde de öyle:

Kapıda bekliyor yalnızlık

Beni uzaklaştıracak insanlardan

Tek başıma kalacağım hastalığın ortasında

Düşecek gibi bir hayalin içine

Tekrar tekrar düşüneceğim

Çıkışı kısırdöngünün içinden...”

Kitap tanıtım yazısında belirtildiği gibi, Betül Ahmetbeyoğlu, zihnindeki karmaşayı bir “felsefe okuluna” dönüştürerek aklın, vicdanın ve sevginin rehberliğinde kendi iç dünyasını sorguluyor. “Kimi zaman karanlığın içinde bir mum yakıyor, kimi zaman umudu en güçlü sığınağı yapıyor. Her satırda insanın en büyük savaşının çoğu zaman kendi zihniyle olduğunu; fakat sevgi sabır, farkındalık ve kabullenmeyle bu savaşın içinden yeni bir benlik doğabileceğini gösteriyor.”

Betül Ahmetbeyoğlu’nun yaşadığına giriftar olanların, gösterecekleri kararlılık, irade, sabır ve engelleri yenme gücü ile, “30. Keşif”in final cümlesine ulaşması mümkün:

“Zihnim gerçeğe açtığım kapının anahtarını bulmuş, doğru ilaçlarla her gün iyileşip doğru düşünmeye başlamıştı. İyileşiyordum sonunda…”

Bir Bipoların Felsefesi Üzerine Da Vinci Yayınları arasında çıktı. Kısa sürede dağıtımda olacak.