I-2

Gölbaşı’ndan Gökkubeye…

Eski işadamlarımızdan Vehbi Koç’un çocukluğunun geçtiği Hallaçlı’ya doğru giderken, Gölün çevresinde ve tarım alanlarında yapılan villaların yarattığı kirliliğin yanı sıra, bazı tesislerin atıkları da çevre açısından “SOS” veriyor.

Bahçelerin arasından geçerek Hallaçlı Köyü’ne vardığımızda; tek katlı, kerpiçten yapılmış, yıkık dökük bir evin önünde durduk. Vehbi Koç’un dayısının oğlu Mehmet Teberoğlu bizi karşıladı. Çocukluk yıllarında Vehbi Koç’un eskiden cami ve medrese olarak kullanılan taş yapılı bir binada okuduğunu söyleyen köylüler; “Vehbi Ağa’nın ailesi yokluk içinde yaşadı, Vehbi’nin çok çalışkan ve zeki bir çocukluğu vardı. Vehbi’nin dayısı ve Bilal Başar’ın dedesi Paşa Dayı, çok çalışkan ve ileri görüşlüydü. Herkes tarladan bire beş alırken, o bire yirmi ürün alırdı. Bilal Kaptan’ın babası Ahmet Başar’da aynı yolda yürüdü. Eğitimi çok severdi. Çocuklarını okuttu…” dedi.

Caminin avlusunda “Eymeli” türküsünü söyleyen Bekir Koçak (60), “Heybeliada’da ikizi bulunan, Rum ustalar tarafından 1929 yapılmış ve tepedeki kulesindeki pervane ile kuyudan su çeken bir aparatı bile olan çok katlı konağın sahibi Mehmet Ağa, sevdalanıp gelin kaçıranları yargılar, hakimlik yaparak barıştırırdı” diyen Hacı Osman Pehlivan(75), “Köyümüzün halkı oyunu çok sever, müzik duydu mu yerinde duramaz” diyen Osman Özdemir(74) ve “Oğlum Bilal, mum gibi yanar. Etrafını ısıtır ve aydınlatır. Kendi erir. O, içindeki ışığın farkındadır. Paylaştıkça mutlu olur. Bilal, özgürlüğü sever. Gülcan adlı yılkı atımız vardı. Onun gibi uçuyor şimdi… Sınırsız ve mavi gökyüzünde…” diyen anne Meliha Başar(73) ve öteki köylüler, Türk konukseverliğinin birer örneği idiler…

Köyün önde gelen, görmüş geçirmiş bilge insanlarından biri de Bekir Koçak. Matematikten, mimariye, tarihten sosyolojiye, politikadan aşka… Hemen her konuda az çok bilgi sahibidir Bekir Koçak. Irak savaşını şöyle yorumluyor Deli Bekir: “Ortadoğu, nice kavimleri, ulusları ve devletleri yuttu. Amerika’yı da yutacak. Bizimle baş edemezler. Anadolu bir Mustafa Kemal yarattı. Destan yazdı. Biz Türkler, güçlü ve deli bir milletiz…” Gençken aşağı köylerden birinde oturan dünya güzeli bir kıza aşık olan Hallaçlı Deli(akıllı-bilge) Bekir’in umutsuz aşkı söner. Sevdiği kız, başkasıyla evlenir. Kendisi de başka bir kızla evlenir. Her ikisi de çoluk çocuğa kavuşurlar. Ama aşk bu ya… Yüreğinin bir köşesine kazınmış bir kere… Zaman zaman depreşmiş, filizlenmiş… Düğün ya da bayramlarda karşılaştıklarında, aradan kırk yıl da geçse, Bekir’in yüreği cız eder… Sevda, ferman dinlemiyor… Torun toslak sahibi olan 60’lık Deli Bekir, ilk aşkının alevi ile hala yanıp tutuşuyor… Bir başka Peygamber çiçeği öyküsü anlatılmakta, dillere destan…

Mogan 2

Gölbaşı’nın yaşam kaynağı

Mogan adı Nuh tufanı ile ilgili. Aslı Mugan’dır. Lut kavmi gibi o dönem kavimlerinden birinin adıdır. Lanetlenmiş bir kavim. 1928’deki kuraklık sonucu 11 yıl kuruyan ve tarlaya dönüşen gölün durumu, bu lanetlenmişlikle ilgili olduğu söyleniyor. 1939’daki yağışlar sonucu göl tekrar dolmuştur. Çoğalan sivrisinekler nedeniyle, 1946’da Marshall Yardımı çerçevesinde gelen ilaçlarla sivrisineklerle mücadele edilmiştir. Hatta bazı yetkililer, gölün doldurularak kapatılmasını önermiştir. Halkın tepkisi sonucu bu ihale kararından vazgeçilmiştir. Gölden balık, kamışından dam örtüsü, çamurundan tuğla ve testi yapılırken, şimdilerde ise göl çevresindeki turizm ve mesire alanlarının yanı sıra, çay bahçeleri, lokantalar, dinlence ve eğlence yerleri ile yeşil ve mavinin buluştuğu, temiz doğası sayesinde Ankaralıların ikinci adresidir Gölbaşı. Kürek yarışlarının ve öteki su sporlarının yapıldığı göller, balıkçıların da ekmek kaynağı. Eski Cumhurbaşkanlarından Cemal Gürsel başta olmak üzere, pek çok devlet adamının hafta sonunu geçirdiği ve Davos gibi diplomasi, kongre ve alternatif turizm olanakları ile de başkente yakınlığı avantajı açısından sürekli gelişen yerlerin başında geliyor…

Hallaçlı köyünden işadamı Ensar Başar’la birlikte Mogan ve Eymir Gölü çevresindeki gezimiz sürüyor… Gece Haymana yolundan Gölbaşı’na bir kuşbakışı bakmanın doyumu ve ışıkların göldeki dansının büyüleyici ritmini kıskandıran bir başka manzara ile baş başayız… TRT Oran binasının arkasındaki tepeden ya da Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) arkasındaki güney yamaçlarından Eymir ve Mogan Gölü vadisine doğru fırlattığımız şiir oku ile balıkçı teknelerinin ufuk çizgisinde kesişen, sevda ve bereket yüklü esin kaynağından fışkıran son ışık demeti, aşk ve kanla yoğrulmuş Peygamber çiçeğinin kadife rengine bürünür…

Lake Mogan

Devamı yarın…