Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Yer Fiziği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, son dönemde artan deprem sayıları ve Marmara Bölgesi’ndeki risklere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Depremlerin belirli dönemlerde artış gösterebildiğini belirten Barış, bu durumun hem doğal döngülerden hem de ölçüm teknolojilerindeki gelişmelerden kaynaklandığını söyledi. Deprem istasyonlarının sayısının artmasıyla birlikte çok küçük sarsıntıların da kayda girdiğini ifade eden Barış, bu durumun deprem sayılarında artış varmış gibi bir algı oluşturduğunu vurguladı. Barış, “2016’da Türkiye ve çevresinde yaklaşık 18 bin deprem olurken, 2017’de bu sayı 34 bine çıktı ancak kimse bunun farkında değildi. Depremler zaman zaman artar, zaman zaman azalır” dedi.
Önemli olan sayı değil
Türkiye’nin geçmişte çok daha yıkıcı dönemler yaşadığını hatırlatan Barış, 1840-1970 yılları arasında 32 yıkıcı depremin meydana geldiğini, buna karşın son 55 yılda 7 ve üzeri büyüklükte 10’dan az deprem yaşandığını belirtti. Bu durumun rehavete yol açmaması gerektiğini vurgulayan Barış, “Türkiye’de 6 ve üzeri depremler ortalama 1,5 yılda, 7 ve üzeri depremler ise yaklaşık 4,5 yılda bir yaşanıyor. Önemli olan sayı değil, hazırlıktır” diye konuştu.
Marmara Bölgesi’ne ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Barış, İstanbul çevresinin sismik boşluk olarak tanımlandığını hatırlattı. Yapılan çalışmalarda 7 ve üzeri bir depremin İstanbul merkezli 50 kilometrelik bir alanda olma ihtimalinin yüzde 47-52 aralığında hesaplandığını belirten Barış, bunun “her an deprem olacak” anlamına gelmediğini, aksine hazırlık için zaman bulunduğunu söyledi.
‘1999 depremi dönüm noktası’
Vatandaşların küçük sarsıntılarda panikleyerek kendilerini balkonlardan atmasının yanlış olduğuna dikkat çeken Barış, “Büyük depremlerde tüm binalar sallanır ancak çöken yapılar, mühendislik hizmeti almamış, kolon ve kirişleri kesilmiş yapılardır. Her bina yıkılacak algısı doğru değil” ifadelerini kullandı. 1999 Marmara Depremi’nin Türkiye için bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Barış, 2000 yılından sonra yapılan yapıların daha bilinçli inşa edildiğini belirterek, “1999 bir milattı, 2023 de bu gerçeği yeniden hatırlattı” dedi.
Depreme hazırlığın bireysel ve toplumsal bir sorumluluk olduğunun altını çizen Barış, ailelerin, işletmelerin ve sanayi kuruluşlarının mutlaka afet planı yapması gerektiğini söyledi. Barış, “Planınız yoksa bir afet karşısında savunmasız kalırsınız” uyarısında bulundu. Erken uyarı sistemlerine de değinen Barış, bu sistemlerin depremi önceden tahmin etmediğini, deprem anında yıkıcı dalgalar gelmeden önce saniyeler kazandırdığını belirtti. Yapay zeka, akıllı teknolojiler ve erken uyarı sistemlerinin Türkiye genelinde yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekti.





