Suriye'de kesin olan şu:

Rusya, Esad'ın arkasında ve Suriye'de şu anda tek söz sahibi durumunda. Amerika'da üsleri ile Suriye'de kalıcı olacağını ortaya koydu. Bu durumda iki süper güç burada gövde gösterisi yapıyor, üstünlük kurmaya çalışıyor.

İşin bir başka boyutuna gelince:

Suriye'de Esad rejimi giderek güç kazanıyor. Buna Rusya'nın çok önemli katkısı var. Suriye2de daha önce kaybedilen yerleri yeniden ele geçiren Esad'ın da artık gitmeyeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunda İran'ın katkısının var olduğunu da görmeliyiz.

Şimdi dikkat ediniz, Suriye rejim için çok önemli olan İdlib'i ele geçirmek üzere. Daha açık ifade ile Rusya İdlib'i Esad'a açıyor.

Gelişmelere bakacak olursak:

Rusya, Türkiye ve İran'ın Suriye'de çatışmasızlık bölgeleri oluşturulmasına karar verdiği Astana anlaşmasına rağmen, Esad güçleri İdlib güneyinden ilerlemeyi sürdürüyor. Türkiye'nin Afrin'de YPG ve IŞİD'e yönelik Zeytin Dalı harekâtına yoğunlaşmasını fırsat bilen Esad güçleri, muhaliflerin kontrolündeki yerleşim yerlerine bombalı saldırılar düzenliyor. 

Esad güçleri önce ele geçirdiği IŞİD teröristlerini muhaliflerin bulunduğu bölgelere sızdırıyor. Ardından teröristlerle mücadele ettikleri bahanesiyle saldırılarını gerekçelendiriyor. Bu saldırıların ve planların arkasında Rusya'nın bulunduğu söylemeye gerek var mı?

Rejimin ocak ayının ilk haftalarında  şiddetlenen saldırıları nedeniyle Türkiye geçtiğimiz haftalarda Rusya ve İran büyükelçilerine nota vererek rejimin saldırılarının durdurulmasını istemişti. Rejimin Nusra ve IŞİD bahanesiyle ılımlı muhalifleri vurduğu, bu durumun siyasi çözüm sürecini baltalayacağı uyarısı yapılmıştı.

Türkiye'nin sert tepkisi sonrası bir süre saldırılarını durduran rejim, TSK ve ÖSO'nun Afrin harekâtı sonrası yeniden harekete geçti. Rejimin muhaliflerin kontrolündeki Ebu Zuhur Havaalanı'nı alması sonrası, Fua bölgesine doğru ilerlemesini sürdürdüğü haberleri de geliyor.

TSK'nın Afrin Operasyonu bir yerde fırsat olarak değerlendiriliyor.

Böylesine hamlelerin arkasında Rusya var. Esad'ın Rusya'nın bilgisi ve desteği dışında bu şekilde hareket etmesi mümkün değil. Esad güçlerini Rus askerleri yönetiyor, stratejiler de Rus uzmanlarca çizliyor.

Öte yandan bu hafta içinde Astana'da varılan anlaşma gereği Türkiye'nin Güney Halep'te kurması planlanan 6'ncı gözetim üssü için El Iys bölgesine giden TSK konvoy güzergâhına önce rejim havanla, bir gün sonra da YPG bombalı araçla saldırdı.

Rusya'nın en kısa sürede kurulmasını istediği gözetim üslerinden biri olan El Iys, rejim güçleri ile muhaliflerin arasında kalan stratejik öneme sahip bir bölge. Türk askerinin bölgeye konuşlanmasını İdlib'e yönelik saldırıları için engel olarak gören rejim, önce bizzat ardından terör örgütleri eliyle provakatif hamlelerini sürdürdü. Bölge kaynakları rejimin fiili durum yaratarak İdlib'deki muhaliflerin elindeki bölgeleri de ele geçirmeyi ve göç dalgası oluşturmayı hedeflediği belirtiliyor.

Özetle Esad, Suriye'de daha önce elinden çıkan bölgelerde yeni bir hâkimiyet kurmanın adımlarını atmaya devam ediyor.

Bu tablo karşısında kafalardaki soru şu:

Esad güçleri Afrin'e girer mi?

Bu soruya Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perincek katıldığı bir televizyon programında yanıt vermişti:

"Kesinlikle mümkün değil çünkü Esad TSK ile karşı karşıya gelmez. Esad meseleye çelişkiler üzerinden bakıyor. Bir tarafta ABD İsrail bir tarafta burası. Ama şu zamanda ÖSO'nun bizim kontrolümüzde savaşması Esad için de önemli. Ankara savaşını örnek verelim. Anadolu beylik kuvvetleri Timur'un tarafına geçtiği zaman Beyazıt'a bir az önce askerlik eden askerlere gidin gelmeyin demedi. Gelin aslanlarım dedi. O yüzden kazanma odaklı bakalım ve özellikle TSK, ÖSO'yu bölgede değerlendirme fikrini kendileri benimsemiştir. TSK'nın öngörüsüdür."

Ancak, TSK'nın bölgedeki operasyonları bittikten sonra kurulacak masada Afrin'in konumu ve statüsü gündeme getirilecek. Bu durumda Afrin nasıl şekillenir, bunu şimdiden söyleyebilmek çok erken. Bu konuda da Rusya'nın belirleyici olabileceğini düşünüyoruz.

Unutulmaması gereken diğer ülke de İran'dır.

İran, şu anda sessiz kalmayı sürdürüyor. Ancak, gerek Esad'ın ve gerekse Suriye'nin geleceği konusunda İran'ın varlığını ve ağırlığını da hesaba katmakta yarar vardır.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.