Ulaşım araçları içinde kağnılar da önemli yer tutar. Cahit Külebi'nin şiirini hatırlayacaksınız:
"Sivas yollarında geceleri
Katar katar kağnılar gider
Tekerleri meşeden.
Ağız dil vermeyen köylüler
Odun mu, tuz mu, hasta mı götürürler?
Ağır ağır kağnılar gider
Sivas yollarında geceleri.
Ne, yıldızlar kaynaşır gökyüzünde,
Ne, sevdayla dolar taşar gönüller,
Bir rüzgâr eser ki bıçak gibi
El ayak şişer.
Sıvas yollarında geceleri
Ağır ağır kağnılar gider.
Kamyonlar gelir geçer, kamyonlar gider
Toz duman içinde,
Şavkı vurur yollara,
Arabalar dağılır şoförler söver,
Sıvas yollarında geceleri
Katar katar kağnılar gider."
Yozgat Boğazlıyan yöresinin türküsünde "Aşağıdan gelen üzüm kağnısı / İçinde de güzellerin benlisi (bir tanem)" denilirken Eskişehir türküsü çifte kağnıdan söz ediyor. Isparta türküsünde ise yâri getiren "Gıcır gıcır"dır. Denizli Buldan yöresinde ise yârin yollarına kağnı kağnı kum dökülüyor. Tokat'ın Artova ilçesinin Bügüt köyündeki bacının derdi başka: "Kağnısında yedecek / Ayı doldu gidecek / Onun orda yâri var / Beni burda n'idecek?"
Türkülerimizin çoğunda kağnılar ya cepheye mermi taşırlar, ya harman yerine sap...
KARA TREN
Gurbetteki oğulu ya da kocayı getirecek olan kara trendir. Türkü olur dillerde kimi zaman trenin düdüğü gibi yanık yanık, kimi zaman rayların sesi gibi şen şakraktır. "Kara tren gelmez mi ola" diye sorulur. Gün gelir kara tren gelir. O zaman "Tren gelir hoş gelir" olur. Trenin gelişlerinin yüreğimizdeki sevincini türkülerimiz yansıtır. Gidişlerinin hüznünü anlatır. Kara tren karartır da karartır. Ankara türküsü "Tren gelir kışladan" diye bekleyişi vurgularken, Divriği türküsü "Tren geldi Mormana'ya dayandı / Celeplerim al kanlara boyandı / Tren beni kesti bekçi uyandı / Bir felek vurdu da bir de sen vurdun" diye tren kazasının, kopuşun hüznünü yüreğimizde hissettirir.
Trenli türkülerle bir yurt gezisi yapabiliriz:
Tekirdağ türküsü ayrılığı anlatıyor: " Ah tren kara tren / Odur yâri götüren / Gitti yårim gelmedi / Budur beni bitiren"Gümüşhaneli delikanlı, trenin düdüğünü mesajına dolgu malzemesi yapmış: "Trenin düdüğüne / Taş koydum gediğine / Anneler kız besliyor / Vermiyor sevdiğine..." Tokatlı delikanlı da "Tren yolları kalabalık, gel gir koluma" diye kıskanıyor. Yavuklusunu sılada bırakacak olan genç endişesini şöyle anlatmış: "Dama goydum yakacak (ah da gara gözlüm) / Şimdi tren kalkacak / Ben askere gidiyom (ah da gara gözlüm) / Bana kimler bakacak?" Uşaklı ise başka dualar içinde: " Kara tren kay da gel / Düdüğünü çal da gel / Gönderdiğim emaneti / Zayetmeden al da gel.." Sivas Şarkışla'nın "Hacelobası" türküsünde "Tren gelir acı acı seslenir / Yağmur yağar çit entere ıslanır..." diye tren sesinin yürek sızlatışını vurguluyor.
Hatay türküsünün askere gidişin anlatımı içinde tren motifi yer alıyor. "Kara tren düz ovayı dolandı / Deniz dalgalandı suyu bulandı" sözlerini taşıyan Uşak türküsü bize ulaşımın deniz boyutunu hatırlattı.
GEMİ VAPUR KAYIK
Kara ulaşımı kadar deniz ulaşımı da türkülerimiz içinde vücut bulmuş. Uzun anlatmak yerine kısa bir liste vermekle yetinmek istiyorum:
Trabzon: "Ben gemilen gidemem / Yol yok mudur karadan / Seni benim elimden / Ancak alır Yaradan."
Tekirdağ: "Oy gemi gemi / Eyleme beni / Görmedim yârimi / Dün akşamdan beri"
Giresun: "Giresun üstünde vapur bağrıyor / Eşref'in yarasını doktor sarıyor.."
Rumeli; "İstanbol'dan çıkar da vapor dumanı / Ah yesirlerin okunuyor fermanı."
Sinop: "Tirenden mi indiniz / Vapura mı bindiniz / Birer birer baş olmaz / Cümleniz hoş geldiniz"
Rize: "Denizde vardır kara / Acaba kayık mi dur / Kaldık uzak uzağa / Ağlasam ayıp mi dur?"
Erzincan (Eğin): "Fırat kenarında kayık değilim / Senden ayrılalı ayık değilim"
Malatya: "Fırat kenarında yüzen kayıklar / Anam ağlar bacım beni sayıklar.."
İstanbul: "İstanbul'dan gelir kayık / İçi dolu sarhoş ayık / Bulamadım kendime layık..."
Uşak: "Deniz üstünde biber / Kayıklar gelir gider / Ne mektup var ne haber / Yüreğim yanar gider..."
Gemili, vapurlu, kayıklı onlarca türküyü saptamamız mümkün.