Gündelik hayatın vazgeçilmezi haline gelen internet, gazeteciliğin sarsılmaz ilkelerini tartışılır hale getirdi. İnternet gazeteciliği sosyal medya ile bütünleşince yılların gazetecileri, daktiloları ile vedalaşarak internette okurlarıyla günün her saatinde buluşmanın hazzını keyfini sürmeye başladı. Çoğu köşe yazarını, gazeteciyi işsiz bırakan, sosyal medya mesajları politik tartışmalara neden olurken, okurlar da haberciler de, bambaşka bir mecranın verdiği avantajları keşfetti. İnternet haberciliği bugün, dünyanın en büyük basın - medya - okur üçlemesini oluşturuyor. Türkiye'de henüz bu yapının sivil toplum ayağı eksik olsa da, Avrupa ve Amerika'da çok sayıda STK, internet medyasını toplumun en önemli unsuru haline getirmeyi başardı. İnternet haberciliği, internet gazeteciliği TV tartışma programlarının, TV ana haber bültenlerinin, hem haber kaynağı, hem de iletişim platformuna dönerken, sektöre önemli bir hareket getirdi. Basılı gazetelerin geleceğini sorgulayan tartışmalar, şimdilik ötelense de, internet haberciliğinin dünü bugünü ve yarınını, sektörün önemli isimlerinden Gazeteci Yazar Mehmet Koca ile konuştuk. Türkiye'de ilk internet gazeteciliğini kurgulayanlar arasında yer alan Mehmet Koca, sorularımızı cevaplandırırken önemli tespitlerde bulundu. İşte o söyleşi:
İnternet gazeteciliği nedir? Kısa tarihçesini anlatır mısınız?
Büyük veri ağı içerisinde, temelini bilgi edinme haber alma sisteminin oluşturduğu veritabanlarına internet gazeteciliği adı veriliyor. Gazetecilik açısından, ilk internet haberciliğinin başlangıcı 1974 yılına dayanır. Amerika'da kurumlar arasında ağ köprüleri kurulan sistemler içinde, ilk internet gazeteciliği örnekleri görülür. News Report bu konuda, en iyi örneklerden biri olarak gösterilir. Bilgi akışının önemini bilen toplumlarda, News Report büyük bir teknolojik devrim olarak görülür. Bilgisayarların gelecekteki yerinin tartışıldığı yıllarda News Report, bir bilginin belli bir grup içinde ışık hızında yayılmasına öncülük etmiştir. Üniversitelerin, bürokrasi çarkının, askeri kışlaların veri tabanlarında oluşturulan, küçük çaplı elektronik bültenleri ışık hızında istenilen merkezlere dağıtılarak, bilgisayar ağlarının gücü bilgi edinmede kendini göstermiştir. Bu arada 1970'li yılların hemen başında TV'lerden yapılan ilk teletext yayınları da, hatırlamakta fayda var. Çoğu meslektaşımız, internet yayıncılığının atası olarak teletext haber bültenlerini gösterir. Fazla bir seçenek sunmasa da, internet haberciliğine geçişte hibrit bir uygulama olarak hatırı sayılır etkisi olmuştur. Bilgisayar teknolojisindeki gelişime paralel olarak internet gazeteciliği ya da internet haberciliği de büyük değişik göstermiş, yüksek kalitede görüntü ve fotoğraf tekniğinin daha etkin kullanmasına imkan tanıyan sistemlerin ucuzlaması, okur haber ilişkisi ve sosyal medya kavramı sektörü çok farklı bir mecraya taşımıştır.

Ülkemizde internet gazeteciliği ne zaman başladı?
Türkiye'nin internet gazetecilik girişimi Ankara'da Ortadoğu Teknik Üniversitesi Öğrenci Çekirdeği Ceng Metu içinde 1980'li yılların sonunda başladı. Gazetecilerin bu konuda tarih takıntısını yenmesine yardımcı olmak lazım aslında. 1990'nın hemen başlarında Ankara'lı bir grup sanat gönüllüsü ODTÜ veri tabanı üzerinden online dergi yayıncılığı yapmaya başladı. Meşhur Hitit Geyiği logosu ODTÜ logosundan sonra dünyada belki de kullanılan Türkiye kaynaklı ilk internet figürü oldu. 1995 yılında sanırım, bazı gazete ve dergiler internet haberciliği yayınına başladı. İnternet Gazeteciliği yapmak için kurulan ilk resmi şirket ise, Haber Türk macerası ile başladı. Ufuk Güldemir'in başlattığı bağımsız gazetecilik fikri, büyük gazeteleri ürküttü. İnternet gazetesinden basılı gazeteye, dünyada sanırım ilk Haber Türk geçti. Bu arada Türkiye'de internet üzerinden ilk canlı yayını da, Haber Türk sitesi yine Ufuk Güldemir ile yaptı. 2000 yılında Hadi Özışık tarafından kurulan İnternet Haber , sektörün öncü portalları arasında yer aldı. Gelişen internet ağı ve bilgisayar sistemleri bugün bile, tam olarak oturmayan internet haberciliğine yön verdi. Bugün dünyada 30 bin, Türkiye'de ise 4 binden fazla internet sitesi okurları için düzenli olarak içerik üretiyor.
HABER SİTELERİ İÇERİK CANAVARI
Ülkemiz ve yurtdışındaki internet gazeteciliği ile aralarındaki teknik, donanım, işletme, habercilik, hukuki, ekonomik, çalışma şartları açısından ne tür farklar vardır?
Dünyanın en hareketli gündemine sahip olan, ülkelerden birinde yaşıyoruz. Doğal olarak, internet haberciliği içeriği hızlı üreten, çabuk tüketen bir mecra. Sürekli güncellenen siteler, her gün yüzlerce haberi yeniden yeniden güncellemekte, okur yorumlarıyla buluşturmakta. Haber kanallarından daha hızlı olmak zorundalar, çünkü okurun bir televizyona erişiminden, daha kolay bir mecrayı yönetiyorlar. Batılı ülkelerin çoğunda, internet siteleri durağandır. Hatta köklü ve etkili gazetelere ait haber portalları, günde birkaç kez güncellenir. Dünyanın bütün internet siteleri üç aşağı beş yukarı, aynı teknolojileri kullanırlar. Haber dili, üslubu, habere bakış internet sitelerinin, karakterini oluşturmaya başladı. İnternet haberciliğinin vazgeçilmezi olan 'Haberde merak unsurunu' canlı ve diri tutma azmi, 'Suyunu çıkardılar' dedirtecek hale geldi. Yakın döneme kadar, her haberi 'Şok şok şok' başlıklarıyla duyuran siteler, okurları tarafından cezalandırıldı. Moskova metrosunda, Londra banliyölerinde çekilmiş fotoğrafları 'Yok artık, bu fotoğrafı gördü, kocası isyan etti' başlıklarıyla oluşturulan kategorilere kimse itibar etmiyor. Hukuki konuda bugün yazılı basına uygulanan hukuki kurallardan daha ağırları, internet gazeteciliği yapanlar için uygulanıyor diyebilirim.
TAZMİNAT KILICI, TEPEMİZDE SALLANIYOR
Haber sitelerinde adını soyadını görenler, fotoğrafın kendisine ait olduğunu ileri sürüp 'Maddi Manevi Tazminat' davası tehdidiyle, kaldırtmak isteyenler çok fazla. İsim soyisim benzerliği yüzünden, hemen hemen her gün birkaç haber kaldırma ya da isim değiştirme talebi geliyor. Türkiye'de internet haberciliği yapan sitelerin, bağımsız olarak ayakta kalması son derece güç. Reklamdan başka gelir kaynağı olmayan, reklam gelirlerinin de kısıtlı olduğu bir mecrada, ayakta kalabilmenin tek yolu aşk. Mesleğine aşık olan gazetecilerin harcı. Onun dışında çoğu haber sitesi yatırımı, maalesef sonu hüsranla bitiyor. Siyasi gelecek umuduyla kurulan, çok sayıda haber sitesinin ömrü seçimlerle sınırlı kalıyor. Sektörde yetişmiş redaktör bulmak bir hayli zor. Bu yüzden ekip arkadaşlarımız çoğunlukla, geçmişe dönük aramızdaki hukuka istinaden yazan çizen kişilerden meydana geliyor.
YAYINCI KADAR, BİREYLER DE, AİLELER DE SORUMLUDUR
İnternetin özellikle çocuklar ve gençler üzerinde, çok yönlü olumsuz etkiler bıraktığı şeklindeki iddiaları, nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu manada internet gazeteciliğinin, bu iddialar karşısındaki yaklaşımı nedir?
Bu tartışma yıllardır var. Sadece Türkiye'de değil, dünyanın her yerinde bu tartışmalar yıllardır sürüp geliyor. İnternet ağı üzerinde çocuklar için, en ciddi tehdit sosyal medya olarak gösteriliyor ki, buna katılıyorum. Çok sayıda yasa dışı terör örgütü eleman desteğini, taraftar desteğini doğrudan doğruya, sosyal medya ve internet üzerinden temin ediyor. Daha geçtiğimiz Cuma günü Bursa'da evinden kaçan ortaokul birinci sınıf öğrencisi iki çocuk İzmir'de bulanarak ailesine teslim edildi. Sosyal medya üzerinde kurulan bir sayfa üzerinden yönlendirilmişler. Bu tür örnekler çok fazla. Çocuklar sadece terör örgütlerinin değil cinsel istismarcıların da tuzağına açık durumda. Burada en büyük sorumluluk ailelere düşüyor. Çoğu haber sitesi artık içerik üretirken, çocukları gözeten bir ekip kontrolü getirdi. Bu konuda NTV'nin öncülük ettiğini biliyorum. Geçtiğimiz yıl Amerikalı bir editör yaptığı haberden dolayı yaşadığı utancı kaleme almıştı. Yaptığı haberin içeriğini 5 yaşındaki çocuğuna anlatmakta zorlanınca, çalıştığı kurumdan kendi haberini yayından kaldırmasını rica etmek zorunda kalmış. Yaptığımız her haberi, haberlerde kullandığımız görseli çocuklarımızın, annemizin, babamızın görebileceğini düşünmeliyiz. Bu vicdani, ahlaki bir sorumluluk. Yayıncı sorumluluğu kadar, okur sorumluluğunu da göz ardı etmemek lazım. Bir haberde rahatsız edici unsur görüyorsak, bunu mutlaka yayıncı kuruluşun 'info' adresine, okur temsilcisine, yazı işleri sorumlusuna iletmek okur sorumluluğundadır.
Bağımsız yani her hangi bir büyük medya kuruluşu ya da holding bağlantısı olan ya da olmayan, internet gazeteciliğinin avantaj ve dezavantajları nelerdir?
Gazetecilik mesleği açısından çekincelerimiz kalmadan, ahlaki ölçüler içerisinde her haberi verebilirsin. Kaza yapan kamyon, otobüs, otomobil şirketin kardeş kuruluşu değildir. Önünde kuyruklar oluşan banka, içinden iğne çıkan dondurma, böcekli kola, kurtlu konserve, reklam verenin değildir. Siyasi partilere yakınlığın habercilikle sınırlıysa, saygınlığını korursun, kimse düşman olmaz. Fakat reklam alamazsın, birkaç uluslar arası reklam kaynağın kalır elinde. Onların da geliri son derece sıkıntılıdır.
Türkiye'deki reklam ajansları, yabancı ajanslardan daha mı az kazandırıyor?
Hayır hayır, aslında batılı reklam ajansları, Türkiye'deki reklam şirketlerinden tabi ki daha çok veriyor ve genelde daha güvenli ödemeleri. Burada sıkıntı, reklamla okur ilişkisinde. İnternet sitelerinin tek gelir kaynağı olan reklamlardan, para kazanabilmek için, okurun reklamlara tıklaması beklenir. Ancak Türk okurların büyük kısmı, 'Virüs bulaşır' korkusuyla asla tıklamaz. Bir de uyanık reklam verenler vardır, bannerlarına tıklanmaya gerek kalmadan, tüm bilgileri reklamda açıklar böylece neredeyse internet sitelerini bedavaya kullanırlar.
İnternet gazeteciliği hukuki, insani, mesleki ve habercilik açısından nasıl bir sorumluluk anlayışına sahiptir?
İnternet haberciliği yapan sitelerin kurduğu İnternet Gazetecileri Derneği var. İnternet Gazeteciliği konusunda hazırlanan yasanın yazılmasında etkili oldu, ancak son yıllarda bir etkinliğini görmedim. İnternet yayıncılığı, kendi içinde istismara açık bir sektör. Habercilik tecrübesi olmayan hatta küçümsemek için söylemiyorum, çok sayıda forum sitesinde gördüğüm tanık olduğum için, söylemekte bir sakınca yok 'Özel güvenlik görevlisiyim işlerimin yoğunluğu nedeniyle haber sitemi satıyorum' diyenlere rastladım. Bir gazeteci olarak, donup kaldığım bir ilan bu. Bir gazetecilik deneyimi, habercilik geçmişi, muhabirlik tecrübesi olmayan kişilerin, internet haberciliğine soyunduğu bir ülkede, nasıl bir otokontrol sistemi kurulabilir ki? Kopyaladığı haberi, basit bir yazılımla değiştiren portallar var. Kelimeler benzerleriyle değiştirilerek, öyle bir haber oluşturuluyor ki anlamak mümkün değil. Ziyaretçi çekebilmek için akıl ve mantığı bir kenara bırakan yayıncıları, hiçbir otokontrol sistemi önleyemez. Bunlar zamanla elenecek, yerine yeni teknolojiler ile donatılmış haber siteleri gelecek.

GAZETELERİN ETKİLEME GÜCÜ, HENÜZ İNTERNET SİTELERİNDE YOK!
Yazılı basın, internet gazeteciliği yaygınlaştıkça ömrü kısalacak mı?
Bu da çok tartışılan bir konu. Hatta Amerika'da, Fransa ve İngiltere'de bazı gazeteler basılı hayata veda etti. Türkiye'de Radikal bu konuda öncü oldu. Fakat öngörüler, insanı yanıltabilir. Okuma düşüncesi ve kağıda temas hissinin, kalıcı olduğunu düşünenlerden yanayım. Bugün Türkiye'de her gün 100 milyondan fazla haber okunuyor. Dünyada bu sayı 2 milyarın üzerinde olduğu, yazılıp çiziliyor. Yine de gazetelerin traj kayıpları, o kadar yüksek değil. İnternette haber okuma alışkanlığıyla, gazete okuma alışkanlığı çok farklı. Gazetenin getirdiği derinlik, gazetenin etkileme gücü henüz internet sitelerinde yok. Bir de sanırım okur sadakati kavramı yerini klasik internet bağımlılığına terk etti. Eskiden gazetelerin, köşe yazarlarının sadık okur kitlesi vardı, yeni nesil okurlarda bu yok. En hızlı erişilebilen haber sitesi en iyi haber kaynağıdır. Sitenin önem verdiği konular gelende okurun dikkatini çekmez, okur o an sadece aradığı konu ve bulduğu sonuçla ilgilidir, eğer çok sevdiyse sizi 'Sık Kullanılanlara' ekler. Kullanılmak kötü bir his değil mi?
Gazete ve dergilerde tiraj, tv lerde raiting okunmuşluk ya da izlenmiş oranını belirliyor. İntenet gazeteciliğinde okunmuşluk ya da izlenmişlik nasıl tespit ediliyor? Bu alanda ekonomik gelir artışı, nasıl sağlanabiliniyor?
Reklam verenler için, hayati derecede önemli bir konu. İnternet siteleri bu konuda ölçümlemesi, en kolay mecralardır. Hatta gazete ve TV'lere oranla, daha detaylı bilgiler de, elde edilebilir. Okurların yaş grubu, cinsiyeti, eğitim durumları, en çok merak ettikleri, siyasi eğilimleri, bulundukları sokağa kadar, pek çok veriyi reklam verenler elde edebiliyor. Bu verileri sağlayan, uluslar arası ölçüm kurumları var. Türkiye'de bu konuda en yaygın bilineni Alexa. Ancak manüple edilmesi çok kolay bir sistem ve güvenilir değil. Zaten son aylarda tüm algoritmasını değiştirdi. Sıralamaları tamamen değiştirdi. Bir intiba verebilir. Compete, Quantcast gibi yazılımlar bu konuda oldukça faydalı.
İnternet gazeteciliğinin olmazsa olmazları nelerdir?
İlke, bir gazetecilik düsturu, ilkesi olmalı. Bir duruşu olmalı. İlk internet gazeteleri hemen her konuda haber veriyordu. Şimdi artık sektörel haberleri verenler, verdikleri haberle okur tarafından bulunabilir, görünebilir olanlar öne çıkıyor. Sitede verilen bir haber okura ulaşmıyorsa, o haber editörle ekran arasına sıkışır kalır. Habere önem vermeli. Haberin üslubu, veriliş tarzı, kullanılan dil ve haberin içeriğini zenginleştiren görseller itici olmamalı. Ajansların geçtiği habere, tarzını yansıtan sitelerin okunma oranları, aynı haberi aynen verenler arasında, çok büyük farklar var. Habere heyecan katan, haberi konuşturan mecralar, okur tarafından mutlaka ödüllendirilir.
TÜM SİSTEMLER, MOBİL UYUMLU OLMAK ZORUNDA KALACAK
Mesleğin handikapları ve zorlukları nelerdir?
Röportajın başında 'Gündemi yoğun olan bir ülke demiştik' ya; Bütün sıkıntı bu. Norveç'te yayın yapan internet sitelerine hayranım. Geçen yıl genç bir kızın dağ başında münzevi bir hayat sürmesini, tam on gün boyunca haber yapmışlardı. Gündemleri buna uygun. Breivik'in pasta siparişi bile, günlerce ülkede olay oldu. Her gün onlarca trafik kazası, terör olaylarının yaşandığı, politik arenada bitmek bilmeyen tartışmaların süre geldiği, komşu ülkelerdeki savaşlar ve dünya politikasına olan merakımız, hem okuru hem de internet haberciliğini yoruyor.
Sosyal Medya internet haberciliğini nasıl etkiliyor? Bu konuda, sosyal medyanın rolü nedir?
İnternet haberciliği için sosyal medya, en önemli mecralardan biri olarak ortaya çıktı. Arama motoru Google kadar olmasa da, gücü tartışılmaz. Haber siteleri için Sosyal Medya, iyi bir ziyaretçi kaynağı olduğu doğru, ancak bu kaynağın kullanım tarzı çok önemli. Sosyal medyada paylaşılan bir haberin başlığı, okurda kalıcı bir algı uyandırıyor. Kullanılan üslup, dil hatta jargon çok önemli. Sıradan bir haber için, üretilen sosyal medya başlığı çok büyük tepki çekebilir, antipatik bulunabilir, bir siyasi partiye, bir ideolojiye angeje edebilir. Bir gazeteci olarak bunların hepsine dikkat etmek zorundayım. Ürettiğim haber, her şeyden önce bana ait. Beni temsil eden bir haberle hiç bir ilgimin bulunmadığı halde, suçlamalara maruz kalmak istemem. Burada yayıncılar için, trafiğin kalitesi de önemli. Reklam verenler son yıllarda, sosyal medya üzerinden gelen okur trafiğini, 'Düşük profil' olarak değerlendiriyor. Sosyal Medya'nın en önemli etkilerinden biri de, mobil yazılımların gelişmesi ve mobil habercilik kavramının öne çıkmasına neden oldu. Daha kısa haberler, daha zengin görseller, ön plana çıkmaya başladı. Her gün en az 32 milyon aktif internet kullanıcısının, mobil üstünden erişim sağlandığı Türkiye'de, yakın gelecekte sanırım tüm sistemler, mobil uyumlu olmak zorunda kalacak.
MEHMET KOCA KİMDİR?

1963 Konya Seydişehir'de dünyaya geldi. Gazeteciliğe 1984 yılında Günaydın'da başladı. Ankara bürosunda Ulus, Tercüman ve Sabah ve Yeni Düşünce gazetelerinde çalıştı. İstanbul'da çok sayıda gazetenin yazı işleri servislerinde editör, istihbarat şefliği, haber müdürlüğü görevlerinde bulundu. Ortadoğu, Kurultay, Yeni Çağ, Akşam, Güneş, Tercüman, Milliyet, Türkiye Gazetesi'nde politika sayfası edetörlüğü yaptı. 1997 yılında kurduğu siteyle, Türkiye'nin ilk internet yayıncıları arasında yer aldı. Skyturk.net, noldu.net, newturk.net gibi haber sitelerini kurdu, Halen 6 yıl önce kurduğu yayın hayatına başlayan iyigunler.net isimli internet sitesinin Genel Yayın Yönetmenliği görevini sürdürüyor.