Zeytinburnu Kültür Sanat’ın ilgiyle takip edilen "100 Yüze İmza ve Söyleşi" programı, Ocak ayı oturumunda Türk edebiyatının usta isimlerinden Enis Batur’u ağırladı. 30 Ocak 2026 Cuma akşamı gerçekleşen söyleşide, Batur’un yarım asrı aşan yazı serüveni ve "yazı insanı" olmanın getirdiği sorumluluklar ele alındı. Etkinlik öncesinde yazarın "Cinlerin İstanbulu" adlı eseri katılımcılara hediye edildi.

YAZARLIK KARARI VE ÖDENEN BEDELLER

Söyleşide yazarlık yolculuğunun başlangıcına dair samimi açıklamalarda bulunan Enis Batur, bu mesleğin dışarıdan göründüğü kadar kolay seçilmediğini vurguladı. Yazarlığın bir "savaş verme" süreci olduğunu belirten Batur, kendi deneyimlerini şu sözlerle aktardı: "17 yaşından sonra yola çıkma kararı aldım ancak ailem ve çevrem bu gidişe hazır değildi. Yazma meselesi ciddileştikçe herkes 'nasıl geçineceksin?' diye paniklemeye başladı. 20 yaşında bir karar vardım; bedeli neyse karşılayacaktım. Çünkü yazmaktan başka bir işi seçemeyecek durumdaydım."

Batur, Türk edebiyatında ailesinden tam destek alarak ekonomik kaygı gütmeden bu yola giren ender isimlerden biri olarak Orhan Pamuk’u örnek gösterirken, kendisi gibi pek çok yazarın bu yolda pratik zorluklarla mücadele etmek zorunda kaldığını ifade etti.

EDEBİYATTA YARATICILIK: TÜRLERLE DİDİŞMEK

Edebiyatın teknik ve form arayışlarına da değinen usta yazar, modern dönemde kalıpların dışına çıkmanın önemine dikkat çekti. Stendhal gibi klasik yazarların ardından bugün nasıl yazılması gerektiği sorusunun her yazarın önünde durduğunu belirten Batur, yaratıcılığın sırrını şu şekilde tanımladı:

"Türlerle didişme, işin yaratıcılık tarafını besleyen bir yaklaşım. Kişinin cüret etmesi, kendisine dayatılan formüllere itiraz etmesi gerekir." Bilge Karasu ve Perec gibi isimlerin farklı roman anlayışlarına atıfta bulunan Batur, yeni yazarların bu özgürlük alanında kendilerine özgü bir formül bulmalarının hayati olduğunu vurguladı.