Bizim turizm sektörü ve özellikle de temsilcileri, anlaşılmaz bir tutum sergiliyor. Son iki yıldır büyük kriz yaşayan turizmimiz Kurban Bayramı'nın 10 güne çıkarılmış olması karşısında neredeyse zil takıp oynayacaklar.

Böyle bir anlayış, böyle bir "günü kurtarma" girişimleri ile açıkça bilinmelidir ki, turizmdeki çıkmazdan kurtulmak mümkün değildir.

Aslına bakılacak olursa turizmden yükselen S.O.S'lere karşı 10 günlük kurban bayramı uzatması, sektör temsilcilerine "Şu memeyi ağzına al ağlamayı kes" anlamında bir ödüllendirmedir.

Geçenlerde Turizm GM'de Serdar Karcılıoğlu'nun konu ile ilgili çok güzel bir analizi yayınladı. "Turizmcinin sessiz çığlığı" başlıklı yazı sektörün içinde bulunduğu durumu açık biçimde ortaya koyuyor.

BOYD Başkanı Karcılıoğlu "Sektör o kadar, güçsüz ki! O kadar, O kadar, sadece ayakta kalma mücadelesi içerisinde çabalıyor ki! Umutsuz ki! 10 günlük bir tatil sürecinde elde edilecek gelirin her şeyi düzeltmeyeceğini, kuyudan çıkarmayacağını bilmelerine rağmen en azından çalışanlarının maaşları ile kredi borçlarının bir bölümünü ödeyebilecekleri ümidiyle bunu can simidine dönüştürdüler... Bu bile ülkemiz turizminin ne yazık ki bitme noktasına geldiğinin bir göstergesidir. Konuya böyle bir açıdan değerlendirme getirmemizin birinci nedeni, devletimizin bu konuda ülke ekonomisinin lokomotifi olan ancak bir türlü anlaşılamayan! turizm sektörünün sorunlarına ciddi ve gerçekçi adımlar atması bu sessiz çığlıklara kulak vermesi ve duyması içindir. Artık, şu gerçeği kabullenmeliyiz; Turizmin ana arteri konaklama sektörü, yatırımcısı, yöneticileri ve çalışanları ile var olan bu krizi yoğun bir şekilde yaşamaktadırlar, Acil ve kalıcı ve daha önemlisi işe yarar önlemler alınmadığı taktirde son otuz yılın önemli kazanımlarını kaybetme ile karşı karşıya kalacağız" diyor.

Asıl söylemek istediğimize gelelim:

Turizm neden çakıldı? Bunun nedenleri biliniyor. Önlem alınıyor mu? Alındığını söyleyemeyiz. Bugüne kadar sektörün kurtarılması, önündeki engellerin kaldırılması konusunda gereken çalışmaların yapıldığını söylemek de o kadar zor görünüyor.

Hemen her yıl, bayram tatillerinin uzatılmaya gidilmesi ile de turizm sektörü kurtarılmaz, ayakta kalamaz.

Bunu turizmciler de biliyor.

O halde, böyle "günü kurtarma" çalışmaları yerine köklü önlemlerin alınması konusunda ciddi çalışmaların yapılması gerekiyor.

Tanıtım konusundaki eksikliklerimizin tamamen ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu konudaki eksikliğimizi hemen hemen turizmle ilgili yazdığımız her yazıda ortaya koymaya çalışıyoruz.

Batı'dan, Rusya'dan geçmiş yıllardaki turist akınının sağlanması gerekiyor.

Sektör temsilcilerinin konuya daha ciddi eğilmesi, raporların hazırlanıp Bakanlıkla işbirliği çalışmalarına yönenilmesi gerekiyor.

Gerekiyor da gerekiyor.

Kurban Bayramı'nın 10 güne uzatılması ile yan gelip yatma yerine, bunun hiçbir işe yaramadığının ortaya konulması konusunda ciddi çalışma içine girilmesi daha yararlı olmayacak mı?

"Bayramdan bayrama turizm"  anlayışı sektörün daha da dibe vurmasıdır.

Karşınızdaki muhatap böyle bir durum karşısında ne der biliyor musunuz?

"Halinizden memnunsanız daha ne istiyorsunuz?

Turizm sektörünü bu hale sokmayın, yerlerde süründürmeyin.

Rakip ülkeler 30-40 milyon turist ağırlarken, siz bayramların uzaması ile içe dönük 100 binlik 300 binlik yerli turist ile "günü kurtarma" ile yetinip, zil çalıp oynarsanız sesinizi de duyurmazsınız.

İnancımız şudur:

Turizm sektörünü kurtaracak olan, sektöre yön verenler, temsilcilerdir. İşi artık "günü kurtarma" çalışmalarından çıkarıp, hedef büyütmek, rakip ülkelerle yarışabilecek konuma gelmektir. Sorun yaşanan konularda sesiz kalınırsa ileriye gitmek mümkün olabilir mi?

Yolu tıkayan nedenler varsa bunlar da ortaya konulmalı, çok daha açık olunmalıdır. Eğer bugün olduğu gibi bayram uzatmaları ile yetinmeye çalışılırsa bir adım ileriye gitmek de ancak hayal olabilir.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.