Kuzey Kore tarafından denenmekte olan nükleer denemeler konusunda dünya ayakta ve tedirgin. Geçenlerde yazdığımız yazıda, bu konuda yapılan her çalışmaya kimden gelirse gelsin tepki verilmesi ve çalışmaların önlenmesi gerektiğine değinmiştik.

İnsanlığı ve varlığını tehdit eden nükleer çalışmalar ve silahların bir gün ateşlenmesi ile insanlığın görülmemiş bir felaket yaşayabileceği söyleniyor. Ortada böyle bir tehlike varken, çalışmaları desteklemek ve sorumsuzca hareket etmek doğru bir yaklaşım olabilir mi?

Kuzey Kore'nin test ettiği hidrojen bombasının, dünyadaki en tehlikeli silah olduğu söyleniyor. Gerçekleşen testte ortaya çıkan yıkıcı etki, 120 kiloton. Bu, 120 bin ton TNT'nin patlatılmasına eş değer ve birden çok şehri haritadan silme kapasitesine sahip bulunuyor. Uzmanlar, test edilen hidrojen bombasının ABD tarafından Hiroşima'ya atılan atom bombasından sekiz kat daha güçlü olduğunu belirtiyor.

Bu tehlikeli çalışmalara karşı Birleşmiş Milletler nasıl bir tavır koyacak,önlem almaya çalışacak? Bunu biz de merak ediyoruz.

Asıl sorun, BM'nin daimi üyelerinin elinde de nükleer silahların olmasıdır.

Gözlerin çevrildiği Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ise, ABD, Japonya, Fransa, İngiltere ve Güney Kore'nin çağrısıyla acil toplanıyor. Konsey, son bir haftada ikinci kez Kuzey Kore'yi masaya yatıracak. Daimi üyeleri ABD, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere olan BMGK'nın bu kez Pyongyang'a karşı nasıl bir adım atacağı merakla bekleniyor. Zira, ABD Başkanı Donald Trump geçtiğimiz Nisan ayından bu yana Çin üzerinden Kuzey Kore'ye baskı kurarak nükleer ve füze testlerini engellemeyi denedi ancak başarılı olamadı. Kuzey Kore'nin en önemli müttefiki konumunda bulunan Çin, genelde taraflara sağduyu çağrısı yaparak gelişmeleri takip ediyor.

Rusya'nın tutumunun şaşırtıcı olduğunu söylemeliyiz.

Nedenine gelince:

Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Ryabkov ise, yaptığı açıklamada Kuzey Kore'nin gerçek bir nükleer tehdit olmadığını savundu. Moskova'nın Güney Kore'nin devreye soktuğu yeni ABD füze savunma sistemine karşılık vereceğini belirten Ryabkov, "Daha güçlü ve zeki olanlar, kendini kontrol etmeli. Herhangi bir savruk hamle, patlamaya neden olabilir" dedi.

Çin resmi haber ajansı Şinhua, dün geçtiği haberde, BRICS liderler zirvesinde bir araya gelen Şi Jinping ile Rusya lideri Vladimir Putin'in Kuzey Kore'ye karşı atılacak adımlar için anlaştığını bildirmişti.

Türkiye'nin tutumu ve tepkilerini de yerinde buluyoruz.

Kim Jong-un'un depreme yol açan hidrojen bombası denemesine, Türkiye de sert tepki gösterdi. Dışişleri Bakanlığı'nın internet sitesinde yer alan açıklamada, "Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin (KDHC) 3 Eylül 2017 tarihinde uluslararası hukuk ile bölgesel barış ve güvenliği hiçe sayarak yaptığı hidrojen bombası denemesini, sorumsuz ve kışkırtıcı bir hareket olarak görüyor, en güçlü şekilde kınıyoruz" denildi.

Rusya'nın tutumu burada şu gerçeği yansıtıyor:

Dikkat edilecek olursa Rusya Dışişleri Bakanı ABD füze savunma sistemlerinden rahatsızlık duyduklarını ve Kuzey Kore'nin bunlara karşılık verebilecek güce kavuşması ile dengelerin kurulabileceğini söylemeye çalışıyor.

BBC tarafından Kuzey Kore'nin füze yapımında kilometre taşlarının şöyle şekillendiği belirtiliyor:

Kuzey Kore'nin füze programı 1976 yılında Mısır'dan gelen ilk paket Scud füzeleri ile başladı. 1984 yılında kendi tasarımları olan Hwasong'lar yapıldı. Bin kilometre menzili olan bu füzeler konvansiyonel, kimyasal ya da biyolojik savaş başlığı taşıyordu.

Hwasong'dan 1300 kilometre menzile sahip Nodong tasarımı üretildi.

2016 yılında Stratejik Çalışmalar Uluslararası Enstitüsü'nün analizinde füzelerin 'Güney Kore'nin tümünü ve Japonya'nın büyük bir kısmını vurma' kapasitesine sahip olduğu aktarıldı.

Daha güçlü kapasiteye sahip olan Musudan füzeleri geliştirildi ve bu füzeler 2016 yılında test edildi.

Ne kadar uzağa gidebilecekleri ise kaynaklara göre değişiyor, İsrailistihbaratı 2 bin 500 kilometre derken Amerikan Füze Savunma Ajansı 3 bin 200 kilometre diyor. Başka kaynaklar ise 4 bin kilometre olabileceğini aktarıyor.

Ağustos 2016'da ise Pukguksong adında bir denizaltında bulunan 'yüzeyden yüzeye, orta menzilden uzun menzile' füzelerin test edildiği belirtildi.

4 Temmuz'da kıtalar arası füze denendiğinin açıklanması ise Pukguksong füzelerinin bir adım öteye taşınarak ABD'nin bir nükleer savaş başlığı ile tehdit edilebileceği anlamına geliyor.

3 Eylül'de gerçekleştirilen hidrojen bombası testi ise, yeni bir dönemin başlangıcı oldu.
İran Lideri Ayetullah Ali Hamaney'in Başdanışmanı Ali Ekber Velayeti, İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri'nin Türkiye ziyaretinin tarihi ve belirleyici bir ziyaret olduğunu söyledi.

Basın toplantısında gazetecilerin sorusu üzerine Bakıri'nin Türkiye temaslarını değerlendiren Velayeti, " Bu ziyaret için Türkiye'nin gösterdiği ilgi ve Ankara'da yapılan görüşmelerin içeriği ve türü bakımından, ziyaret belirleyici bir ziyaret oldu" dedi.

Bakıri'nin lider Ayetullah Hamaney'den sonra ülkenin en üst düzey askeri yetkilisi olduğuna dikkat çeken Velayeti, bu düzeyde bir ziyaretin İran İslam Devrimi'nden sonra ilk kez gerçekleştiğine vurguda bulundu.

İran ve Türkiye'nin iki kadim komşu olarak ikili ve bölgesel ilişkiler konusunda çoklu ortak yönlerinin bulunduğunu kaydeden Velayeti, ilişkilerin gelecekte daha da gelişmesini istedi.

Referandum Irak'ın bölünmesinin başlangıcı olur

Velayeti, Irak Bölgesel Yönetimi tarafından 25 Eylül'de yapılması öngörülen bağımsızlık referandumu için" Bu Irak'ın bölünmesinin başlangıcı olur. İran olarak Irak'ın toprak bütünlüğünü destekliyoruz ve referanduma karşıyız" diye konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.