Avşarlar, Anadolu Türkmenleri içerisinde 200 yıllık bir direniş sonucunda iskâna boyun eğmişti.  Fakat devlet tarafından aşiret ismiyle anılan köy ve mahalle kurmaları yasaklanmıştı. Bunun en büyük amacı ise, göçerliklerini, yani Avşar Türkmeni olduklarını unutturmaktı.
Dadaloğlu, zorunlu iskân ve Kozanoğlu başkaldırısının içerisindeydi. Şiirlerinde Osmanlıların yerleştirme politikasına karşı Türkmenlerin ayaklanmasını anlatmış ve bu direnişi desteklemiş, yüreklendirmişti. Dadaloğlu'nun doğum ve ölüm tarihleri hakkında kesin bir bilgi olmamakla beraber eldeki kaynaklardan 1785-1868 olarak belirlenmişti. Güney illerinde dolaşan Türkmen topluluklarının Avşar boyundandı.  Yaşamı hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığımız Dadaloğlu'nun şiirleri yazılı kaynaklar aracılığıyla değil sözlü gelenek sayesinde bugüne ulaştı.
Yurtlarının ellerinden alınmasından dolayı o bölgeleri terk etmek istemeyen Avşar'ların  bu  kanlı başkaldırılarının yankıları, diğer Türkmen ozanları gibi,  Dadaloğlu'nun şiirlerinde acı bir şekilde dile getirildi: 
".............
Aşağıdan akça çığın ötünce
Katar başı, mayaların sökünce
Şahtan ferman Türkmen ili göçünce
Daha da hey, Osmanlı'ya aman mı?
İskân olayı ve bu olay sırasındaki kavgalarda,  Avşarlar çok sayıda hayvanlarını yitirmişler, yeni yaşama alışmada güçlük çekmişlerdir. Avşarlar'ı Uzun Yayla'ya iskân etmek için, söz verilmişti. Ancak oraya Çerkez muhacirleri yerleştirilince bundan cayılmıştı. 
Avşar'ların ikide bir devlet kuvvetleriyle çarpış­maya kalkışmaları, kendi aralarında huzursuzluk çıkarmaları İstanbul'da büyük tartışmalara sebep ol­muştu. Sürekli olarak oturdukları yer belli olmayan, bunun için de vergi ve orduya asker veremeyen Avşar'lar, "Bağımsızlığını ilân etmek için" baş kaldıran Kozanoğlu Mıstık Paşa'nın yanında yer almışlardı.. 
Dadaloğlu, yanında yer aldığı Kozanoğlu'nun bu kavgadan yenik düştüğünü görmüştü. Daha önceleri gelen İskân fermanlarını dinlememek için gayret gösteren Avşarlar, Dadaloğlu'nun diliyle "Kalktı göç eyledi Avşar illeri / Ağır ağır giden eller bizimdir / Arap atlar yakın eder ırağı  / Yüce dağdan aşan yollar bizimdir" " diyenler emre uymak zorunda kalmışlardı. Dadaloğlu'nun içinde bulunduğu obalar, o zamanlar Sivas'a bağlı olan şimdi Kayseri'nin (Aziziye) Pınarbaşı ilçesi çevresine, ve şimdi Kayseri'nin Tomarza' ilçesinin Sindel, yeni adıyla Kayabaşı köyüne yerleştirilmişlerdi. 
Kavga kurulmadan önce « Daha da hey Osmanlı'ya aman mı?...» şeklinde cenk türküleri söyleyen Dadaloğlu, yeni yerleşim bölgesinde kendisini gurbette saymakta ve artık gurbet türküleri, bozlakları söylemekteydi.. Tek başına gezdiği, Maraş'ta, Elbistan'da, Adana'da gurbet türküleri söyleyecekti. Çünkü onun sılası, dağlar, yaylalardı. 
Halk ozanları, yüzyıllar öncesinden günümüze sesiyle sazıyla gelen ve bu süreç içinde gittikçe değer kazanan seçkin insanlardır. Kuşkusuz onlardan biri de Dadaloğlu'dur.. 
Yukarıda sözünü ettiğim ünlü şiiri ile yazımızı bitirelim:

KALKTI GÖÇ EYLEDİ AVŞAR ELLERİ 

Kalktı göç eyledi Avşar elleri
Ağır ağır giden eller bizimdir
Arap atlar yakın eder ırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir

Belimizde kılıcımız Kirmani
Taşı deler mızrağımın temreni
Hakkımızda devlet etmiş fermanı
Ferman padişahın, dağlar bizimdir

Dadaloğlu'm birgün kavga kurulur
Öter tüfek davlumbazlar vurulur
Nice koçyiğitler yere serilir
Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.