Türk edebiyatının önemli yazarlarından Refik Halid Karay tarafından kaleme alınan İstanbul’un İç Yüzü, yayımlandığı günden bu yana şehrin sosyal hafızası olma özelliğini koruyor. İlk kez 1920 yılında okurla buluşan eser, sadece bir roman değil, II. Meşrutiyet’ten I. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar İstanbul’da yaşanan büyük kırılmaların belgesi niteliğini taşıyor.

İNSAN PORTRELERİ VE SOSYAL YOZLAŞMA

Refik Halid, bu eserinde eski İstanbul’un köklü konak hayatının yerini alan yeni zenginleri, savaş fırsatçılarını ve değişen ahlaki değerleri mercek altına alıyor. Roman, dönemin İstanbul’undaki idari ve sosyal yapıyı, çıkar ilişkilerini ve batılılaşmanın yanlış anlaşılan yönlerini ironik bir dille eleştiriyor. Eserin en dikkat çekici yanı, bir olay örgüsünden ziyade, birbirinden bağımsız görünen karakterlerin portreleri üzerinden koca bir şehrin panoramasını sunmasıdır.

ESKİ VE YENİ İSTANBUL’UN ÇATIŞMASI

İstanbul'un İç Yüzü kitabında harp zengini olan insanların yaşamları, eski İstanbul'un kültürü ile yetişmiş insanlar ile karşılaştırılarak anlatılmıştır. Kitapta İsmet, Fikri Paşa ve Kani vardır. İsmet, romanın oluşmasındaki en büyük etken olan günlüğün sahibidir ve gözlemleri ile romanın oluşmasını sağlamıştır. Fikri Paşa, İstanbul beyefendisidir, naziktir ve İsmet'i konağında misafir eder. Fikri Paşa romanda iyi insanları temsil etmektedir. Kani ise kötü insanları temsil eder ve sıfırdan zengin olmuş harp zenginlerinden biridir.

Romanda İsmet, İstanbul'da tanınmış kişilerden biri olan Fikri Paşa'nın yanına evlatlık olarak verilmiştir ve günlük tutmaktadır. Günlüğünde Fikri Paşa ve çevresindekilerin yaşamlarını anlatan İsmet Fikri Paşa için kibar bir kimse olarak bahsetmektedir. 1914 senesinden sonra değişim başlar ve ülkede harp zenginleri ile çıkarcı kişiler artar. Bunlardan biri de Kani Bey'dir. Sonradan görme olmasına rağmen Kani Bey hiçbir şeyi beğenmez. Romanda eski bir İstanbul evindeki yaşam ile bir apartman dairesindeki yaşam karşılaştırması yapılmıştır. Sigara ve içki düşkünü kadınlar, çıkarcı insanlar, iyi ve kötü insanlar ile ilgili iyilik ve kötülük ayrımlarına romanda sıklıkla yer verilmiştir. Aynı zamanda romanda hırsızlar, savaştan zengin olmuş kişiler ve saray adamları da yer almaktadır.

SÜRGÜNDEKİ KALEMİN İSTANBUL HASRETİ VE GÖZLEMİ

Yazarın sürgündeyken kazandığı gözlem gücünü konuşturduğu bu kitap, Türkçe’nin en yalın ve akıcı kullanıldığı metinlerin başında geliyor. İstanbul’un İç Yüzü, o günün İstanbul’unu tanımak isteyenler için bir rehber olduğu kadar, bugünün İstanbul’undaki benzer toplumsal dönüşümleri anlamak için de güncelliğini koruyor.