Deprem, sel ve yangın anlarında ve sonrasındaki kritik sürelere ilişkin bilgi veren AKUT Arama Kurtarma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Akbel, “Deprem anında ilk 10 dakika, kaos ile artçılar, gaz kaçakları, yangınlar gibi ikinci riskleri barındıran en önemli dakikalardır. ‘Altın saatler’ diye nitelendirdiğimiz ilk 72 saat enkaz altında kalanların canlı kurtarılma ihtimalinin en yüksek olduğu zamanlardır. Selde ilk 6 saat su seviyesinin hızla yükseldiği ve en çok can kaybının yaşandığı zamandır. İlk birkaç saat hayati önemdedir. Yangınlarda ise özellikle kapalı alan yangınlarında ilk 3–5 dakika çok kritiktir. 10 dakika içinde yangın kontrol altına alınamazsa hızla yayılır.” dedi.
Kurulduğu ilk günden bu yana hem Türkiye’de hem de dünyada meydana gelen büyük afetlerde arama-kurtarma operasyonlarına destek olan AKUT Arama Kurtarma Derneği, afet yönetiminde “kritik süre” kavramına dikkat çekerek bireylerin ve kurumların alması gereken önlemleri açıkladı. AKUT Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Akbel; deprem, sel ve yangın gibi felaketlerde doğru müdahale için zamanlamanın hayat kurtarmadaki belirleyici rolünü vurguladı.
Enkaz altından kurtuluş için ilk 72 saat belirleyici
Her afetin dinamiğinin farklı olduğunu ve bu durumun kritik süreleri etkilediğini belirten AKUT Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Akbel, “Deprem anında ilk 10 dakika, kaos ile artçılar, gaz kaçakları, yangınlar gibi ikinci riskleri barındıran en önemli dakikalardır. ‘Altın saatler’ diye nitelendirdiğimiz ilk 72 saat enkaz altında kalanların canlı kurtarılma ihtimalinin en yüksek olduğu zamanlardır. Biz arama kurtarma ekipleri için de en yoğun çalıştığımız dönem bu 72 saattir diyebiliriz. 72 saatten sonra ise hayatta kalma ihtimali hızla düşer ama tamamen bitmez. Böyle ‘mucizelere’ birçok depremde tanık olduk.” dedi.
Selde ilk birkaç saat, yangında ise ilk 3-5 dakika çok kritik
Sel ve yangınlardaki müdahale sürelerinin farklılık gösterdiğini ifade eden Akbel, şu bilgileri paylaştı: “Selde ilk 6 saat su seviyesinin hızla yükseldiği ve en çok can kaybının yaşandığı zamandır. İlk birkaç saat hayati önemdedir. Su seviyesinin hızla yükselmesi nedeniyle insanlar hazırlıksız yakalanır. İlk 24 saat ise kurtarma ve tahliye açısından yine kritik diye nitelendirebileceğimiz zaman dilimidir. Selde ilerleyen günlerde dikkat edilmesi gereken en önemli husus kirli sudan kaynaklanan hastalıklar, temiz su ve barınma ihtiyacının karşılanmasıdır. Yangınlarda ise süre artık dakikalarla ifade edilir. Özellikle kapalı alan yangınlarında ilk 3–5 dakika çok kritiktir. Bu dakikalarda çoğu kişi dumandan etkilenir ve kayıplar yaşanır. İlk 10 dakika içinde yangın kontrol altına alınamazsa hızla yayılır. Bu yüzden yangında refleksler ve hızlı hareket etmek çok kritiktir. Sonraki saatler ise müdahale ve söndürme sürecidir ki bu süreci etkileyen birçok dış etken vardır.”
Sarsıntı anında güvenliğin formülü “yat/çök-kapan-tutun” hareketi
Afet anında kritik sürelerde yapılması gerekenlerin can güvenliğini sağlamak adına büyük öneme sahip olduğunu vurgulayan Akbel, “Depremde sarsıntı anında doğru pozisyonu alarak sarsıntının geçmesini beklemek önemlidir. Yaşam üçgeni dediğimiz sağlam bir eşyanın yanında cenin pozisyonunda yatarak kendimize güvenli bir alan yaratmalıyız. Ayrıca ‘yat/çök-kapan-tutun’ hareketi de sarsıntı anında bulunduğumuz ortama göre güvenliğimizi sağlayacak davranıştır. Sarsıntı sonrası gaz/elektrik kontrolü, güvenli şekilde binayı terk etmek de önceliklerimiz arasında yer almalıdır. Selde ise yüksek yerlere çıkmak, suya kapılma riskini azaltmak için araç kullanmamak, elektrik hatlarından uzak durmak öncelikli alınacak önlemler arasında yer alıyor. Yangında ise mümkünse hemen yangın mahallini terk etmek, duman varsa yere yakın pozisyonda ilerlemek, kapı kollarını kontrol ederek sıcak kapı kollarının olduğu odalara girmeden tahliyeyi gerçekleştirmek kritik anlarda yapılacak öncelikler olarak sıralanabilir.” ifadelerini kullandı.
“Afetler engellenemez ama etkileri azaltılabilir”
Afet yönetiminin en önemli aşamasının hazırlık olduğunu söyleyen Akbel, alınması gereken önlemleri şöyle özetledi: “İnsanlar çoğu zaman afet olduktan sonra ne yapacaklarını düşünür. Oysa asıl kritik olan, afet öncesinde hazırlıklı olmaktır. Her bireyin kendi acil durum planını oluşturması, hayat kurtaran ilk adımdır. Acil durum çantası hazırlamak, aileyle toplanma noktası belirlemek, temel ilk yardım bilgisine sahip olmak, panik yerine bilinçli hareket etmek, resmî uyarıları takip etmek ve iletişim hatlarını gereksiz yere meşgul etmemek… Bunlar küçük ama hayati fark yaratan adımlardır. Afetlerde en önemli unsur, doğru zamanda doğru hareket etmektir. Bireylerin hazırlığı kadar, kurumlar arası koordinasyon da kritik rol oynar. Arama kurtarma, sağlık, güvenlik ve lojistik ekiplerinin eş zamanlı ve uyum içinde çalışması, hayat ile ölüm arasındaki çizgiyi belirler. Bu nedenle afetlerle mücadele yalnızca bir toplumsal refleks değil, aynı zamanda bir devlet politikası olmalıdır. Türkiye son yıllarda bu alanda önemli bir yapılanma içine girdi; AKUT olarak biz de bu sürece en yüksek katkıyı vermek için çalışıyoruz.
Bugün dünyada erken uyarı sistemleri hızla gelişiyor. Türkiye’de de bu yönde çalışmalar var, ancak daha da güçlendirilmesi gerekiyor. Çünkü afetler kaçınılmazdır; fakat etkilerini azaltmak mümkündür. Bunun yolu bilinçten geçer. Her birey kendi hazırlığını yaparsa, toplum olarak çok daha güçlü hale geliriz. AKUT olarak biz, özellikle gençlerin afet bilincine sahip olması için okullardan başlayarak eğitim seminerleri düzenliyoruz. Çünkü biliyoruz ki küçük bir müdahale büyük bir fark yaratır. Afet anında hayat kurtaran en önemli şey, bilinçli hazırlık ve doğru zamanda doğru hareket etmektir.”





