Osmanlı ve Türk tarihinin en büyük bilimsel otoritesi Prof. Dr. Halil İnalcık, dünyada da büyük izler bıraktı. Çeyrek asır boyunca belgeselleriyle Halil İnalcık'ı yansıtmaya çalışan Neşe Sarısoy Karatay ve Zafer Karatay'ın aktardıklarının yanında, uzmanların görüşlerini de aktarmak istedik.

Köklü bir tarihe sahip olan Türk Milleti, ne yazık ki tarihini doğru yazabilecek ve hem ülkemiz hem de dünya ilim ve tarih aleminde, otorite olmuş tarih yazabilen, eserler ortaya koyabilen tarihçilerimiz, ne yazık ki yeterli derecede değildir. Bunun için de, tarihi yeterince bilmediğimiz ve yeterli derecede de eserler ortaya koyamadığımız için, tarihte yaşanan bir çok hadisede biz kendimizi ifade edebilmekte aciz ve yetersiz duruma düşmekteyiz. Ama çok şükür ki, istisna olan, araştırmacılığı, disiplini, metodolojisi ile yazdığı eserler ile verdiği konferanslar ile yetiştirdiği çok sayıda öğrencisi ile dünyada, halen Osmanlı Tarihi sahasında, bilimsel olarak otorite görülen ve geçtiğimiz hafta Ankara'da Hakk'a yürüyen ve İstanbul'da Fatih Camii haziresine defnedilen Prof. Dr. Halil İnalcık Hoca'nın, bize ve insanlık tarihine bıraktığı kitapları, makaleleri ve belgeselleri ile tarihe duyulan ilgiyi artırması ve unutulmaz eserleri ve hizmetleri hakkında, bu hafta TRT'de 23 yıllık bir uzun süreli, fakat  farklı başlıklar altında yaklaşık 100'e yakın bölümler halinde yayınlanan belgesellerin yapımcısı ve yönetmeni, metin yazarlığını yapan Neşe Sarısoy Karatay ve Zafer Karatay ile görüştük. Nerde ise çeyrek asır süren çekimler ile bir asır yaşamış olan İnalcık Hoca hakkındaki tespitlerini ve düşüncelerini paylaştık. Hz. Ali'nin ifadeleri ile 'Alim ol ki ölmeyesin, çünkü insanlar ölür, fakat alimler diridir.' Düşüncesi ile iki günlük röportajımızda, ikinci gün ise, dünyadaki Halil İnalcık Hocanın bıraktığı izler ve uzmanların görüşlerini paylaşacağız.

İnalcık

SÜREKLİ OKUMAK, ARAŞTIRMAK VE BİLGİSİNİ PAYLAŞMAK İSTİYORDU

Uzun yıllar süren çekimlerinizde, siz de tarihe olan ilginize katkısı oldu mu?

Çok çalışkan ve ideali olan ve sürekli çalışan, okuyan ve yazan bir insandı.  Halil İnalcık Hoca, ve bir gün bize dedi ki: 'Ve artık 100 yaşındayım. Yazacağım kitaplarımı bitirdim, vazifemi yerine getirdim ve artık, evimde rahat ve huzur içinde, vefaat etmek istiyorum' demişti. Gerçekten de, yazacağı kitapları yazdı, yayınladı ve sonra da huzur içinde, bu hayata veda etti ama eserleri ile her zaman yaşayacak. Buna inanıyorum. Çünkü, gerçekten eserleri ciddi bir araştırma ve belgeye ve de saha araştırmalarına dayalı idi. O nedenle sadece Türkiye'de değil, yurtdışında da, tarih sahasında ve özellikle de Osmanlı Tarihçiliği alanında otorite ve tarihçilerin kutbu olarak anılıyordu. Ve sürekli olarak, biz bir öğrenci gibi her gün, her yeni çekimde yeni bilgiler öğreniyorduk.

BİTMEK TÜKENMEZ BİR ENERJİYE SAHİPTİ

İlerlemiş yaşına rağmen, çekimlerin de uzun süreli olması, Hocanın enerjisi ve adaptasyonuna nasıl yansıyordu?

Bizim ile belgesel çalışmaların başladığı zaman 80 yaşına merdiven dayamıştı. Saha çekimlerinde birlikte dağ, dere, tepe demeden, o yaşına rağmen nasıl bir enerji, nasıl bir arzu ve istek vardı ve bize açıkçası örnek oluyordu ve bizleri teşvik ediyordu. Ve aslında ilk iki yıl bizi Hoca biraz oyaladı. Çünkü televizyonculuk yeni bir saha ve Hoca da bu sisteme alışkın değil. Ancak daha sonra, 'sizin işiniz size, benim işim bana' diyerek, televizyon ve belgesel dilini kavradıktan sonra, çekimlere başladık ve ondan sonra da çok sistemli ve disiplinli bir şekilde belgesellerin ardı ardına gelmeye başladı.

TV BELGESELLERİNİN YAYINLANMASI İLE HOCA TÜRKİYE'DE DE TANINMAYA BAŞLADI

Az okuyan bir toplum olarak, son yıllarda özellikle tarihe olan ilgide, İnalcık Hoca'nın rolü nedir?

İnalcık Hoca bana bir gün ' Zafer Bey, benim kitaplarım dünyanın bir çok ülkesinde ve farklı dillere çevrilmesine rağmen, Türkiye'de neden okunmuyor, tarihçilerin bile okuduklarından emin değilim.'  Diyordu. Öyle ki biz ilk belgesel çekimlerine başladığımız aman, yayınlanan kitaplarından telif alıp almadığını sorduğumuz zaman, 'Ne alayım, çok satmıyor ki' diyordu. Ancak; TRT'de belgeselleri yayınlanmaya başlayınca, zaman içinde insanlar onu tanımaya ve tarihe ilgi duymaya başladılar.  Bu da onu son derece memnun etmeye başlamıştı. Zaman içinde de, zaten yayınlanan bütün kitapları, çok  çok daha fazla okunmaya başlandı. Tarihe ilgi daha da artmaya başladı.

KIRIM DA, TÜRKİYE DE, HOCANIN GÖZBEBEĞİ İDİ

Siz de Kırım Türklerine mensup bir aileden geliyorsunuz. Hoca da... Kırım İnalcık Hoca için, ne ifade ediyordu?

inalcık 2

Kırım Halil Hoca için her zaman çok özeldi. Dedesi Kırım  hanlarının payitahtı olan Bahçesaray'daki Han Camisinin müzezzini imiş. 'Kırım Türklüğünü mahfeden son acımasız çar Stalin' diyerek, Kırım'da yaşanan geçmişteki acıları her zaman dile getirirdi. SSCB'nin dağılmasında sonra gittiği Kırım'da, dedesinin beş vakit ezan okuduğu camiyi de ziyaret etmişti. Kırım'da yaşanan son hadiseler de yani, Rusya'nın işgal ve ihaki le Kırım Tatar Türklerine karşı yapılan baskı, şiddet ve sürgün faaliyetleri Hocayı derinden etkiliyor ve üzüyordu. Fakat Hoca hayatı boyunca hiçbir zaman, ümitsiz olmamıştı ve Kırım'da yaşanan hadiseler konusunda da, her zaman ümit var idi. Ama Türkiye her zaman Hoca için vazgeçilmez bir vatan idi ve Kırım'ın da, Kırım Tatar Türklerinin de, Türk Dünyasının da göz bebeği Türkiye idi Hoca için. Kırım tarihini de, Osmanlı tarihin de, genel Türk tarihini de okumak ve bilmek gerekiyordu. Ve sadece tarihi okumak değil, kültür, sanat, edebiyat, müzik de hayatın ve milletlerin vazgeçilmez değerleri idi. İnalcık Hoca tarihi yaşadı, tarihi bu güne taşıdı ve serleri ile bize geçmişimiz ve bu günümüze getirip, geleceğe taşımamızı söylerdi. .

TARİHİN KUTBU'NUN, ARDINDAN:

Tarih alanında, 'Dilde, işte, fikirde birlik' için çalıştı

Mustafa Abdülcemil KIRIMOĞLU

Kırım Tatar Türkleri Lideri

Ukrayna Milletvekili

Prof. Dr.Halil İnalcık, yalnız Kırım Tatar Türklerinin değil, bütün Türk Dünyası'nın ve tarihinin dünyadaki sesi, soluğu ve nefesi idi. O bize ve insanlığa tarihin nasıl okunması ve nasıl anlatılması gerektiğini gösterdi. İnsanlığı, dişiplini, çalışkanlığı, yazdığı eserleri, makaleleri ile verdiği konferansları ve akademik duruşu ile örnek olmuş bir ilim adamı, bir tarih insanıdır. Onun yazdıkları, onun konuşmaları, onun arşivciliği, bitmek tükenmek bilmeyen çalışkanlığı, sabrı, azmi ve ilmi cömertliği ile İnalcık gibi ilim adamlarına çok ihtiyacımız var. İsmail Gaspıralı, Cengiz Dağcı ve Halil İnalcık gibi  Türk Dünyasının tarihi, edebiyatı, kültürü, sanatı, müziği ve foklorü üzerine eserleri okumalıyız, okutmalıyız, tarihimizi bilmeliyiz. Halil İnalcık, Eserleri ile yaşayacaktır.

 

'Türklere hayranlık duymamı sağladı'

Prof. Dr. Elizabeth ZACHARİDOU

Yunanlı meslektaşı

O yıllarda Yunanistan, 'cahiliye' dönemindeydi. İnalcık'ın 'Fatih Devri Üzerine Tetkikler ve Vesikalar' kitabı çıkmıştı. Seminerde tanıştığım, bilgisiyle beni büyüleyen bu genç adam, Türklere hayranlık duymamı sağladı. Türkçe öğrenmem ve bu kitabı okumam gerektiğini fark ederek hemen oradan uzaklaşmak istedim.

 

'Tüm zamanların, en büyük alimi'

Prof. Dr. İlber ORTAYLI

İlerlemiş yaşına rağmen, Weber okuması, yeni siyaset teorilerini takip etmesi, yeni söylem sahibi tarihçileri anlamaya ve değerlendirmeye çalışması,, dikkat çekicidir.  Halil Hoca için şöyle bir laf söylenemez ''Ama biz yeni bir görüşe çıkıyoruz, siz eskisiniz.'' Bütün yapılanları takip ettiğinden, bilir ve onlara verdiği cevapla herkesi şaşırtır ve onun için, de çekinirlerdi ondan.

 

'Türk'ün ve Türk tarihinin, sesi ve soluğu oldu'

Doç. Dr. Ranetta (Rana) GAFAROVA

Ardahan Üniversitesi

Prof. Dr. Halil İnalcık Türk Dünyasının efsane bir ismidir. İyi ki, bizler, İnalcık Hoca ile aynı asrı paylaştık ki, bu büyük bir mutluluktur. Hoca hem Türk Tarihi için ve Türk Milleti ve Kırım Tatar Türkleri için de, çok önemli bir kişidir. İnalcık Hoca, eğitimin Ulu Hocası İsmail Gaspıralı'nın "İşte, Dilde, Fikirde Birlik" sözünü, hayatı boyunca hayata geçirmeye çalıştı. Tarihin yanlış ya da önyargılı yazıldığı bir asırda, İnalcık Hoca araştırmacılığı, belgeselciliği ve otoritesi ile Türk'ün ve Türk tarihinin sesi, nefesi olmuştur.

 

'ABD ilim hayatına ve şahsi hayatımıza bir lütuftur'

Prof. Dr. Howard Reed

Connecticut'ta, 'Türk Etüdleri Enstitüsü'nü yeni başlattığımız ve benim ile genel sekreteri olduğum dönemde, kendisi Chicago'ya geldi.  Fikren ve ruhen, onun teşebbüslerine hep çok destek vermek istedim; Çünkü Halil Bey; ABD bilim hayatına ve şahsi hayatımıza bir lütuftur.

 

Tarihi tahrif ederek değil, durmadan çalışarak ve hakikate ulaşmak

Emine ÇAYKARA

Yazar (Tarihçilerin Kutbu Halil İnalcık-Söyleşi' yazarı)

Bir alimle birlikte olmanın tek bir öğretisi olmuyor, o kadar çok şey öğrendim ki. İlmin çok boyutluluğunu, gerçeğinse kıskançlıkla, tarihi tahrif ederek değil, durmadan çalışarak ve hakikate tutkuyla bağlanarak, ortaya konulabildiğini gördüm. Tarihçinin sadece tarihe odaklanmaması, aynı zamanda sosyal bilimlere, yanısıra edebiyat, sanat ve kültürle kendini beslemesi gerektiğini... Bir ülkede özerk akademi olmazsa ilerlemesinin ve gelişmesinin mümkün olmadığını, gerçek ilimin ancak somut ve uluslararası kabul gören verilerle değerlendirilebileceğini, boş konuşanlarla zaman kaybetmememiz, çok ama çok çalışmamız gerektiğini öğrendim. İnalcık, kitaplarıyla, makaleleriyle, paylaştığı bilgilerle dünyaya çok şey öğretti, ona başvurmadan tarihi olayları anlamamız mümkün değil.

 

'Dünyayı temsil eden, bir tarihçi'

Prof. Yuzo Nagata

Prof. Dr. Halil İnalcık, dünyadaki en ünlü tarihçiler arasında yeralıyor. Japonya, ABD , Türkiye ve başka ülkelerde eserlerinin ve makalelerinin yayınlanması ve  UNESCO'nun tarihi yayınlarında yeralması, görev yaptığı üniversitelerde yetiştirdiği öğrencileri ile dünyayı temsil eden bir tarihçi olarak kabul edildiğini ispatlamaktadır. (Prof. Yuzo Nagata)

 

Refat Çuburov

Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı

Türkiye'deki Kırım Tatar diasporamızın mensubu, Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük tarih âlimi olarak, "tarihçilerin kutbu" unvanına sahip Kırım Tatarı Prof. Dr. Halil İnalcık'ın emir Allah, vefatını büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. O'nun hayatı ve eserleri gelecek nesillerimize, her zaman örnek olacaktır. Kırım Tatar halkının temsilcisi Kırım Tatar Milli Meclisi olarak; Kırım Tatar halkının sonsuza kadar gurur duyacağı, vatandaşımız Prof. Dr. Halil İnalcık'a Allah'tan rahmet, milletimize ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

ZAFER KARATAY KİMDİR?

fyuj

Ankara'da, 1958 yılında, Kırım Türkleri tarafından kurulmuş olan Günalan köyünde  doğdu. İlk Orta ve liseyi Ankara'da tamamladı. 1980 yılında Ankara Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisini (Gazi Üniversitesi Müh ve Mim Fakültesi) bitirdi. 1980 -1982 yıllarında Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nda, 1984-1986 yıllarında Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Fiat Kalite ve Standardlar Daire Başkanlığı'nda görev yaptı. 1985 yılında TRT'nin açtığı Yardımcı Prodüktörlük sınavlarını kazanarak 1986 yılı ekim ayında TRT İstanbul Televizyonunda prodüktör olarak göreve başladı. 1986-1989 yıllarında  önce Müzik Eğlence daha sonra Eğitim Kültür Programları hazırladı. 1989 yılından itibaren bir çok  ses getiren belgesel programın yapımcı ve yönetmenliğini yaptı. Karatay'ın hazırladığı film tadındaki belgesel programlarda dramatik canlandırmaların,  yaratıcı ve sanatsal yönlerin öne çıktığı, seyirciyi sıkmadan bilgilendirildiği görülür.  2000-2002 yıllarında TRT İstanbul Televizyonu,  Eğitim Kültür ve Drama Programları Müdürlüğü yaptıktan sonra,  kendi isteğiyle prodüktörlüğe döndü.  2004 yılı Mart ayında  TRT İstanbul Televizyonu Müdürü olarak atandı.  2008 yılı şubat ayında yine kendi isteğiyle müdürlük görevinden istifa ederek yapımcı yönetmenlik görevine dönerek, belgesel filmlerini üretmeyi sürdürdü. TRT'de yönetmen olarak çalışan Neşe Sarısoy Karatay'la evli olan Zafer Karatay'ın bir diğer önemli yönü de gönüllü olarak, Kırım Türklerine ve Türk Dünyasına yaptığı hizmetlerdir. 1975 yılında Ankara Kırım Derneğinde Kırım Halk oyunları ile başlayan bu çalışmalarını 1983 yılında Kırım Türklerin sesi olan Emel Dergisinin  redaktörlerinden biri olarak sürdürdü. 1986 yılında Emel Kırım Vakfının kurucularından  olan  Karatay 1992 yılından beri bu vakfın başkanlığını ve vakıf adına da Emel Dergisinin sahipliği görevini sürdürmektedir. 1991 Haziran ayında toplanan Kırım Tatar Milli Kurultay'ının Kırım Türklerinin temsile yetkili en üst organı olarak görevlendirdiği Kırım Tatar Milli Meclisi'nin Türkiye temsilciliğini 1991 yılından beri sürdürmektedir. Kırım, Kırım Türkleri ve Türk Dünyasının meseleleri ile ilgili yayınlanmış çok sayıda makalesi vardır.  Nevzat Yalçıntaş Mehmet Cemal Çiftçigüzeli ile birlikte yazılmış Kırım Eygüzel Kırım adlı bir kitabı da bulunmaktadır. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi olup sürekli sarı basın kartı sahibidir. Almanca ve İngilizce, Kırım Tatar Tükçesi bilmektedir.

Hazırladığı belgeseller ve aldığı ödüller:

2012 KIRIMOĞLU, Bir Halkın Mücadelesi - yapımcı ve metin yazarı 9 Bölüm.

Yönetmen Neşe Sarısoy Karatay. 2011  Cengiz Dağcı 59'  Yönetmen

Yapımcı Neşe Sarısoy Karatay. Marmara Üniversitesi Kemal Çapraz İletişim Ödülleri Yılın Belgeseli ödülü. El Cezire 8. Uluslararası Belgesel Film Yarışması Final Gösterimi Doha-Katar Nisan 2012. Ölümün 1.Yılında Uluslararası Cengiz Dağcı Sempozyumu Açılış filmi Kırım 23 Eylül 2012.  2007  "Özü-Türk Belgeseli" 7 BÖLÜM -Genel danışman. 2006  "İdil'in incisi Kazan" Yapımcı ve Yönetmen. 2006  Gamalı Haç ile Kızılyıldız arasında' 8 Bölüm.  Dramatik Belgesel-Genel danışman. 2004 İsmail Gaspıralı Bey 4 Bölüm. Yapımcı-Yönetmen. İstek Vakfı- Bilge Kaan Okulları öğrencileri tarafından Yılın Belgeseli-2004. İstanbul Kırım Türkleri Kültür Yardımlaşma Cemiyeti Ödülü. 2003 Fatih ve Fetih 60' 1 Bölüm Dramatik Belgesel   - Yapım ve - Yönetim Neşe Sarısoy Karatay ile. 2000    "Osmanlı Devleti'nin Doğuşu" 9 Bölüm (Dramatik Belgesel Neşe Karatay ile Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Sedat Simavi Ödülleri Televizyon Ödülü. Radyo  TV gazetecileri Derneği Yılın Belgeseli Ödülü. 1999   "Halil İnalcık ile Sözlü Tarih"  50 Bölüm- Belgesel. 1995 -1999     "Tüketici Dünyası " 140 Bölüm. 1999  yılı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Tüketici Ödülü. 1999  yılı Türkiye Eczacılık Genel Kongresi Televizyon Programı Ödülü

1999  Yılı Tüm Tüketicileri Koruma Derneği Yılın Tüketici Programı Ödülü

1994  "Kırım Belgeseli" 6 Bölüm. 1991 "Kınalı koçum, sürmeli koyunum" 6 Bölüm. 1990 "Preveze Zaferi", "Anafartalar Zaferi", "Bedri Rahmi Eyüboğlu" 1989 "Bizim Altan "(Erbulak). 1990 "10 Kasım Özel". Ayrıca 1986-1996  yılları arasında 50'den fazla müzik eğlence, eğitim ve kültür  programı hazırlamıştır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.