Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç.Dr. Türkan Öztürk Topcu, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında bilgilendirici açıklamalarda bulundu. Günlük hayatımızda çeşitli şartlara bağlı olarak ortaya çıkan stresin, kanser hastalığının oluşmasında ve ilerlemesindeki rolünü anlattı. Stresten uzak durulması gerektiğine dikkat çeken Topcu, stresle baş etme yöntemleriyle ilgili bilgi verdi.

Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Türkan Öztürk Topcu yaptığı açıklamada, “Stres bedenimizin bir tür tehdit veya zorlu bir durumda karşılaştığında ortaya koyduğu tepkidir. Bu tepki duygusal olabilir, zihinsel olabilir. Stresin algısı kişiden kişiye değişir ve bu strese karşı verilen tepkide yine kişiden kişiye farklı olmaktadır. Aslında stres birçok kişi motivasyon kaynağı ve kişinin performansını artıran bir faktördür. Kanserde etkili olan stres daha çok uzun süreli olanlardır. Kronik stres diye nitelendirdiğimiz, sağlık sorunlarına, yaşam kalitesinde düşüşe neden olan strestir” dedi.

“Zayıflamış bir bağışıklık sistemi kanserin ortaya çıkmasını kolaylaştırır”

Stresin insanda bıraktığı etkiyle ilgili konuşan Topcu, “Stresli olduğumuz zaman vücudumuzda olan adrenalin ve kortizon hormonu salınımında çok fazla artış olur. Bunlar da birçok fiziksel değişikliklere ve hastalıklara sebep olur. Kalp atış hızımız artar. Kaslarımız gerilir. Sindirim sistemimizin, mide-bağırsak sistemimizin çalışması değişir. En önemlisi de uyku sorunları ortaya çıkartır. Stres bazen uyku kalitesini etkiler ve bazen de kişinin çok uymasına ya da ciddi anlamda uykusuzluğa neden olur. Diğer bir faktör de kronik stres, bağışıklık sisteminin işleyişini etkileyebilir. Bu, vücudun hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı savunmasını zayıflatır. Zayıflamış bir bağışıklık sistemi olan kişide kanserin oluşması ortaya çıkması çok kolaylaşmış olur” şeklinde konuştu.

“Uzun süreli stres, kansere neden olabilir”

Stresin belirtisi bazı kişilerde daha çok fiziksel olabileceğini söyleyen Topcu, “Mide rahatsızlığı, baş ağrısı, kas gerginliği gibi ortaya çıkar. Bir başka kişide ise daha çok duygusal olabilir. Üzüntü, sinirlilik, konsantrasyon bozukluğu gibi. Özellikle uzun süren stres faktörlerinde, hayatımızda kronikleştiği zaman davranışsal değişiklikler meydana getirir. Bunlar arasında aşırı yemek yeme ve sonuçta obezite meydana gelebilir. Ya da alkol veya madde bağımlılığı, kötü alışkanlıklara sebep olduğu için kansere neden olabilir” diye konuştu.

“Kronik stres bağışıklık sisteminin işleyişini olumsuz yönde etkiler”

Stresin nasıl kanser yaptığını ifade eden Topcu, “Kronik stres bağışıklık sisteminin işleyişini olumsuz yönde etkiler. Bağışıklık sistemi kanser hücrelerini tanıyıp yok edemez. Bundan dolayı da kanser hücreleri kontrolsüz olarak çoğalmaya başlar. Diğer bir şekilde de stresin artması vücudumuzda inflamasyonu, iltihabi durumları artırır. Kronik inflamasyon hücrelerde hasara yol açar ve kanser gelişimine neden olur. Diğer bir faktörse stres ile hücrelerimizde oluşan DNA hasarı genetik mutasyonlar da kansere neden olabilir” ifadelerini kullandı.

“Stresle başa çıkma stratejileri geliştirmeliyiz”

Stresle nasıl başa çıkılacağının anlatan Topcu, “Stres kansere sebep olduğuna göre, stresle başa çıkma stratejileri geliştirmeliyiz. Herkesin ihtiyaçlarına ve yaşam tarzına göre stresi yönetme şekilde farklıdır. Gerektiğinde profesyonel yardım alabilmek önemlidir. Stresle baş etme yöntemleri arasında nefes teknikleri, egzersiz yapmak, problem çözme becerilerini artırmak, sağlıklı beslenmek, yeni hobiler edinmek ya da düzenli bir uyku ve dinlenme planı yapmak gibi birçok stratejiler vardır. Bunların içinde en önemlisi sosyal destektir. Aile üyeleri, arkadaşlar veya destek grupları gibi sosyal ağlar stresle başa çıkmada en çok yardımcı olan stratejilerdendir. Duygusal destek almak, insanın kendi duygularını, hislerini paylaşması, stresi azaltabilir. Duygusal iyilik halini artırabilir” şeklinde konuştu.

İHA

Editör: Ayşegül Keskin