Türkiye kırtasiye pazarı; yazım gereçleri, okul ve ofis kırtasiyesi ile kâğıt ürünleri kategorilerinde 2025 yılında nominal büyümesini sürdürdü. Ürünü deneyimleme ve görerek satın alma ihtiyacının belirleyici olduğu sektörde fiziksel mağazalar önemini korurken, kırtasiye; eğitimden ofise, hobiden yaratıcılığa uzanan geniş kullanım alanlarıyla mevsimsellikten bağımsız, yıl geneline yayılan bir yapı sunuyor. Türkiye genelinde yaklaşık 10 bin kırtasiyecinin faaliyet gösterdiğini belirten TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, acil ihtiyaç ve okula dönüş dönemlerinde çevrimiçi ve fiziksel kanalların birlikte çalıştığını vurguladı. Keresteci, özellikle çocuk ürünlerinde güvenli ürün ve doğru yönlendirme ihtiyacı nedeniyle uzman kırtasiyecinin rolünün kritik olduğuna dikkat çekti.
Dijital dönüşüm hızlanıyor
Kırtasiye sektöründe güven, hızlı tedarik ve ürünü görme imkânının belirleyici olmaya devam ettiğini ifade eden Keresteci, e-ticaretin Türkiye’de hızla büyüdüğünü söyledi. TÜKİD’in odağında; güvenli ürün bilincinin güçlendirilmesi, doğru ürün bilgisinin yaygınlaştırılması ve modernleşen kırtasiye mağazalarının satış noktası olmanın ötesine geçerek çok kanallı yapının merkezinde yer alan yaşam alanlarına dönüşmesi bulunuyor. Bu kapsamda sektörün dijital görünürlüğünü artıracak rehberlik çalışmaları, sektörel buluşmalar, fuar katılımları ve B2B temasların sürdürüleceği kaydedildi.

İhracatta yeni pazarlar öne çıkıyor
2026 beklentilerini paylaşan Keresteci, Orta Doğu ve yakın pazarlarda ticari ilişkilerin güçlenmesiyle ihracat ivmesinin süreceğini öngördüklerini belirtti. Avrupa pazarında ise ürün güvenliği, izlenebilirlik ve artan dokümantasyon gerekliliklerinin firmaları uyum yatırımlarına yönelteceğini söyledi. TÜKİD, özellikle Avrupa, Orta Doğu, Afrika, Kuzey Amerika ve Körfez ülkelerinde büyüme fırsatları bulunduğuna dikkat çekerken, e-ihracatta “kırtasiye ve ofis malzemeleri” kategorisinin küresel alt pazarlardaki konumunun güçlendiğini vurguladı.
Markalaşma stratejik öncelik
Yerli üretimin katma değerini artırmak için tasarım gücü ve markalaşmanın stratejik önemde olduğuna işaret eden Keresteci, kalite standardizasyonu, ihracat sertifikasyonu, izlenebilirlik ve sürdürülebilir ambalaj alanlarında dönüşüm ihtiyacına dikkat çekti. Katma değeri yüksek ve markalı ürünlerle iç pazarda kalıcı olmanın ve ihracatta rekabet gücünü artırmanın mümkün olduğu ifade edildi.
Güvenli üründe sıfır tolerans
Sektörde güvenli ürün oranının yüzde 99’un üzerine çıktığını hatırlatan Keresteci, güvensiz ürüne sıfır tolerans yaklaşımının sürdürüleceğini belirtti. Denetim ve uyum süreçlerinde paydaşlarla koordinasyonun artırılacağı, eğitim ve bilgilendirme çalışmalarıyla sektörün daha dayanıklı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulacağı kaydedildi.





