COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi kapsamında "Basın Buluşması Programı"na katıldı. Burada konuşan Bakan Kurum, “İstanbul’da kira fiyatlarının ve kiralarının aşağı çekilmesi, dar gelirli vatandaşlarımızın desteklenmesi açısından bu projeyi önemsiyoruz. Bu hafta Cumhurbaşkanımıza kiralık konutlara ilişkin son şartları neticelendireceğimiz şartları kabinede sunacağız ve kabine sonrasında da Cumhurbaşkanımız bu konuya ilişkin inşallah açıklamalar yapacaktır. Eylül ayı içerisinde hedeflediğimiz o 15 bin kiralık konut projesinden de bir kısmının teslimini yine İstanbul'da Eylül ayı içerisinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Konutlarımızı yaptık, bitirdik ve ilk konutlarımızın teslimlerini de İstanbullu vatandaşlarımıza yapıp yollayacağız. Bunun müjdesini de buradan vermiş olalım. Şartlarını da önümüzdeki hafta hangi şartlar dahilinde olabileceğini de Cumhurbaşkanımız milletimize ilan edecektir. İstanbul'da hem kentsel dönüşüme, deprem dönüşümüne destek verebilmek hem de kira fiyatlarını, kira enflasyonunu aşağı çekebilmek adına bu irade ortaya konuldu” dedi. (DHA)

‘COP31’E OLDUKÇA ZORLU KÜRESEL BİR ORTAMDA HAZIRLANIYORUZ’
Programda konuşan Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “COP31’e oldukça zorlu küresel bir ortamda hazırlanıyoruz. Jeopolitik gerilimler, enerji güvenliği tartışmaları, giderek büyüyen borç krizleriyle birlikte ve yine tedarik zincirindeki kırılganlıklar ülkelerin gündemini doğrudan etkiliyor. Bu tablo iklim meselesinin sınırlarını maalesef genişletiyor. Bugün iklim politikası; enerjiye, sanayiye, şehirlere, ticarete, gıdaya, suya ve kalkınmaya gerçekten çok önemli, negatif etkileri var ve bu sürecin hep birlikte ele alınması gereken büyük bir dönüşüm alanı olarak görmek mecburiyetindeyiz. Tam bu nedenle aslında COP sürecinden beklenti de değişti. İnsanlar artık alınan kararların kendi hayatlarına yansımasını istiyor. Sözlerin artık icraata, eyleme, uygulamaya dönüşmesini bekliyor. Bizim de aslında COP31 yaklaşımımız buradan başlıyor. Paris Anlaşması gerçekten dünyaya çok önemli bir istikamet çizdi. Bugüne kadar çok önemli kararlar alındı. 80 üzerinde karar var ve her ülke, COP Başkanlığı sürecini yürüten her ülke bu kararlara ilişkin gerçekten önemli iradeler ortaya koymuş oldu. Ancak bugün geldiğimiz noktada Paris Anlaşması'nın ikinci 10 yılında aldığımız kararların ne kadar hızlı hayata geçtiğini tüm dünya olarak tartışıyoruz. COP31 Başkanlığını üstlendiğimiz ilk günden bu yana aslında bu bakış ve anlayışla çalışmalarımızı yürüttük ve çalışmaların üç ana eksen etrafında oturttuk. Diyalog, uzlaşı ve aksiyon. Diyaloğu güçlü tutacağız, uzlaşı sağlayacağız ve sağladığımız uzlaşı üzerinde de aksiyonda o uzlaşıyı hayata geçiriyor olacağız. Çünkü kalıcı sonuç için önce birbirimizi dinlememiz gerekiyor. Sonra ortak zemini birlikte oluşturmamız gerekiyor ve ardından da uygulamayla aldığımız kararları hayata geçirmemiz çok değerli, çok önemli. O yüzden Antalya'yı bu anlayışın güçlü dönüşüm noktası haline getirmeyi hedefliyoruz. COP31’de sözlerin projeye, projelerin yatırıma, yatırımların ise insan hayatının tüm noktalarına dokunan sonuçlara dönüştüğünü bir uygulama COP'u olarak yapmak ve burada neticeler almak istiyoruz. Bizim buradaki başarı kriterimiz bu. Buradaki amacımız başlıkları çoğaltmak yerine seçtiğimiz alanlarda ölçülebilir ilerleme oluşturmak. Çünkü hedefin gerçek hayata taşıyan uygulama kapasitesidir” dedi.

‘ANTALYA'YA İKLİM TEKNOLOJİSİ, İNOVASYON VE ÖLÇEKLENEBİLİR ÇÖZÜMLER TAŞIYAN GÜÇLÜ BİR ÖZEL SEKTÖR KATILIMI HEDEFLİYORUZ’
Bakan Kurum, “İklim finansmanı zirvesini de bu yüzden Antalya yolculuğumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz. Bakü'de gelişmekte olan ülkelere yönelik değerli dostlarımızın, Muhtar Babayev başkanlığında yaptığımız COP29 sürecinde önemli kararlar alındı ve 2035 yılına kadar yıllık en az 300 milyar dolara varılması yönünde bir hedef ortaya konuldu. Daha geniş çerçevede ise yıllık 1.3 trilyon dolar kaynak hareketliği hedefleniyor. Bizim burada üzerinde durduğumuz esas mesele; kaynakların yatırıma ihtiyacı olan ülkelere ve projelere zamanında ulaşabilmesidir. Bu çok önemli. Geçmişte 100 milyar dolarlık hedefte yaşanan aslında gecikme bize önemli bir tecrübe bıraktı. Bu tecrübe şunu bize ifade etti. Finansmanda güven; açıklanan miktar kaynağında, zamanında ve erişilebilir biçimde sahaya ulaşmasıyla güçlenir. Fakat bunun önünde başka bir sorun daha var. Bir tarafta sermaye, diğer tarafta çok büyük yatırım ihtiyacı var. Bu her zaman buluşamıyor. İklim Uygulama Köprüsü de aslında bu vazifeyi görecek. Biliyorsunuz, birçok gelişmekte olan ülkenin güçlü iklim hedefleri var, projeleri var, hayalleri var. Ancak bu hedefleri finansmana hazır projelere dönüştürmek için teknik kapasiteye, bilime, teknolojiye ve proje hazırlama desteğine ihtiyaçları var ve bu çalışmaları yaptıktan sonra da uygun finansman ihtiyaçları arkasından geliyor. Dolayısıyla İklim Uygulama Köprüsü bu ihtiyaca cevap vermek üzere geliştirdiğimiz bir mekanizma. Ulusal iklim hedefleri ve kalkınma önceliklerini yatırım yapılabilir proje portföyleriyle aslında buluşturmak istiyoruz. Bunu aynı şekilde İller Bankası ile yapmış olduğumuz bir SURF mekanizmasıyla da sürdürüyoruz. Şehirlerin su, atık su, yağmur suyu, altyapı projelerinin hazırlanması ve bu projelerin de finansmanla buluşmasını da şehrin ihtiyacını finans dünyasının yatırım diliyle buluşturmak üzere bir çalışma yürütüyoruz. Bu dönüşümü önemsiyoruz. Kamu, özel sektör ve kalkınma ülkelerini aslında aynı denklemde ele alıyoruz. Antalya'ya iklim teknolojisi, inovasyon ve ölçeklenebilir çözümler taşıyan güçlü bir özel sektör katılımı da hedefliyoruz. Bu bakışla bu çalışmaları yürütüyoruz” diye konuştu.
‘COP31 BAŞKANLIĞI’NDA KÖPRÜ VAZİFESİNİ GÖRECEĞİZ’
Bakan Kurum, “Finansman mimarisini kurarken en kırılgan ülkelerin şartlarını da merkeze almak zorundayız. Onları düşünmek mecburiyetindeyiz. Ve en az gelişmiş ülkelerin ve gelişmekte olan küçük ada devletlerinin finansmana erişimi Antalya'da elde edeceğimiz sonucun önemli ölçütlerinden birisi olacaktır. Bu yaklaşım bizi Türkiye'nin COP31'e hangi tecrübeyle geldiği sorusuna aslında getiriyor. Ve Türkiye'nin uygulama tecrübesini COP31'e taşıyor diyebiliriz. Gelişmekte olan ülkelerin finansmana erişirken karşılaştığı zorlukları da biliyoruz. Bu yüzden gelişmiş ekonomilerle gelişmekte olan dünyanın beklentilerini aynı masada okuyabilecek güçlü bir konumdayız. COP31 Başkanlığı’nda köprü vazifesini göreceğiz. Bu kapsamda da uygulama COP’un hedeflerini de belirledik. Sözün eyleme icraata dönüşmesi bağlamında eylem gündemindeki hemen hemen her konuyu bir hedefle somutlaştırdık. Bu kapsamda 2035 yılına kadar altı büyük küresel atılımı hayata geçireceğiz. Enerjide önemli bir adım atacağız. Elektrifikasyonun Küresel Payını 2035 yılına kadar yüzde 35’e çıkarmayı hedefliyoruz. Sıfır atık hedefimiz net. Dünyayı koca bir çöplüğe dönüştürmekten kurtarıp küresel atık artışını yarı yarıya düşüreceğiz. Yüzde 50 azaltacağız. Binalardaki enerji tüketimini yüzde 25 azaltmayı hedefliyoruz. Kaynakların sonsuz olmadığı bilinciyle sanayide döngüsel malzeme kullanım oranını yine 2035 yılına kadar yüzde 15 seviyesine taşıyarak doğadan aldığımızı doğaya geri vereceğiz” ifadelerini kullandı.
‘KONUTLARIMIZI YAPTIK, BİTİRDİK VE İLK KONUTLARIMIZI TESLİM EDECEĞİZ’
Bakan Kurum, “İstanbul’da kira fiyatlarının aşağı çekilmesi, dar gelirli vatandaşlarımızın desteklenmesi açısından bu projeyi önemsiyoruz. Bu hafta Cumhurbaşkanımıza kiralık konutlara ilişkin son şartları neticelendireceğimiz şartları kabinede sunacağız ve kabine sonrasında da Cumhurbaşkanımız bu konuya ilişkin inşallah açıklamalar yapacaktır. Eylül ayı içerisinde hedeflediğimiz, 15 bin kiralık konut projesinden de bir kısmının teslimini yine İstanbul'da Eylül ayı içerisinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Konutlarımızı yaptık, bitirdik ve ilk konutlarımızın teslimlerini de İstanbullu vatandaşlarımıza yapıp yollayacağız. Bunun müjdesini de buradan vermiş olalım. Şartlarını da önümüzdeki hafta hangi şartlar dahilinde olabileceğini de Cumhurbaşkanımız milletimize ilan edecektir. İstanbul'da hem kentsel dönüşüme, deprem dönüşümüne destek verebilmek hem de kira fiyatlarını, kira enflasyonunu aşağı çekebilmek adına bu irade ortaya konuldu” dedi.





