Geleneksel Türk gölge tiyatrosu Karagöz ve Hacivat, sadece bir mizah aracı değil, aynı zamanda eski İstanbul’un canlı bir haritası niteliğindedir. Karagöz ve Hacivat’ın atışmaları arasında, Eminönü’nün ticaretinden Eyüp’ün maneviyatına, Beyoğlu’nun eğlencesinden Üsküdar’ın huzuruna kadar şehrin dört bir yandan İstanbul'un önemli semtlerinden şöyle bahsediyor!

EMİNÖNÜ: TİCARETİN VE KARGAŞANIN KALBİ

Eminönü, perdenin en hareketli semtidir. Karagöz’ün yanlış anlamaları, pazar yerindeki esnafın kurnazlıkları ve sokak satıcılarının nidaları burada yankılanır. Hanlar ve çarşılar arasındaki bu koşturmaca, Osmanlı dönemindeki kozmopolit ticaret hayatının mizahi bir özeti gibidir. Hacivat’ın pazarlık ustalığına karşı Karagöz’ün saflığı, Eminönü sahnelerinin vazgeçilmezidir.

EYÜP SULTAN: MANEVİ HUZUR VE SOSYAL DAYANIŞMA

Özellikle Ramazan oyunlarında Eyüp Sultan’ın yeri bambaşkadır. Caminin avlusu, türbe ziyaretleri ve bayram sabahlarının kutsal atmosferi perdede derinlik kazanır. Burada geçen oyunlarda dini ritüellerin yanı sıra toplumsal dayanışma ve nasihatler ön plana çıkar. Eyüp, İstanbul’un manevi yüzünü gölge oyununa taşıyan en önemli duraktır.

BEYOĞLU: EĞLENCE VE KÜLTÜREL RENKLİLİK

Oyunlardaki en renkli karakterlerin bir araya geldiği yer Beyoğlu’dur. Gece hayatı, kafeler ve tiyatrolar, farklı milletlerden insanların bir arada yaşadığı bu kozmopolit yapıyı besler. Beyoğlu sahneleri genellikle kültürel çatışmalar, müzikli eğlenceler ve komik yanlış anlamalar üzerine kurulur İstanbul’un modernleşen yüzünü temsil eder.

ÜSKÜDAR: GELENEKSEL YAŞAMIN HİSARI

Boğaz’ın öte yakasındaki Üsküdar, perdede huzurun ve aile değerlerinin sembolüdür. Dar sokaklar, tarihi camiler ve mahalle içi güçlü sosyal bağlar Üsküdar sahnelerinde işlenir. Karagöz’ün buradaki maceraları genellikle ahlak kurallarını ve geleneksel Türk yaşam tarzının sadeliğini izleyiciye hatırlatır.