Yaz aylarının kalabalığı ve gürültüsü yerini, İstanbul’un yanı başındaki Adalar'da derin bir sessizliğe ve huzura bıraktı. Yazın binlerce turisti ağırlayan Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada, kışın gerçek sahiplerine; ada sakinlerine kaldı.
SOKAKLARDA HUZURUN SESİ
Vapurdan indiğiniz an sizi karşılayan o tanıdık telaş, kışın yerini martı seslerine ve faytonların gidişiyle boşalan yollardaki sessizliğe bırakmış durumda. Adalılar için kış, birbirini tanıyan insanların meydan kahvelerinde buluştuğu, esnafın komşusuyla uzun sohbetler ettiği en kıymetli dönem. Sokaklarda artık turist kafileleri değil, bisikletiyle markete giden veya sahil şeridinde yürüyüş yapan ada sakinleri görülüyor.
KIŞ ŞARTLARINDA ADA SAKİNİ OLMAK
Ada hayatı kışın keyifli olduğu kadar, bazı zorlukları da beraberinde getiriyor. Lodoslu havalarda iptal edilen vapur seferleri, anakara ile olan bağı kesse de adalılar bu durumu hayatın bir parçası olarak kabul etmiş durumda. Isınma için doğalgazın yanı sıra hala birçok evde tüten bacalar, adanın o nostaljik havasını pekiştiriyor. Ada sakinleri, kış aylarını "adanın ruhuna dönmesi" olarak tanımlıyor ve bu dönemde doğanın sesini daha net duyabildiklerini ifade ediyor.
DOĞA VE PATİLİ DOSTLARIN SALTANATI
Turist yoğunluğunun çekilmesiyle birlikte Adalar'ın meşhur kedileri ve köpekleri de meydanların ve parkların tek hakimi haline geldi. Ada sakinleri, kış boyunca bu can dostlarının beslenme ve barınma ihtiyaçlarını imece usulü karşılayarak dayanışmanın en güzel örneğini sergiliyor. Sisli sabahlar ve erguvan ağaçlarının çıplak dalları arasından süzülen kış güneşi, Adalar'da yaşamın ne kadar şiirsel olabileceğini bir kez daha kanıtlıyor.





