İstanbul’un köklü tarihi, yalnızca sarayları ve camileriyle değil; ilçelerinin ve semtlerinin isimleriyle de dikkat çekiyor. Yapılan derlemeler, kentin farklı bölgelerinin isimlerinin ardında Bizans’tan Osmanlı’ya uzanan ilginç hikâyeler olduğunu ortaya koyuyor.

Tarihten Günümüze Gelen İsimler

Şişli: Bir konağın sahibi olan “Şişçiler” ailesinden türeyen isim, zamanla “Şişlilerin Konağı” ifadesiyle bugünkü hâlini aldı.

Pendik: Bizans döneminde “Pantecion” yani “surla çevrili yer” olarak biliniyordu. Latin döneminde ise “Peninda-kot” yani “duvar” anlamına gelen isimle anıldı.

Sütlüce: Bir Rum köyünde bulunan bronz kadın heykelinin göğsünden akan suyun kadınların sütünü artırdığına inanılırdı. Bu nedenle semt “Sütlüce” adını aldı.

Ahırkapı: Osmanlı padişahlarının atlarının bulunduğu has ahırın yanında yer aldığı için bu isim verildi.

Tahtakale: “Kale altı” anlamına gelen “Taht-el-kale” ifadesinden türeyerek bugünkü hâlini aldı.

Şaşkınbakkal: Yaz aylarında denize gelenlere açılan bir bakkal dükkânı, iş yapılmaz düşüncesiyle “şaşkın bakkal” olarak anıldı. Semtin adı böyle kaldı.

Eminönü: Osmanlı döneminde çarşı esnafını denetleyen “Emin”lerden dolayı bu isim verildi.

Taksim: Halkın suyunun dağıtıldığı yer olması nedeniyle bu adla anıldı.

Üsküdar: Bizans döneminde asker kışlaları “Skutarion” olarak biliniyordu. Zamanla “Üsküdar”a dönüştü.

Galata: Rumcada “süt” anlamına gelen “gala” kelimesinden türediği rivayet edilirken, başka bir görüşe göre İtalyanca “denize inen yol” anlamından geliyor.

Kadıköy: Antik dönemde “Khalkedon” adıyla bilinen semt, “Körler Ülkesi” olarak da anıldı.

Beyoğlu: Rivayetlere göre ya Pontus Prensi’nden ya da Venedik elçisinden geliyor.

Tuzla: Osmanlı döneminde İstanbul’un tuz ihtiyacını karşılayan gölden adını aldı.

Kartal: Bizans döneminde “Kartelli” isimli balıkçıdan türediği söyleniyor.

Mecidiyeköy: Sultan Abdülmecid’in muhacirler için kurdurduğu köyden adını aldı.

Kaynak: Haber Merkezi