Nurşen İlhan

İstanbul’un Fatih ilçesinde, Haliç’e hâkim bir tepede yükselen Molla Zeyrek Camii, Bizans’tan Osmanlı’ya uzanan yaklaşık 900 yıllık geçmişiyle şehrin en önemli tarihî yapıları arasında yer alıyor.

Ayasofya kadar tanınmasa da mimarisi, zengin geçmişi ve günümüze ulaşan eşsiz detaylarıyla İstanbul’un keşfedilmeyi bekleyen kültürel miraslarından biri.

İstanbul’un tarihî yarımadasında, Zeyrek’in dar sokakları arasında yükselen Molla Zeyrek Camii, ziyaretçilerini yüzyıllar öncesine götürüyor. Bir dönem Pantokrator Manastırı Kilisesi adıyla bilinen yapı, bugün hem Bizans hem de Osmanlı medeniyetinin izlerini bir arada taşıyor.

Whatsapp Image 2026 10 23 At 14.58.36

1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan İstanbul’un Tarihî Alanları içerisinde yer alan Zeyrek bölgesi, bu görkemli yapısıyla şehrin tarihî kimliğini korumayı sürdürüyor.

Molla Zeyrek Camii’nin hikâyesi 12. yüzyıla, Bizans İmparatorluğu dönemine dayanıyor. İmparator II. Ioannes Komnenos ve eşi Eirene tarafından inşa ettirilen Pantokrator Manastırı, yalnızca dinî bir merkez değil, aynı zamanda sosyal yardım ve sağlık hizmetlerinin sunulduğu büyük bir külliyeydi.

Manastır bünyesinde hastane, kütüphane, yaşlılar yurdu, tıp eğitimi verilen alanlar ve eczane bulunuyordu. Döneminin önemli sağlık ve yardım merkezlerinden biri olan yapı, Bizans imparatorluk ailesinin bazı üyelerinin defnedildiği bir mekân olarak da kullanıldı.

Whatsapp Image 2026 10 23 At 14.54.34-1

Birbirine bitişik üç kiliseden oluşan kompleks, Ayasofya’dan sonra İstanbul’da ayakta kalan en büyük Bizans dinî yapılarından biri olarak kabul ediliyor.

1453 yılında İstanbul’un fethinin ardından yapının tarihinde yeni bir dönem başladı. Fatih Sultan Mehmet tarafından cami ve medreseye dönüştürülen kompleks, İstanbul’un Osmanlı dönemindeki ilk eğitim kurumu olarak tarihe geçti.

Whatsapp Image 2026 10 23 At 15.55.32

Medresede görev yapan dönemin önemli âlimlerinden Molla Zeyrek Mehmed Efendi, hem camiye hem de bulunduğu semte adını verdi. Böylece yüzyıllar boyunca Bizans’ın önemli dinî merkezlerinden biri olan yapı, Osmanlı döneminde de eğitim ve ibadet hayatının önemli duraklarından biri olmayı sürdürdü.

İKİ İMPARATORLUĞUN İZLERİ AYNI ÇATIDA

Molla Zeyrek Camii’ni özel kılan ayrıntılardan biri, farklı dönemlere ait mimari unsurların günümüze kadar korunmuş olması.

Yapının tuğla duvarları, kubbeleri ve Bizans döneminden kalan mermer işçiliği dikkat çekerken, Osmanlı döneminde eklenen mihrap, minber ve ahşap vaaz kürsüsü de caminin tarihî kimliğini tamamlıyor. Özellikle minberde kullanılan Bizans dönemine ait renkli mermer parçalar, iki farklı medeniyetin mimari mirasını aynı yapı içerisinde buluşturuyor.

1766 yılında meydana gelen büyük İstanbul depreminde ağır hasar gören cami, Sultan III. Mustafa döneminde kapsamlı bir onarımdan geçirildi. Bugün görülebilen Osmanlı barok üslubundaki pek çok mimari detay da bu dönemin izlerini taşıyor.

Whatsapp Image 2026 10 23 At 14.48.39

HALILARIN ALTINDA SAKLANAN BİZANS MİRASI

Caminin en dikkat çekici özelliklerinden biri ise zeminin altında korunan tarihî süslemeler. Bizans döneminden kalan ve opus sectile adı verilen teknikle hazırlanan renkli mermer döşemeler, geometrik desenleri ve figürlü bezemeleriyle büyük önem taşıyor. Yapının orta bölümünün bir mezar şapeli olarak kullanılmış olması da dönemin manastırın tarihî değerini artırıyor.

Whatsapp Image 2026 10 23 At 14.59.35

Restorasyon çalışmaları sırasında tarihî döşemelerin korunması amacıyla bazı bölümlerde cam zemin uygulamaları yapıldı. Böylece caminin yalnızca duvarlarında değil, ayakların altında da yüzyıllar öncesine uzanan bir geçmişin izleri koruma altına alındı. Yüzyıllar boyunca depremlerden ve zamanın yıpratıcı etkilerinden zarar gören Molla Zeyrek Camii, 2009 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde başlatılan kapsamlı restorasyonla yeniden ayağa kaldırıldı.

Yaklaşık dokuz yıl süren çalışmalar 2018 sonunda tamamlanırken, tarihî yapı 29 Mayıs 2019’da restorasyonun ardından yeniden ibadete açıldı.

Bugün Fatih’in Zeyrek semtinde bütün görkemiyle ayakta duran Molla Zeyrek Camii, yalnızca bir ibadethane değil, İstanbul’un çok katmanlı tarihini anlatan önemli de bir kültür mirası. Haliç’e uzanan manzarası, çevresindeki tarihî sokakları ve yaklaşık dokuz asırlık geçmişiyle ziyaretçilerine farklı bir İstanbul deneyimi sunuyor.

Kaynak: Haber Merkezi