Nurşen İlhan
İstanbul’da yaşayanlar, yıllardır içinden geçtikleri sokaklara ve semtlere artık farklı bir gözle bakıyor. Son yıllarda çok ilgi gören yeni bir tercihle, gezi gruplarıyla İstanbullular, kentin tarihi ve kültürel noktalarını turist gibi keşfederken, her gün gördükleri yerlerin bilmedikleri hikâyelerini de öğreniyor.

Tur rehberleri eşliğinde düzenlenen bu geziler, İstanbullulara yaşadıkları şehri yeniden tanıma ve farklı bir deneyim yaşama fırsatı sunuyor.
Biz de İstanbul Gazetesi okurları için Eşik Seyahat sahibi ve tur rehberi Ayfer Mankırcı ile İstanbul’da son zamanlarda çok tercih edilen ‘İstanbul’da turist olmayı’ konuştuk.
Galata doğumlu olan deneyimli tur rehperi Ayfer Mankırcı, İstanbul'un tam içinde büyümüş. Penceresini açtığında Tarihi Yarımada'yı gören, deniz kokusu ve martı sesleriyle büyüyen Mankırcı, liseye kadar hep Tarihi Yarımada'da yaşadığını anlatırken Gayrimüslim komşularla yaşamanın ve onların bayramlarına tanıklık etmenin kendisine kültürel anlamda ciddi bir donanım kazandırdığını da dile getiriyor.

İlerleyen yıllarda, okul hayatından sonra iş hayatında da ailece İstanbul'u gezmeye ve gezdirmeye niyetli olarak yaşayan Mankırcı, şehir dışından ve yurt dışından gelen misafirleri gezdirerek bu süreci sürdürdü. Şimdilerde Eşik Seyahat ile geziler düzenleyen Mankırcı, İstanbul'un çok büyük bir hazine olduğunu ve şehri tanıtmaya nereden başlanacağının çok derin bir mevzu olduğunu söylüyor.
Mankırcı, İstanbul'un katman katman kültür ile tarihin iç içe olduğu bir şehir olduğunu ifade ediyor. Coğrafi konumuyla da çok önemli bir yerde duran İstanbul için, Napolyon’un “Dünya bir ülke olsaydı başkenti İstanbul olurdu” sözünü hatırlatan Mankırcı, bu kozmopolit yapının kenti özellikle turizm açısından büyük bir cazibe merkezi haline getirdiğini vurguluyor. Son yıllarda, özellikle pandemi sonrası İstanbul'da yaşayan insanların yaptığı günübirlik geziler ve rotalar çoğaldı.

'MANEVİ ROTALAR İNSANLARA İYİ GELİYOR'
Gezilerde ağırlıklı olarak manevi rotalara yer verdiklerini aktaran Ayfer Mankırcı, tekkeler, türbeler ve tarihi yapıların hikâyelerini anlatmanın insanlara gerçekten çok iyi geldiğini belirtiyor:
"Bir zamanlar belki de aynı dönemde yaşasaydınız asla ulaşamayacağınız insanların yaşadıkları yerleri görmek, onların kullandığı eşyaları ve ibadet ettiği yerleri görmek insanlara oldukça keyifli geliyor. Gerçekten ulaşılmaz şeylerin elimizin altında olduğunu gösteriyor."
İstanbul'da yoğun bir turizm potansiyeli olmasına rağmen, Türkiye Cumhuriyeti halkı açısından hâlen yaşadığı bölgeyi çok iyi gözlemleyemeyen ve İstanbul'u bilmeyen oldukça fazla insan olduğunu belirten Mankırcı, amaçlarının bu insanlara tarihi, kültürü ve yaşadıkları toprakları tanıatarak sahip çıkmalarını sağlamak olduğunu söylüyor.
İSTANBUL BÜYÜK BİR AÇIK HAVA MÜZESİ...
İstanbul ile ilgili en büyük üzüntüsünü ve tavsiyesini dile getiren Mankırcı, kentin belli bölgelerinin tamamen trafiğe kapatılması gerektiğine dikkat çekiyor.

SARAYLAR VE CAMİLER MÜHÜR GİBİ...
Galata'nın hâlen trafiğe kapalı olmadığını, Galata Kulesi’nin önünden ve o yollardan araçların geçmeye devam ettiğini söyleyen Mankırcı, binaların restorasyonlarındaki eksiklikler ve deformasyonların üzücü olduğunu ifade ediyor.
Yurt dışı örnekleriyle karşılaştırma yapan Mankırcı, hakkaniyetli yatırımlarla tarihi eserlerin korunması durumunda İstanbul'un dev bir açık hava müzesine dönüşebileceğini belirtiyor. Saray ve camilerin bir mühür gibi İstanbul'un her yerine serpiştirildiğini de sözlerine ekliyor.
İstanbul halkının son yıllarda sokakların kıymetini bilerek dolaşmadığını ifade eden Mankırcı, Üsküdar'da oturan bir kişinin Tarihi Yarımada'yı bilmediğini, Tarihi Yarımada'da ise artık eskisi kadar oturan kalmadığını vurguluyor.

50'YE YAKIN ROTA VE TEMATİK GEZİ YAPILABİLİYOR
İstanbul'da 50'ye yakın rotası bulunan Mankırcı, rahmetli Dursun Hoca'nın "Bir şehri kalb-i selim, zevk-i selim ve akl-i selim ile gezmelisiniz" sözünü hatırlatarak gezilerin üç temel niyetle yapılması gerektiğini savunuyor:
• Kalb-i Selim (Manevi Rota): Şehirdeki alimlerin kabirleri ziyaret edilebilir.
• Akl-i Selim Rotası: Şehirdeki tüm sanat eseri binalar, saraylar, müzeler, sarnıçlar, su kemerleri, devlet binaları ve külliyeler gezilir.
• Zevk-i Selim (Lezzet Rotası): İstanbul'daki lezzetler tadılır. Tarihi Yarımada'ya gidildiğinde Fatih'te Kıztaşı Muhallebicisi'nde kazandibi, Çiçek Pasajı'nda kalamar ve karides, Karaköy'de dürüm balık, Taksim'de ıslak hamburger, Aksaray'da ciğerciler gibi duraklara misafirler yönlendirilir. 完全 yemek odaklı tematik geziler de düzenlenir.
İstanbul'un Kadim Restoranları başlığıyla Beyoğlu, Üsküdar ve Eminönü gibi bölgelerde tematik geziler yaptığını belirten Mankırcı, gezmekten en çok hoşlandığı bölgenin Beykoz ve çevresindeki köyler olduğunu, buraların hafızada inanılmaz yer edindiğini aktarıyor.

İstanbul'un fethine katılan askerlerin kabirlerinin bulunduğu rotaların insanlarda büyük heyecan yarattığını belirten Mankırcı; Galata Kulesi'ni merkeze alıp Tünel'den 4-5 farklı şekilde Tarihi Yarımada'ya inmenin, Karaköy'de dünyanın ikinci metrosunun var olduğunu öğrenmenin, Yeraltı Camii ve Yerebatan Sarnıcı gibi alanları ziyaret etmenin insanları şaşkınlığa uğrattığını ve çok hoşlarına gittiğini vurguluyor.





