3 bakanlık, çocukların eğitim süreçlerindeki güvenliğine ilişkin iş birliği yaptı

Aile ve Sosyal Hizmetler, Milli Eğitim ve İçişleri bakanlıkları arasında “Çocukların Eğitim Süreçlerinin Güvenliğine İlişkin Koruyucu ve Önleyici Hizmet ve Tedbirlerin Artırılmasına Yönelik İş Birliği Protokolü” imzalandı.

20 Haziran 2022 Pazartesi 15:09
3 bakanlık, çocukların eğitim süreçlerindeki güvenliğine ilişkin iş birliği yaptı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun katılımıyla “Çocukların Eğitim Süreçlerinin Güvenliğine İlişkin Koruyucu ve Önleyici Hizmet ve Tedbirlerin Artırılmasına Yönelik İş Birliği Protokolü” imza töreni düzenlendi. Emniyet Genel Müdürlüğü Dikmen Polis Müzesi Şehit Demet Sezen Konferans Salonu’nda gerçekleşen tören, 3 bakanlığın ortaklaşa yürüttüğü projenin tanıtım filminin izlenilmesiyle başlandı.

İmza töreninde konuşan Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, 2021-2022 eğitim yılının kesintiye uğramadan yüz yüze tamamlamanın mutluluğunu yaşadıklarını anlattı. Eğitimin bir ülke için milli güvenlik meselesi olduğunu hatırlatan Bakan Özer, 2000’li yıllarda yüz çocuktan 11’inin okul öncesi eğitime erişebildiğini söyledi. Özer, bu sayının şu an yüzde 92’ye ulaştığını kaydetti.

“Beyin göçünü gündeme getirenler başörtüsünden dolayı yurt dışına gidenler hakkında konuşmadı”

Bakan Özer, şöyle devam etti:

“Bu ülkede yıllardan beri kız çocuklarıyla ilgili, özellikle muhafazakar kesimi irlite edecek şekilde ‘Kız çocuklarını okullara göndermiyor vatandaşlarımız’ şeklinde bir retoreyi tekrarlayarak muhafazakar kesimi töhmet altında bırakarak, ama bunun yanında okullar açmayarak, eğitime erişimlerini kolaylaştırmayarak, süreci güçleştirerek geçtiğimiz bir dönemden şu anda kız çocuklarımızın okullaşma oranının erkek çocuklarını geçtiği bir eğitim sistemine evrildik. Bu ülke son 20 yıl içerisinde eğitime erişim sorununu çözdüğü gibi kız çocuklarının eğitime erişme sorununu da çözdü. Bugün beyin göçünü sıklıkla gündeme getirenlerin dün başörtüsü yasağından dolayı yurt dışına giden kadınlar ve kızlarla ilgili hiçbir şey konuşmadıklarını görürsünüz. Çünkü onların kucaklama diye bir dertleri yoktur.”

“Hiçbir terör örgütüne teslim edecek, kaybedecek tek bir gencimiz yok”

“Bizim 18,9 milyon öğrencimizin yaklaşık 1 milyonu geçici koruma altındaki Suriyeliler ve diğer yabancılardır. Böyle bir ülke yok. Tüm vatandaşını kucakladığı gibi ona misafir olan insanların çocuklarına da eğitim hizmetini sunan bir ülke yok” diyen Milli Eğitim Bakanı Özer, çocukları sadece akademik başarıda değil, devletiyle, milletiyle barışık gençler olarak yetiştirmek için çaba sarf edeceklerini anlattı. Hiçbir genci terör örgütüne teslim etmeyeceklerini vurgulayan Bakan Özer, “Madde bağımlılığından internet bağımlılığına kadar hiçbir bağımlılığa feda edecek tek bir gencimiz yok. Hiçbir terör örgütüne teslim edecek, kaybedecek tek bir gencimiz yok. Özellikle son zamanlarda bakanlık olarak internet bağımlılığıyla ilgili süreçlere çok daha müdahil olduğumuz zaman gördüğümüz şey şu; çok tehlikeli bir sürecin içindeyiz. Gençlerimizi bağımlılıkla ilgili süreçlerde yalnız bıraktığımız zaman kaybetme riskimi çok fazla artıyor” ifadelerine yer verdi.

Bağımlılığın teknolojinin yan ürünü değil, bizatihi istediği bir şey olduğunu savunan Milli Eğitim Bakanı Özer, üç bakanlık olarak geçmiş kültürel kodların sürekliliğini okullarda tekrar sağlamaya çalışacaklarını kaydetti.

“Bütün çalışmalarımızda çocuğun üstün yararını gözeterek hizmet üretiyoruz”
Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yaşlanma problemi olduğunu hatırlatan Bakan Yanık, konuşmasında çocuklar ve gençleri Türkiye’nin geleceğini üzerine kuracakları bir hazine olarak tanımladı.
Tek ölçülerinin çocuğun üstün yararını korumak olduğunu belirten Bakan Yanık, “Bütün çalışmalarımızda çocuğun üstün yararını gözeterek hizmet üretiyoruz. Çalıştığımız her dezavantajlı grupta merkeze aldığımız aile odaklı hizmet politikalarımızla, ailenin en kıymetli bireyleri olan çocuklarımıza sağlıklı, huzurlu ve güvenli bir yaşam alanı sunmak için çalışıyoruz. Bu doğrultuda, ihtiyaca göre kurumsal düzenlemelere gitmeye ve çocuklarımıza destek olmak için birçok farklı hizmet modelleri geliştirmeye gayret ediyoruz” dedi.

“Riskli olduğu değerlendirilen 36 bin 67 çocukla ve 24 bin 366 aile ile görüştük”
Çocukların yaşadıkları risk ve travmaların rehabilitasyonuna yönelik Psiko-Sosyal Destek Programları uyguladıklarını aktaran Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, eski tip Çocuk Esirgeme sistemini değiştirerek çocukların toplumdan soyutlanmadığı bir sisteme dönüştürdüklerini anlattı.
Bakan Yanık, şunları söyledi:

“Yapılan çalışmalar erken yaşta eğitimin içinde yer alan çocuklarımızın ilerleyen yıllarda da okula devam yüzdelerinin daha yüksek olduğunu bize gösteriyor. Dolayısıyla bu desteği ülkemizin geleceği açısından son derece önemli görüyoruz. Risk altında bulunduğu değerlendirilen çocuklarla ilgili sosyal inceleme sonucuna göre, uygun sosyal hizmet müdahaleleri oluşturuyoruz. Bugüne kadar ülke genelinde mobil ekiplerimiz ile yaptığımız okul çalışmaları kapsamında 11 bin 391 okula 12 bin 35 ziyaret gerçekleştirmişiz. Riskli olduğu değerlendirilen 36 bin 67 çocukla ve 24 bin 366 aile ile görüşmüşüz. Bugün de burada çocuklarımızın eğitim süreçlerinin güvenliğini sağlamak üzere onların her türlü suç ve zararlı alışkanlıktan uzak tutulmasına ve korunmasına yönelik önemli bir iş birliğini başlatıyoruz.”

Üç bakanlık arasında imzalanan protokol ile koruyucu ve önleyici tedbirler alacaklarını açıklayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, protokol kapsamında İl Müdürlükleri tarafından kurulan mobil ekiplerle okul eşleşmeleri yapacaklarını söyledi. Yanık, okul rehberlik birimlerince bildirilen çocuklara ilişkin mobil ekiplerin özel çalışmalar yürüteceğini, hızlı ve yerinde çözümleri 81 ilde bildirilen tüm çocuklarımıza ulaştıracaklarını anlattı.

Bakan Yanık, “Dezavantajlı çocukların okula devam etmelerini sağlamak amacıyla mesleki çalışmalar gerçekleştireceğiz. Gerektiği taktirde çocuklar ve ailelerini uygun sosyal hizmet modellerine yönlendireceğiz. Sosyal hizmet müdahalesinde bulunduğumuz çocuklar ve ailelerine ilişkin bilinçlendirme ve izleme çalışmaları yaparak süreci düzenli takip edeceğiz, ihtiyaca göre yeni süreç planlamaları da geliştireceğiz” diyerek sözlerini sonlandırdı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise söz konusu protokolde dört konu başlığı olduğunun bilgisini vererek, “Birincisi: Suç, şiddet ve istismar. İkinci: Bağımlılık ile mücadele. Üçüncüsü: Güvenli eğitim iletişimi. Dördüncüsü: Eğitim çağında olan yabancı uyruklu çocukların eğitim ve güvenlik sorunları. Arkadaşlarımız o kadar güzel belirlemişler ki karşı karşıya kaldığımız bütün alanları belirlemişler ve bunların izlemelerine ve takiplerine yönelik ve yapılması gereken eylemlere yönelik değerlendirmeleri ortaya koymuşlar” dedi.

Soylu, suç, şiddet ve istismarın 21. yüzyılın en temel güvenlik problemleri arasında olduğuna dikkati çekerek, “Burada özellikle meselenin önleyicilikle bertaraf edilmesi bir tarafa olay olduğu andan itibaren, hissedilip, anlaşılıp, tespit edilip durdurulması en temel önceliklerimiz bir tanesidir. Gerek öğretmenlerimiz gerek rehber öğretmenlerimiz, bizim medeniyet kodlarımızın en temel garantörleridir. Onların dikkati, onların ortaya koyacakları süreç, olaylar olmadan önce engellendiği ama olay hemen ortaya çıktığı zaman dilimi içerisinde müdahale edilip yönetilebilme kabiliyetine sahip olabilmesi. Ardından ilgili bakanlığımızın birimleri ile rehabilite edilmesi ve o olayın tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik adımların atılması, 360 derecenin en önemli zincirleme adımları olarak nitelendirilmelidir” diye konuştu.

“Göç çocukları bu coğrafyanın çocuklarıdır”

Bağımlılık, uyuşturucu, internet bağımlılığı ile mücadelenin herkesin katkısıyla gerçekleştirilmesi gerektiğini savunan Soylu, “Güvenli eğitim iletişimini ve bir travmanın içerisinden gelen göç çocukları. Çok itiraz ediliyor. Ama bu çocuklar bizim coğrafyamızın çocukları. Annelerini, babalarını kaybetmiş çocuklar bunlar. Onları itip, o travmaların içerisinde kalmalarına seyirci mi olmalıyız yoksa bir insan olarak onlara elimizi mi uzatmalıyız? En iyi el uzatma yöntemi eğitimdir. Başka bir el uzatma yöntemi yoktur. Bizim İçişleri Bakanlığı olarak iki görevimiz var. Biri önleyiciliktir. Temel görevimiz budur. İkinci görevimiz ise olay olduktan sonra suçu aydınlatma ve adalete teslim etmektir. Ama bizim temel görevimiz önleyiciliktir. Eğer seyirci kalırsak, eğer toplumu uyarmazsak, eğer milletimize doğruyu ve gelecek tehditleri ifade etmeye çalışmazsak sürekli olaylarla karşı karşıya kalırız” dedi.

Protokole Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) de destek verdi.

Konuşmaların ardından Bakan Özer, Bakan Yanık, Bakan Soylu ve TBB Başkanı Şahin tarafından protokol imzalandı.

“Çocukların Eğitim Süreçlerinin Güvenliğine İlişkin Koruyucu ve Önleyici Hizmet ve Tedbirlerin Artırılmasına Yönelik İş Birliği Protokolü”, eğitim ve güvenlik, yabancı uyruklu çocuklara verilecek eğitim ve hizmetler, erken yaşta evlendirilmelerinin önlenmesi, okul devamlılığının sağlanması, koruyucu ve önleyici hizmetler, sosyal faaliyetler ve sportif etkinlikler, kültürel programlar, bilinçlendirme ve farkındalık kazandırma programları gibi çeşitli başlıklardan oluşuyor.

İHA

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.