Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin doğurganlık hızında son 10 yılda dünyada en hızlı düşüş yaşayan 5’inci ülke konumuna gerilediğini açıkladı. 2017’de 2,08 olan toplam doğurganlık hızının 2024 itibarıyla 1,48’e düştüğünü belirten Yılmaz, bu tablonun sosyal güvenlikten ekonomiye kadar birçok alanı doğrudan etkileyeceğine dikkat çekti.
'ÖNÜMÜZDEKİ 10 YIL KRİTİK BİR DÖNEM'
Yılmaz, mevcut eğilimlerin sürmesi halinde nüfusun hızla yaşlanacağını, genç nüfus oranının azalmasının “demografik fırsat penceresini” beklenenden çok daha erken kapatabileceğini vurguladı. 2026–2035 döneminin “Aile ve Nüfus 10 Yılı” ilan edildiğini hatırlatan Yılmaz, aile kurmayı ve doğurganlığı desteklemenin Türkiye için artık hayati bir zorunluluk olduğunu söyledi.
Nüfus Politikaları Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplandı. Toplantıya Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı. Toplantıda aile yapısına ilişkin güncel veriler, demografik dönüşüm ve bu dönüşümün sosyal ve ekonomik etkileri ele alındı. Yılmaz, kurulun ilk toplantısının Ocak 2025’te yapıldığını, ardından teknik ve bakanlar düzeyinde toplantılarla sürecin derinleştirildiğini belirterek, kısa, orta ve uzun vadeli eylem planları üzerinde çalışıldığını söyledi.
EYLEM PLANLARI ÇOK BAŞLIKLI İLERLİYOR
Kurul kapsamında mevzuat, çalışma hayatı, sağlık, ekonomik teşvikler, eğitim, iletişim ve farkındalık alanlarında özel çalışma grupları oluşturulduğunu kaydeden Yılmaz, bu grupların koordinasyonunda kapsamlı bir nüfus politikası çerçevesi hazırlandığını ifade etti. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın sekretarya görevini yürüttüğü süreçte, ilgili tüm kamu kurumlarının katkısıyla detaylı çalışmaların sürdüğü bildirildi. Amaçlarının yalnızca mevcut tabloyu tespit etmek değil, aynı zamanda nüfus yapısını güçlendirecek kalıcı adımlar atmak olduğunu vurgulayan Yılmaz, demografik dönüşümün devlet politikası düzeyinde ele alınmasının zorunlu hale geldiğini söyledi.

“ÖNÜMÜZDEKİ 10 YIL KRİTİK”
Demografik değişimlerin küresel ölçekte tüm ülkeleri etkilediğine dikkat çeken Yılmaz, aile ve nüfus yapısındaki dönüşümün sosyal güvenlik sistemlerinden bakım hizmetlerine kadar birçok alanda doğrudan etkiler oluşturduğunu söyledi. Bu nedenle nüfus politikalarında uzun vadeli ve bütüncül stratejilerin hayata geçirilmesinin önemine işaret etti. Cumhurbaşkanı tarafından 2026–2035 döneminin “Aile ve Nüfus 10 Yılı” ilan edilmesinin bu yaklaşımın açık bir göstergesi olduğunu belirten Yılmaz, önümüzdeki sürecin kalıcı ve yapısal adımlar açısından kritik olacağını ifade etti.
“DOĞURGANLIĞI DESTEKLEMEK HAYATİ BİR ZORUNLULUK”
Türkiye’nin 86 milyonu aşan nüfusuyla Avrupa’nın en kalabalık ülkesi olduğunu hatırlatan Yılmaz, buna rağmen doğurganlık hızındaki düşüşün ciddi bir risk oluşturduğunu söyledi. 2017’de 10 ilde 3 ve üzeri olan toplam doğurganlık hızının 2024’te yalnızca Şanlıurfa’da bu seviyede kaldığını belirtti. Yaşlı nüfus oranının 2024 itibarıyla yüzde 10,6’ya yükseldiğini ve bazı illerde yüzde 20’nin üzerine çıktığını kaydeden Yılmaz, mevcut eğilimin sürmesi halinde nüfusun önemli bir bölümünün 65 yaş üstü bireylerden oluşacağı uyarısında bulundu. Bu durumun sosyal güvenlik, bakım hizmetleri ve ekonomik kalkınma açısından belirleyici olacağını ifade etti. Yılmaz, doğurganlığı ve aile kurmayı desteklemenin, Türkiye’nin demografik dinamizmini koruyarak ekonomik hedeflerine ulaşması açısından “hayati bir zorunluluk” olduğunu vurguladı.





