Zeytinyağı kullanan yaşlanmaz

Abone Ol

Belki de zeytinyağı değil de gençlik iksiri desek daha doğru olur.

Büyük şehrin gürültüsünden, kirinden kaçıp buralara geldiğimde ilk fark ettiğim insanların oldukları yaştan 10 ya da 15 yaş genç göründükleri oldu. Aynı zamanda çok sağlıklıydı bu insanlar.

İlk bahçemi almak için emlakçıda bahçe sahibi İsmail Amcayı bekliyordum. Kapının önünde bir motosiklet durdu yaşlıca birisi inip motosikletten emlakçıya girdi. Bahçenin sahibi  İsmail Amcaymış gelen. Yaşını sorduğumda 82 dedi. Şaşkınlığım iyice arttı.

‘’Motosikletle geldiniz’’ diye cümleye başladım ama sonunu getiremedim. İsmail Amca kızdı;

-Ne yapayım, yolları yapıyorlar; yürünmüyor ki yollarda, her yer toz toprak .

-Yanlış anladınız İsmail Amca; 82 yaşında olmanıza rağmen hâlâ motosiklet kullanıyorsunuz; maşallah.

- Sen bir de beni gençken görecektin, hem zeytin toplardım aynı anda da ağaçları budardım. Ahh keşke şimdi 50 yaşında olabilsem.

Yirmi ya da otuz yaşında olmayı değil elli yaşında olmayı diliyordu İsmail Amca. İstanbul’da elli- altmış yaşındaki inşalar yolda zor yürürken burada 82 yaşındaki İsmail Amca motosiklet ile dolaşıyor.

84 yaşındaki Macide Nine ağaçlara çıkıp elma topluyor. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Zaman geçtikçe bu insanların sağlıklı olma nedenlerini anladım. Yağ olarak sadece zeytinyağı kullanıyorlar. Biraz ellerinin altında olmasından kaynaklanıyor bu durum. Hayvancılığın yaygın olmasına rağmen köylüler tereyağın nasıl yapılacağını bilmiyorlar.

Kısaca özetleyecek olursak zeytinyağının bizleri nasıl sağlıklı kıldığını daha iyi anlayacaksınız. Zeytin tanrının dünyaya armağanı. Zeytinin içinde 13-14 çeşit amino asit var. Eğer bu aminoasitleri yok etmeden yağınızı elde ederseniz mucizevi bir iksire sahip olursunuz. Bunun  için erken hasat yapmanız  ve sıkımda sıcaklığı yirmi yedi derecenin altında tutmanız gerekiyor.

Toplama, taşıma şartları da önemli. Zeytinleri asla çuvalla toplayıp taşıyamazsınız. Mutlaka plastik kasalarla toplanmalı ve mümkünse aynı gün içinde sıkılmalı. Plastik kasaların pahalı olması nedeniyle insanlar çuvallarla topluyor ve çuvalın içinde zeytin bir çok yararlı özelliğini yitiriyor.

Zeytinin içinde yer alan fenoller zeytinyağına antiseptik özelliği kazandırıyor. Zeytinyağının içinde mikrop ve bakteri üreyemez. Bu yüzden korusun diye salçaların üzerine zeytinyağı konur. Konmazsa buzdolabındaki salçanız bir haftayı bulmadan küflenir ve atmak zorunda kalırsınız. Antiseptik özelliği çok yüksektir. Günümüzde zeytin olan bir çok yörede yaralar zeytinyağıyla sarılmaya devam ediyor.

Zeytinyağı içinde barındırdığı amino asitlerle hücrelerinizi temizleyip kireçlenmesini önlüyor. Bu özelliği kanserle yapılan bir ön savaş gibi. Hücrelerinizin sağlığı korundukça değişime uğramayarak kanserli hücrelere dönüşmüyor.

Kanser; yapısı değişen hücrenin ölmemesi olarak basit şekilde açıklanabilir. Değişime uğrayan herhangi bir hücreniz görevini yerine getiremez ama üremeye ve yaşamaya devam eder. Hangi organınızda başlamışsa bir süre sonra o organı kaplayan ve çalışmasına engelleyen bir kitle, tümör büyür ve ölüme neden olur.

Zeytinyağı vücudumuzdaki hücreleri sağlıklı tutarak çok büyük bir yarar sağlıyor bizlere.

Hâlâ kara propaganda devam ediyor. Örneğin yanma derecesini düşük göstererek diğer sıvı yağlara yönlendirmeye çalışıyorlar insanları. Oysa rafine edilmemiş zeytinyağının yanma derecesi 240.

Uzun yıllar bizlere margarin satmak isteyen çok uluslu şirketlerin gizli ve bazen de apaçık yarattığı yalan evreninde ne yazık ki zeytinyağı  gerektiği değeri hiçbir zaman göremedi.

Elimizde insanlara Tanrının armağanı olan bir gençlik iksiri var ama biz bu konuda hiçbir şey bilmiyoruz.