Yılbaşı

Abone Ol

Yarın 2021’e veda ediyoruz.

Her yılbaşı öncesi olduğu gibi yine müthiş bir gürültü koparılıyor.

Bir yandan yılbaşını kutlamak isteyenleri neredeyse dinsiz imansız ilan edenler, diğer yandan kutlamalara karşı çıkanlara veryansın edenler…

Her şeyde olduğu gibi yılbaşında, yılbaşı kutlamalarında ve kutlamalara karşı çıkmakta ölçüyü kaçırıyoruz.

Öncelikle bir tespit yapmak lazım; bir şey kötüyse, suçsa, ahlâka ve kanunlara aykırıysa her zaman için geçerlidir…

Kötü olan şeyi, yılbaşında yaptığınız zaman yılbaşı hatırına affedilmiyor…

Yılbaşını kutlamıyorum deyip başka günlerde kanuna veya ahlâka aykırı davranırsan da iyi insan olunmuyor.

Bazı kendini bilmezlerin yılbaşında taşkınlık yaptığı, utanılacak durumların yaşandığı çok görüldü.

Tabii ki bunları eleştirmek, bu taşkınlıkların, ahlâksızlıkların önüne geçmek gerekiyor.

Ancak sadece yılbaşı kutlamalarına karşı çıkmak, yılbaşında yaşanan çirkinlikleri gösterip günlerce yaygara koparmak da insanları ayrıştırıyor.

364 gün olup biten bütün çirkinlikleri, ahlâksızlıkları, kanunsuzlukları görmezden gelip sadece bir güne, yılbaşına odaklanmak, her şeyin sorumlusu olarak yılbaşı kutlamalarını göstermek de akıl işi değildir.

Körpecik çocuklara taciz edildiğinde, tecavüze uğradıklarında “bir kereden bir şey olmaz” deyip işin içinden çıkarsanız…

Tüyü bitmemiş yetimlerin, yurt diye açılmasına izin verilen köhne binalarda yanıp kül olmalarını görmezden gelirseniz…

Gariban gençler işsizlikten kıvranıp, memur olabilmek için sınavlarda ter dökerken; hatırlı birilerinin elini kolunu sallayarak üst düzey yöneticiliğe atanmasına rıza gösterirseniz…

Ekmeği üç kuruş daha ucuza alabilmek için soğukta, yağmurda kuyrukta bekleyen insanları, “resim çektirmek için bekliyorlar” diye üç kuruşluk akılla eleştirirseniz…

Gariban vatandaşın çocuğunun dershane parasını ödeyebilmek için tüketici kredisi çekmesine faiz diye karşı çıkarken, zenginlerin faizli, dolar endeksli hesabına “hibe” diye fetva verirseniz…

Yolsuzluğa da hırsızlık değil diye kılıf bulursanız…

“İnsanların günah işleme özgürlüğü var” diye her türlü yolsuzluğa kapı açarsanız…

Leblebi çerez ile çay içerek evde televizyon seyreden gariban vatandaşların yılbaşı kutlaması mı ülkeyi batıracak?

Hep vaaz edilir ya… Yahudilere, Hıristiyanlara benzemeyin diye…

En azından Yahudi ve Hıristiyanlar kadar yolsuzluğa, hırsızlığa, ahlâksızlığa, kör cehalete karşı çıkabilsek…

*****

En büyük kim?

Hikaye bu ya… Padişah ile vezir tartışmaya başlamış. Padişah, vezire sert çıkar:

- En büyük ve en güçlü olan benim. Sen benim emrimdesin!

Vezir de itiraz eder:

- Hayır ben büyüğüm. Ordunun başında ben savaşıyorum, sen sadece mühür basıyorsun!

Tartışma uzayınca padişahla vezir, bir çobanın yanına gitmişler. Ancak konuya hemen girmemek için çobana sormaya başlamışlar:

- Senin koyunun mu büyük, ineğin mi?

Çoban şaşırmış şaşırmasına da soranlar da padişah ile vezir.

- İneğim, demiş.

- Keçin mi büyük, öküzün mü?

Çoban;

- Öküzüm tabii, deyince, asıl soruyu yöneltmişler çobana:

- Söyle bakalım, padişahın mı büyük, vezirin mi?

Çoban hiç düşünmeden cevap vermiş:

- Vallahi ben bu hayvanları tanımıyorum!

*****                 

TEBESSÜM

Zorla

Mahkeme salonunda hakîm sanığa çıkıştı:

- Seni bir daha karşımda görmeyeyim dememiş miydim?

- Demiştiniz, hakîm bey. Ama ne yazık ki polis sözüme inanmadı. Kendisine o kadar söyledim, yine de yakalayıp zorla buraya getirdi.

*****

GÜNÜN SÖZÜ

Demokrasi, hak ettiğimizden daha iyi yönetilmeyeceğimizi garanti eden bir sistemdir.

George Bernard Shaw