Uzatmalı adalet

Abone Ol

6 yaşındaki kız çocuğun istismarıyla ilgili davada duruşma günü 22 Mayıs 2023 tarihine verilince haklı olarak kızılca kıyamet koptu.

Davaya müdahil olan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının talebi üzerine duruşma 4 ay öne alındı ve 30 Ocak 2023 tarihine çekildi.

Çok vahim iki durum var; birincisi bu kadar önemli, toplumda infial yaratan bir davada hangi mantıkla duruşma günü 5 buçuk ay sonrasına bırakılıyor?

Mahkeme yoğunluktan dolayı 22 Mayıs 2023 tarihini duruşma günü olarak belirlemişse, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının talebi ile 4 ay nasıl öne çekebildi?

Gerçekten o tarihte duruşma günü verilebiliyordu ise niçin yargılama 22 Mayıs 2023 tarihine kadar uzatıldı?

İkincisi de bakanlığın talebi kabul edildiğine göre, bakanların veya siyasilerin talepleri doğrultusunda hareket eden mahkemeler var mı?

6 yaşındaki kız çocuğuna istismar olayı, toplumun içinde bulunduğu vahim durumu ortaya koyduğu gibi mahkemelerin işleyişini de bize göstermiş oldu.

Ağır ceza mahkemesinde duruşma gününün 5 buçuk ay sonrasına verilmesine herkes şaşkın, tepkili…

Tabii ki olayın siyasi boyutunu bir kenara bırakarak söylüyorum; yargılamanın uzun sürmesi, geç verilen duruşma günleri maalesef Türkiye’nin kaderi oldu.

Toplumun gündeminde olmayan adliyelerdeki normal işleyişle ilgili birkaç örnek, yargının içinde bulunduğu durumu gayet net özetliyor.

Apartman aidatı alacağına ilişkin dava 30.12.2021 tarihinde açılıyor. Mahkeme 2 Haziran 2022 tarihinde ön inceleme için duruşma günü veriyor. 2 Haziran’daki duruşma 6 ay 11 gün sonrasına yani 13 Aralık 2022 tarihine erteleniyor.

13 Aralık’taki duruşmada ise 17 Ekim 2023 tarihine duruşma günü veriliyor. Basit bir apartman aidatı alacağı davasında bile şaka gibi gelecek ama duruşma 10 ay 4 gün sonrasına erteleniyor.

Yargının içinde bulunduğu çıkmaz daha iyi nasıl anlatılabilir.

İki örnek de idari yargıdan…

İstanbul’da görev yapan 2 memur, büyük ihtimal cezalandırma amaçlı 6 ay geçici görevlendirme ile Diyarbakır’a gönderiliyor.

Geçici görevlendirmenin iptali için yürütmeyi durdurma talepli 31 Ekim 2022 tarihinde açılan davada mahkeme, ara karar için 10 gün sonra dosyayı ele alıyor. Ara kararı 16 Kasım’da yazıyor ve idareye savunma için 30 gün süre veriyor. İdare daha savunmasını vermedi, geçici görevlendirme bitmeden mahkemeden karar çıkar mı meçhul.

Geçici görevlendirilen diğer memurun, 25 Kasım 2022 tarihinde yürütmeyi durdurmalı açtığı davada mahkeme daha dosyayı ele almadı.

Mahkemede çare arayanların durumu bu…

50 kez yargıda reform paketi açıklayın. Mahkemeler 10 ay sonrasına duruşma günü veriyorsa; 6 aylık geçici görevlendirmede bile haftalar sonra dosya ele alınıyorsa, reform paketi ile çözülemeyecek çok daha büyük sorunlar var demektir…

*****

Bedel ödeyen kadı

İstanbul’un fethinden sonra Sultan Mehmet Fatih bütün mahkumları serbest bırakmıştı. Bizans imparatorunun halka yaptığı zülüm ve işkence karşısında ona adalet tavsiye ettikleri için hapse atılan iki papaz zindandan çıkmak istemediklerini söyledi.

Durum Fatih’e bildirildi. Fatih, papazları huzuruna davet etti. Papazlar hapisten niçin çıkmak istemediklerini Fatih’e de anlattı. Fatih, iki papaza şöyle bir teklifte bulunur:

- Sizler İslâm adaletinin tatbik edildiği memleketimi geziniz, Müslüman hakimlerin ve Müslüman halkımın davalarını dinleyiniz. Bizde de sizdeki gibi adaletsizlik ve zulüm görürseniz, hemen gelip bana bildiriniz. Sizler de evvelki kararınız gereğince uzlete çekilerek hâlâ küsmekte haklı olduğunuzu ispat ediniz

Fatih’in bu teklifi papazlar için çok cazip gelmişti. Padişahtan aldıkları izin ile İslâm beldelerine seyahate çıktılar. Bursa’da şöyle bir hadiseyle karşılaştılar…

Bir Müslüman bir Yahudiden bir at satın almış. Fakat hiçbir kusuru yok diye satılan at hasta imiş. Müslümanın atın hasta olduğunu ilk akşam anlamış. Sabah olunca da erkenden atını alıp kadının yolunu tutmuş. O saatte kadı henüz dairesine gelmemişti. Bir müddet bekledikten sonra adam kadının gelmeyeceğine hükmederek atını alıp tekrar ahırına götürmüş. At da o gece ölmüş.

Hadiseyi daha sonra öğrenen kadı, atı alan Müslümanı çağırtıp meseleyi şu şekilde halletmiş:

- Siz ilk geldiğinizde ben makamımda bulunsa idim, sağlam diye satılan atı sahibine iade eder, paranızı alırdım. Fakat ben zamanında makamımda bulunamadığımdan hadisenin bu şekilde gelişmesine sebep oldum. Madem ki ben sebep oldum, atın ölümünden doğan zararı benim ödemem lazım, deyip atın parasını Müslümana vermiş.

*****

TEBESSÜM

Olay

Temel ile Dursun denize yüzmeye giderler. Dursun boğulur. Olayı araştırmaya gelen savcı Temel’e sorar:

- Olay nasıl oldu?

- Savcı bey, olay falan olduğu yok... Dursun bir dalıp geleceğim dedi ama siz de görüyorsunuz, gelmedi!

*****

GÜNÜN SÖZÜ

Adalet yok olunca, yeryüzündeki insanların hayatına değer verecek hiçbir şey kalmaz.

Kant