Dünyanın eski Maden Arama Ruhsatı’nın olduğu iddia edilen, 5 bin yıllık Kaya yazıtlarını görmek için, Maden Köyü’ne varmadan, Alihoca Köyü’nü geçince kaya üzerinde ki bu tarihi belgeyi görmek mümkündür. Karagöl’e giderken, demiryolu köprüsünü geçinde solda 3 bin 500 yıl eskilere uzanan Porsuk Hitit-Tuvana Höyüğü’nden çıkan yeni bulgular, bölgenin tarihi hakkında yeni arkeolojik mirasları ortaya çıkıyor. MÖ: 30 yılında Makedonya Kralı Büyük İskender, Gülek Boğazı’nı geçmeden önce 17 gün güvenli bekleyiş yaptığı Beyağıl Köyü Bedirge Mevkisi ve zamanın haberleşme kulesi olarak kullanılan Çatal Kaya’yı da görmelisiniz…
Kral Yolu olaralk bilinen Burna-Yeniköy yolu üzerindeki tarihi kervansaray kalıntısı ise, bölgenin bir başka tarihi zengin dokusudur. Orta Asya’dan, Altay Dağı yamaçlarında başlayan ve 1953 yılında İstanbul ve 1955’de Ulukışla’da son bulan uzun bir yol hikayesini yaşayan Altay Köyü Kazaklarının Temmuz ayı ilk haftasında düzenledikleri festivali mutlaka izleyiniz. Karagöl’de 2600 metrede yaşam savaşı veren Endemik Sessiz Toros Kurbağasına, flora ve fauna zenginliğinin gözlendiği Bolkar yaylalarına gitmek için; Niğde ili, Ulukışla ilçesine bağlı Maden, Porsuk (Alan Bahçe) ya da Darboğaz Köyü’nden dağ yoluna koyulup, Orta Toroslar’ın doyumsuz Bolkar Dağı manzaraları eşliğinde, çam oluklu Karamuklu Pınarından su içip, yükseklere tırmanmaya başlıyoruz…
Yol boyu; kiraz ve elma bahçelerini geçtikten sonra Toros sediri, karaçam, köknar, meşe ve ardıç ağırlıklı ormanlarla kaplı yollardan ilerliyoruz. Uygun yerlerde fotoğraf çekmek için mola veriyoruz. Meydan Yaylası’na kadar araçla tırmanmak mümkün ve köyden sonra yaklaşık 30 dakika sürüyor. Aslında Karagöl’e kadar araçla çıkılıyor ama çevre kirliliği nedeniyle ben buna karşıyım. Karagöl çevresine araç girişi iptal edilmelidir…
Sonrasında Meydan Yaylası’na ulaşıyoruz. Burası doğayla iç içe ve birkaç gün geçirmek isteyenler için ideal. Burada kamp kurulup, kaynak sularının ve endemik bitkilerin içinde ve yabanıl yılkı atların yanında mola vermenin tam zamanı. Yörük kasabın hazırlayıp sunduğu taze et eşliğinde ayran, dağ çayı, verem çayı, kekik, kuzu kulağı ve kenger gibi çeşitli doğal bitkilerle beslenen keçi ve koyun etinden yapılan yiyeceklerle piknik yapmanın huzurunu yaşayın… Yanınıza bedeninizi ısıtacak içki almayı unutmayınız. Unutmadan burada kampçıların gitar, bağlama, kaval eşliğinde, yılkı atları ve keçi koyun sürülerinin de müzik ziyafeti katılımıyla, tam bir yayla şenliğine dönüşür. Akkaya’nın hemen altında kırk göze kaynar su başında, Beyağıl Köyü’nden göçen yaylacıların kurduğu Gıcırgan denen dengeli oyunluk bineklerin gıcırtısı, kaval ve çıngırak sesleri, yüksek dağların yamaçlarında yankılanıyor…
Ayrıca Meydan Yaylası, Nisan ve Mayıs ayında beyaz kar örtünün altından fışkıran kardelen, çiğdem ve mavi nevruzların yanı sıra; Haziran ayında sarı leblebi çiçekleri ağırlıklı, mor yayla çiçekleri mis kokulu ve az da olsa sarı çilli ters lale bulunmaktadır. Bu endemik bitki örtülü eşsiz tabloyu görmek için mutlaka gidilmeli.
Devamı yarın…