Sokak kültüründe Dünya Kupası etkisi

Adidas Originals markası, sokak kültürüyle spor mirasını buluşturan yaklaşımını BAPE markası ile gerçekleştirdiği yeni iş birliğiyle 2026 Dünya Kupası odağında yeniden gündeme taşıdı.

Abone Ol

Tanıtılan koleksiyon, futbol estetiğini doğrudan saha performansına değil, turnuvanın çevresinde oluşan küresel kültüre referansla ele alıyor. Bu yönüyle koleksiyon, spor giyimden çok yaşam tarzı kategorisinde konumlanıyor.

Koleksiyonda formalar, eşofman takımları, sneaker modelleri ve aksesuarlar yer alıyor. Adidas Originals markasının arşivden gelen klasik spor detayları, BAPE markasının tanınan kamuflaj desenleri ve grafik diliyle birlikte kullanılıyor. Tasarımlar, maç günü ürünlerinden ziyade turnuva atmosferini şehir yaşamına taşıyan parçalar olarak kurgulanmış durumda.

Bu iş birliği, Adidas Originals markasının büyük spor organizasyonlarını yalnızca sportif değil, kültürel bir zemin olarak ele alma stratejisinin devamı niteliğinde. BAPE markası açısından ise küresel ölçekte görünürlüğünü artıran ve markayı futbol ekseninde daha geniş bir kitleyle buluşturan kontrollü bir genişleme adımı olarak okunuyor.

Vittoria Ceretti’den bir temsil

Milano’da düzenlenen 2026 Kış Olimpiyat Oyunları’nın açılış töreninde Vittoria Ceretti, tercih ettiği görünümle İtalyan moda estetiğini öne çıkaran isimlerden biri oldu. Ceretti’nin seçimi, Giorgio Armani markasının uzun yıllardır benimsediği sade, ölçülü ve zamansız tasarım anlayışını yansıtan bir silüet üzerine kuruldu. Görünüm, törenin yüksek görselliği içinde dikkat çekici ama abartısız bir duruş sergiledi.

Giorgio Armani markasının tasarım dili, temiz hatlar ve kontrollü oranlar üzerinden ilerliyor. Bu yaklaşım, Olimpiyat açılışının sembolik ağırlığıyla uyumlu bir biçimde sunularak İtalyan tasarım geleneğinin rafine yönünü ön plana çıkardı. Ceretti’nin styling tercihi, tasarımın önüne geçmeden bu anlatıyı destekleyen bir çerçeve sundu.

Bu sahne, Giorgio Armani markasının yalnızca bir moda markası değil, aynı zamanda İtalya’nın çağdaş kültürel temsilcilerinden biri olarak algılandığını bir kez daha gösterdi. Vittoria Ceretti’nin açılış törenindeki görünümü, bireysel bir stil anından ziyade ulusal tasarım mirasına gönderme yapan bilinçli bir temsil olarak değerlendirildi.

Kim bu Phoebe Philo

Phoebe Philo, Paris doğumlu bir tasarımcı olarak dünyaya geldi ve Londra’da büyüdü. Moda eğitimini Central Saint Martins’te tamamlayan Philo, kariyerinin erken döneminde Chloé markasıyla dikkat çekti, ardından 2008–2018 yılları arasında Céline markasının yaratıcı direktörlüğünü üstlenerek modern kadın giyiminin yönünü belirleyen isimlerden biri hâline geldi. Bu dönem, moda dünyasında hâlâ “Phoebe Philo dönemi” olarak anılıyor.

Céline markasından ayrıldıktan sonra bir süre sessiz kalan Phoebe Philo, bugün Paris merkezli olarak kendi adını taşıyan Phoebe Philo markası altında bağımsız bir yapı kurmuş durumda. Tasarım anlayışı; gösterişten uzak, fonksiyonel, entelektüel ve zamana dirençli parçalar üzerine kurulu. Trend üretmekten ziyade, güçlü bir gardırop fikri sunması, onu hızlı moda döngüsünün dışında konumlandırıyor.

Son dönemde ünlü isimlerin bu estetiğe yönelmesi, Phoebe Philo markasının etkisinin yeniden görünür hâle geldiğini gösteriyor. En son Jennifer Lawrence’ın kameralara yansıyan görünümü, bu ilgiyi doğrulayan güncel bir örnek oldu. Lawrence’ın tercih ettiği sade silüetler, nötr renkler ve rahat ama kontrollü duruş, Phoebe Philo’nun yıllardır savunduğu stil anlayışıyla örtüşüyor. Bu tablo, Phoebe Philo’nun yalnızca bir tasarımcı değil, çağdaş şıklığın referans noktalarından biri olarak yeniden konumlandığını ortaya koyuyor.

Berlin’de sürdürülebilir moda buluşması

Berlin Moda Haftası 2026 kapsamında Zalando markası ve VORN markası tarafından sunulan iş birliği, sürdürülebilirliği tasarım sürecinin merkezine alan bir yaklaşım ortaya koydu. Proje, çevre dostu malzeme kullanımının ötesine geçerek ürünlerin kullanım süresi, çok yönlülüğü ve üretim mantığı üzerine odaklanıyor. Bu yönüyle sürdürülebilirliği yalnızca etik bir başlık olarak ele almıyor.

Zalando markası, dijital perakendedeki konumunu kullanarak bu yaklaşımı geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor. VORN markası ise fonksiyonel ve modüler tasarım anlayışıyla projeye yapısal bir çerçeve kazandırıyor. Tasarlanan parçalar, farklı kullanım senaryolarına uyarlanabilir özellikleriyle hızlı tüketim alışkanlıklarını sorgulayan bir duruş sergiliyor.

Bu iş birliği, Berlin Moda Haftası’nın deneysel ve yenilikçi kimliğiyle örtüşen bir örnek olarak öne çıkıyor. Zalando markası ve VORN markası, sürdürülebilirliğin yalnızca iletişim diliyle değil, tasarım ve ürün mantığıyla ele alınması gerektiğine dair net bir mesaj veriyor.