Sirer Doğan Sivas’tan bildiriyor

Ulu Önder Mustafa Kemal, basının etkin gücünün bilincindeydi. Anadolu’ya geçmeden önce, “Minber” gazetesi deneyimini yaşamıştı. Sivas Kongresi yapılmaktayken 14 Eylül 1919’da kongrenin organı olarak “İrade-i Milliye” gazetesi yayımlamıştı. Bu gazete, “Harekatı Milliye en muazzam harekatı medeniyedir,” manşetiyle çıkmıştı.

Abone Ol

Bütün imkansızlıklara karşın, birkaç istisna dışında, Anadolu Basını, Atatürk’ün ve millî mücadelenin yanında yer almıştı. Üstlendikleri vizyon nedeniyle Atatürk, Anadolu basınına “Fazilet Adaları’’ benzetmesini yapmıştı.

Fazilet; ahlaklı olmak, üstünlük, erdem, iyilik ve doğruluk demekti. Toplumun övdüğü, olumlu ve değerli bulduğu, davranışları ve karakter özellikleri taşıyanlara faziletli insan denirdi.

Bugün size, bir fazilet adasından; denizler, kıtalar ötesine sesini duyuran fazilet üstü fazilet nitelikli bir kardeşime sunulan armağandan gururla söz etmek istiyorum.

Yaşları otuzun üzerinde olanlar, başta TRT olmak üzere, televizyon ve radyolarda, ayrıca ülkenin en büyük gazetesinde haber dinler veya okurken, bir ön cümle ile karşılaşırdı:

“Sirer Doğan Sivas’tan bildiriyor”

Biz gurbetçiler, bu anonsla yitik bulmuş gibi sevinir, pür dikkat moduna geçendik. Hele güzel bir haberse gözlerimiz parlar, yanaklarımıza gülücükler konar, herkesin duymasını, görmesini arzu ederdik.

Elimdeki kitabın adı: “Gazeteci’nin Haber Albümünden…. Sirer Doğan Sivas’tan bildiriyor

Hizmetleriyle, Sivas’ın kültür ve sanat hayatının aynası olan arkadaşlarımızdan Tekin Şener, araştırmış, söyleşmiş, sınıflandırıp sıralamış ve yazmış. Sivas Valiliği, Yücel Yönal kitabında olduğu gibi “marifet iltifata tabiidir,” ilkesi ile yayınlamış. Ne güzel ve anlamlı bir ilke ki, değerlerimizi hayattayken onore ediyor.

Sivas Valisi Dr. Yılmaz Şimşek, sunuş yazısında Sirer Doğan’ın Sivas basın tarihinde iz bırakmış bir duayen olduğunu vurgulamış ve şöyle tanıtmış:

“….Sivas'ın yerel basın ortamında çekirdekten yetişen Sirer Doğan, matbuatın hemen her aşamasında görev yapmış ve sorumluluk üstlenmiştir. 1960'ların sonundan İtibaren sayısız habere İmza atmış, yüz binlerce fotoğraf çekmiş ve belge yayımlamıştır. Muhabir, foto muhabiri, TRT temsilcisi, yerel gazete kurucusu gibi unvanlarla basın hayatımızda güçlü ve özgün bir karakter olarak yerini almıştır.”

Hiç kuşku yok ki, bu kitapta yer alan anılar ve fotoğraflar, son yarım asırda yaşadığımız toplumsal ve sosyal dönüşüme ışık tutmakta.

Tekin Şener yine zor bir iş için kollarını sıvamış. Kendi anlatımıyla “dolu dolu yaşanmış 70 yıllık bir ömür dilimini, yaşayan ve yazan olarak dört ayrı ucundan” tutmuş. Özel anlar, özgün yüzler, güçlü karakterler, solmayan anılar çerçevesinde “gerçeğe olabildiğince dokunacak bir örgüyle” hikâye etmiş.

On binin üzerindeki fotoğrafı, birkaç yüze indirgemiş. Özel müze evini dolduran koleksiyon, haber ve kupür sayısını örneklemek, Sirer Doğan'ın muhabirlikten patronluğa uzanan gazetecilik sürecini toplumsal ve sosyal kişiliğini, arşivciliğini, sınırlı sayfalı bir kitapta özleştirmek gerçekten ustalık isteyen bir iş. İnanıyorum ki, Sivas’ın efsane gazetesi Hürdoğan’ı ve ve kapanmasına yol açan nedenler ayrı bir kitap konusu olur.

Sirer Doğan’ın zaman tünelinde acısıyla tatlısıyla sağlı sollu o kadar çok koridor ve galeri var ki, gezmekle doyamazsınız. Yolu Sirer ve Sivas’la keşişmiş, her meslekte onlarca kişiyi portresine rastlarsınız:

Sezen Aksu, Nezih Demirkent, Muhsin Yazıcıoğlu, Emel Sayın, Tansu Çiller, Turgut Özal, Levent Kırca, İlhan İrem, Süleyman Demirel, Sefil Selimi, Bülent Ecevit, Âşık Veysel, Sakıp Sabancı, Uğur Dündar, Egemen Bostancı, Necmettin Erbakan, Recep Tayyip Erdoğan, Ömer Günbulut… Adlarını birer birer anamadığımız basın emekçilerine, mülki idare amirlere, dostlara selam verip dua etmekten kendinizi alamıyorsunuz.

Sirer Doğan’a sağlıklı uzun ömür, kadir bilir Sivas Valisi Dr. Yılmaz Şimşek ile Tekin Şener’e teşekkür ediyorum.