Senden benden bizden

Abone Ol

Sevgili yolcu;

İşin içinden çıkamadığımız bazı durumlar vardır. Birkaç tanesini sıralayacak olursam; zaman yönetimi, odaklanma, yetersizlik hissi, plansızlık ve teknoloji bağımlılığı. Bu saydıklarımdan kaç tanesi seni düşündürdü ve kabul etmek zor olsa da kaç tanesi kişisel problemin?

Sabah çalan alarm ile uyandın. Hazır elin telefona gitmişken baktın gelen bildirim var mı ve sonra şöyle bir sosyal medyada bakındın derken 15 dakika geçti bile değil mi? Tam telefonu bırakacak oldun ve aklına hava durumu geldi birde hava durumuna baktın derken orada bir haber gördün ona takılı kaldın sonra haberi okuduktan sonra haberle ilgili yorumları okurken buldun kendini derken bir indirim linki hop çıkıverdi karşına tam da geçen üzerine konuştuğun ayakkabı indirime girmiş. Bir an durdun düşündün. Hava durumundan olay buralara nasıl geldi? Yarım saat geçti bile. Peki bu geçen yarım saat içinde hangi durum elle tutulur bir biçimde sana hizmet ediyor? Oysaki bir aydır yanı başında duran kitabı eline alamıyorsun ve bu konuda vicdanın o kadar rahatsız ki! Sonra yine bir döngü. O kadar çok örnek var ki içsel disiplinin ile ilgili… Kaçıyorsun kendinden. Kendinden kaçmayı ve kendini suçlamayı bırakmayı denemek ister misin?

‘Ama nasıl?’ dediğini duyar gibiyim.

 Güzel insan,

Öncelikle başkalarının yaşamını bir kenara bırakalım. Her birimizin potansiyeli farklı, genetik getirileri ile mizacı farklı, ilgi ve yetenekleri farklı. Önce bir kendimizle yüzleşelim. Ne istiyorum? Sahip olduğum yetilerim doğrultusunda nereden başlayabilirim? Hiçbir şey yapmamak mı yoksa bir adım atmak mı? Yeterince zaman kaybetmedim mi?

Çalışmak için, üretmek için gerçekten yeterli zamanım yok mu?

Akıp giden zamana nasıl ayak uydurabiliriz? Çok çalışmak mı sence?

Bu konuda nitelik ve nicelik kavramlarını devreye sokmak istiyorum. Çok çalışmak mı sorusunu kendimce şöyle yanıtlayacağım. Çok çalışarak değil derin çalışarak amacıma hizmet edebilirim. Yani nicelik değil nitelik önemli olan sevgili yolcu. Bilişsel açıdan tam konsantrasyon sağlamak ve pür dikkat konusunda kendimizi geliştirmeye ihtiyacımız vardır belki de değil mi? Önce ayaklarımızı suya sokmamız lazım ki yüzebilelim daha doğrusu unuttuğumuz yüzmeyi hatırlayabilelim. Aşılmayı bekleyen denizler var önümüzde. Ve biliyorum ki kulaç attıkça ilerleyeceğiz, ilerledikçe iç motivasyon sağlayacağız. Kendimizi oyalamayı bırakalım artık ve az önce de dediğim gibi kumdan kale yapmayı bırakıp ayaklarımızı suya bir sokalım ki suçu zamana atmaktan da vazgeçmiş olalım.

Yaptığın işe tamamen odaklandığında o ürün ortaya çıkıyor. Zihinsel süreç bilimsel olarak da bu şekilde kanıtlanmış durumda.

Oğuz SAYGIN Hocam’ın NLP derslerinde anlattığı ve sık sık kullandığım NLP Varsayımı aklıma geldi şu anda ‘’Eğer bir insan bir şeyi yapabiliyorsa, bu benim için de mümkündür.’’ Başarıya ulaşma konusunda hedef odaklı kıymetli bir varsayımdır. Sana tam olarak ne hissettirdi bu varsayım bunu benimle paylaşabilirsin.

Önemli olan nasıl başardığıdır. Eğer bir kişi bir davranışı gerçekleştirme yeteneğine sahipse bu davranışı yapmak sizin için de mümkündür.

Seni en iyi yine ‘SEN’ tanırsın. Peki ne dersin hazır mısın ayağını suya sokmaya?

Kendin için fedakârlık göstereceğine inanıyorum.

Beni dinlediğin için teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kal.