SOSYAL YAPI
Savur’da sosyal yapı toplumsal yapı, nüfus ve demografik yapı, konuşulan dil ile ekonomik yapı alt başlıklarında incelenmiştir. Toplumsal yapı Bugün halen Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun birçok bölgesinde olduğu gibi Savur ve çevresinde de varlığını sürdüren aşiret örgütlenmesinin kökleri yüzyıllara dayanmaktadır. Coğrafi, ekonomik, siyasi ve toplumsal faktörler, bu örgütlenmenin ortaya çıkması ve zaman içinde giderek kurumsallaşmasına neden olmuştur. Bölgede aşiret, kabile örgütlenmesinde ilk ve en önemli cemaat anlamına gelmekte ve büyük aile yerine kullanılmaktadır. Kabile örgütlenmesinin bölgedeki genel adı aşiret düzenidir. Baba soyuna bağlılık, ilişkilerin işleyişindeki esas unsurdur. Bu bağlamda kabileyi birbirine kan bağı ile bağlı olduğu inanılan aileler oluşturmaktadır.
Güneydoğu Anadolu Osmanlı egemenliğine girdiğinde, Osmanlı yönetimi bölgenin özellikle zor ulaşılır dağlık yörelerindeki ve bu gün de ilçe merkezinde hala varlığını sürdüren aşiretler bulunmaktadır. Aşiret beylerinin gücü ve etkisini tanımış, buralarda Osmanlı yönetim sistemi içinde bir çeşit mali ve yönetsel özerklik içeren farklı bir uygulama geliştirmişti. Bölgede hükümdar gibi hareket ettiklerinden, Hamidiye Alaylarına dahil olan aşiretler, bu durumlarını öteki aşiretlere ve köylülere karşı, egemenlik ve haraç ilişkisini kurmak – devam ettirmek için kullandılar. Mardin’in gayrimüslim nüfusu dışındaki Kürt, Türk ve Arap halkının büyük çoğunluğu, kırsal kesim söz konusu olduğunda ise hemen hemen tamamı, aşiret yapısı içinde yaşam sürdüren kabile ve cemaatlerden oluşmaktaydı. Bunların azımsanmayacak bir kısmının 16. yüzyılda, özellikle Mardin’in güney bölgelerini oluşturan, tarıma elverişli nahiyelerde köyler oluşturarak yerleşik hayata geçtikleri anlaşılmaktadır.
SAVUR’DAN NOBEL ÖDÜLÜNE
2015 Nobel Kimya ödülünü; “DNA Onarımı” hakkındaki bilimsel çalışmasıyla Türk bilim insanı, aslen Savurlu olan Prof. Dr. Aziz SANCAR aldı.
Ayrıca, Bölgenin kalkınması, tanınması ve ilerlemesi için çaba gösteren ünlü işadamı ve girişimci Zeynel Abidin Erdem gibi memleketini unutmayan bir başka Savur sevdalısı ise; Mardin’e bağlı SAVUR‘dan 8 çocuklu okuma yazma bilmeyen bir ailenin çocuğu olan, Prof. Dr. Aziz SANCAR, “Milliyetçi bir ailede büyüdüm. Çocuk olarak göğsümde Türk bayrağının olması çok önemliydi” ifadesinin yanı sıra; “Önemli olan memleketi kalkındırmak. Milletin eğitim, sağlık ve gelir durumlarını çözmek. Ancak o zaman o seviyede olunca Avrupa ile yarışır bir duruma geliriz” dedi.
“Türkiye’nin Mardin’e bağlı Savur ilçesinden Kars’a, oradan Edirne’ye kadar bütün çocuklarımıza bilim alanında eğitim öğretim vermemiz lazım. Özellikle kızlarımızı okutmak lazım. Kızlarımızı okutmazsak insan gücümüzün yarısını kaybetmiş oluyoruz. Özelikle Doğu ve Güneydoğu’daki kardeşlerimizden kız çocuklarını okula göndermelerini tekrar tekrar rica ediyorum” diyor…
SAVUR’DAKİ AŞİRETLER
Savur’da İlişkiler son derece zayıflamış olsa da hala aşiret yapısı sürmektedir. Bu aşiretlerden, Sürgücü ilçe merkezinin batı bölümünde yer almaktadırlar. Bu aşiret gurupların dışında, Hristiyan Süryaniler (Kıllıt) köyünde, bir ailede ilçe merkezinde yaşamaktadır. Arapça konuşan bu guruptan gerek köyde, gerekse merkezde toplam dört aile kalmıştır. Özellikle son on yılda neredeyse tamamı çoğu Avrupa’nın çeşitli ülkeleriyle, İstanbul’a göçmüşlerdir. Gümüş, altın ve telkari ustaları bu bölgeden yetişmiştir…
Bu yapıyı ortaya çıkaran fiili durumların ortadan kalkmış olmasına rağmen, günümüzde siyasal, ekonomik ve toplumsal yapıda ağırlığını hala hissettirebilmektedir. Bölgenin toplumsal yapısı farklı dönüşme özellikleri göstermesine rağmen, aşiret kurum ve ilişkileri modern hayatta da yaşama şansı bulmaktadır. Halen bölgede yaşayan toplulukların bir bölümü, kendilerini önce bir kabilenin üyesi, sonra da kabilenin bağlı olduğu aşiretin üyesi olarak görmekte ve tanımlamaktadır. Kişilerin politik tutumlarından evlilik ve aile yapılarına kadar hemen her alanda aşiret bağının belirleyiciliği ağır basmaktadır.
Devamı yarın…