'Çocuklukta birden fazla güneş yanığı geçirmek deri kanseri riskini artırıyor'

Çocuklukta özellikle birden fazla kez geçirilen güneş yanıklarının ilerideki deri kanseri riskini artırdığına dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sıla Kılıç Sayar, “Yapılan araştırmalarda, 5 kereden fazla özellikle su toplamalarının da görüldüğü güneş yanığı geçiren kişilerde oldukça tehlikeli bir kanser türü olan melanom tipi deri kanserinin gelişme riskinin yaklaşık 2 kat arttığı görülmüştür” dedi.

29 Temmuz 2021 Perşembe 10:27
'Çocuklukta birden fazla güneş yanığı geçirmek deri kanseri riskini artırıyor'

Son yıllarda toplumdaki güneşten korunma bilinci eski yıllara göre artsa da alınabilecek önlemlerin eksik ya da yanlış uygulanması sonucunda özellikle çocuklarda güneş yanıkları görülebildiğini söyleyen Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi’nden Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sıla Kılıç Sayar, önemli uyarılarda bulundu.

Güneş yanığının tedavi edilmesi veya sonrasında kullanılan güneş koruyucuların riski ortadan kaldırmayacağını ifade eden Sayar, “Güneşten korunmasam da olur, yanık olursa tedavi edilir’ gibi bir düşünce kesinlikle yanlıştır” dedi.

Güneşten gelen ve yeryüzüne kadar ulaşan ultraviyole ışınlar ultraviyole A (UVA) ve ultraviyole B (UVB) olarak adlandırıldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Sıla Kılıç Sayar, “Daha uzun dalga boyuna sahip olan UVA, cildin daha derin tabakalarına kadar ulaşır ve esasen güneş ışınlarına bağlı deri yaşlanmasından sorumludur. UVB ise daha kısa dalga boyuna sahiptir ama güçlüdür, güneş yanıklarından sorumludur. Her iki tip UV ışını da deri kanseri riskini artırır. Özellikle 18 yaş öncesinde korunmasız UVB maruziyetine bağlı oluşan güneş yanıkları, hayat boyu artmış bir deri kanseri riski oluşturur” diye konuştu.


Son yıllarda oldukça popüler olan ve güneş koruyucularının esasen UVB’ye karşı koruyuculuğu gösteren SPF (sun protection factor) değerinin güneş yanıklarının önlenmesinde çok önemli olduğunun da altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Sıla Kılıç Sayar, “Günlük kullanımda nemlendiriciler ve çeşitli kozmetik ürünlerin içinde bulunan 15 SPF değeri, güneş ışınlarının yüzde yaklaşık 93’ını bloke eder ve kapalı alanlarda yeterlidir. Buna karşın, özellikle açık havada zaman geçirilecek ya da denize girilecek durumlarda kullanılması önerilen 30 SPF ve 50 SPF değerlerinde ise sırasıyla yüzde 95 ve yüzde 97 korunma sağlanır. Dünya Sağlık Örgütü, her ne kadar güneş koruyucu kullanılsa da yazın özellikle güneş ışınlarının en yoğun olduğu 10.00 ve 16.00 saatlerinde güneşten kaçınılmasını önermektedir” ifadelerini kullandı.

Güneş koruyucuların yeterli miktarda sürülmesi gerektiğini vurgulayan Sayar, şu bilgileri paylaştı:

“Erişkin birinde yüz ve boyun bölgeleri için 2 parmak (işaret ve orta parmak üzerine birer çizgi) ve vücut için 6 çay kaşığı kadar güneş kremi kullanılmalıdır. Kulaklar, dudaklar, ayaklar, boyun ve özellikle erkeklerde kafa derisi unutulmamalıdır. Güneş koruyucular her 2 saatte bir tekrarlanmalı, denize girdikten veya terledikten sonra tekrarlanmalıdır. Koruyucunun, UVA ve UVB’ye karşı etkili geniş spektrumlu olmasına dikkat edilmelidir. UVA ışınlarının camdan ve bulutların içinden de geçebildiği unutulmamalıdır. UVB ise camdan ve buluttan geçmediği için kapalı alanlarda ya da gölgede deri yanığı oluşması beklenmez ama UVA’ya bağlı foto-yaşlanma ve deri kanseri riski yine de mevcuttur.”

Bebeklerin 6 aylık olduktan sonra güneş kremi kullanılabileceğini de sözlerine ekleyen Sayar, “6 aylıktan daha küçük bebekleri ise mümkün olduğunca gölgede tutmak gerekir. Güneş koruyucular dışında hem erişkin hem çocuklarda geniş şapkalar ve kaliteli güneş gözlükleri ile yüz ve gözler etkin bir şekilde korunabilir. Çocuklarda yaz aylarında dışarıda zaman geçirdikleri sürelerde UV’ye karşı korumalı olan kıyafetler tercih edilmesi önerilir” dedi.

Güneş koruyucularının kimyasal ya da fiziksel filtrelerden oluştuğunu vurgulayan Sayar, güneş koruyucunun tipini seçerken bir dermatologdan görüş alınması gerektiğini söyledi.

Farklı yaş grupları, cilt yapısı ve gebelik durumuna göre farklı güneş koruyucular tercih edilmesi gerektiğini belirten Sayar şu ifadeleri kullandı:

“Çocuk ve gebeler için mineral filtreli (fiziksel) güneş koruyucular tercih edilirken, akneye meyilli ve yağlı ciltlerde kimyasal filtreler tercih edilebilir. Kimyasal yani organik filtreler güneş ışığını emer, ısıya çevirip salınmasını sağlar. Mineral yani fiziksel koruyucular ise ciltte bir bariyer oluşturarak güneş ışınlarının yansıtılmasını sağlar. Güneş koruyucunun kullanılma şekli de koruyucunun filtre yapısına göre değişir. Kimyasal filtreli güneş koruyucular yüzümüze sürdüğümüz diğer ürünlerden önce ve güneşe çıkmadan en az 15-20 dakika önce sürülmelidir. Mineral filtreli güneş koruyucular ise diğer ürünlerden sonra sürülmelidir, güneşe çıkmadan hemen önce de sürülebilir. Güneş koruyucular her iki tipte filtreleri birlikte de içerebilir.”

Dr. Öğr. Üyesi Sayar, önlemlere dikkat edilmemesi ve güneş yanığı gelişmesi durumunda yapılması gerekenler hakkında ise şu bilgileri paylaştı:


“En kısa sürede ısıyı azaltmak için ılık duş yapılmalı, duş sonrası cildi hafif nemli bırakacak şekilde yumuşakça kurulanmalı ve nemlendirici kullanılmalıdır. Su kaybını önlemek için bol su içilmeli, hidrokortizonlu kremler ilk birkaç gün sabah akşam sürülmelidir. Şikâyetleri azaltmak için doktor kontrolü sonrasında aspirin ve benzeri ağrı kesiciler alınabilir. Eğer su toplamaları oluştuysa 2. derece yanık gelişmiştir, su kabarcıklarına dokunmadan acilen hekiminize başvurmanız gereklidir.”

DHA

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.