Kiraz dudaklı gerdanı benli

Abone Ol

İç ve Batı Anadolu yörelerindeki kiraz dalı eğmeli motifi içeren türküler, buluşma eksenli oyun havalarını oluşturuyor. Kiraz toplama, aşk ve sitem temalarını da barındırıyor. Kiraz temalı şıkır şıkır hareketli anonim türkülerden biri şöyle:

“ Çıktım kara kiraza / Kim görmüş yediğimi / Cihan alem biliyor / Ben seni sevdiğimi / Ah güzelim / Birde de gel ikide de gel / Üçte de almam odama / Dörtte de sarmam sineme / Beşte de bineriz faytona / Altıda da gideriz yâr yoluna // Kaşların karasına / Mim çekmiş arasına / Seni merhem diyorlar / Sinemin yaresine / Ah güzelim ….”

Konya’nın kaşık havaları içinde de eğilen kiraz dalları vurgulana vurgulana yer alıyor:

“Aman eğdim kiraz'da dalını vay / Haydide eğdim kiraz dalini anam anam anam / Kirazın dalları kopverdi vay vay hey koçum vay vay vay vay! / Dalları amman aslanım edalım ömrümde / belalım gaydanım yürü yürü… / Edalım amman aslanım sürmelim /Ömrüm'de belalım gaydanım yürü yürü yürü koçum …”

Gerek divan, gerek halk, gerekse çağdaş edebiyatımızda kiraz, rengiyle, estetik ve sembolik unsur olarak kullanılıyor. Rengi ve şekliyle sevgilinin dudak ve yanağına benzetile gelmiş. "Kiraz dudaklı" anlatımı, sevgilinin güzelliğini ve tazeliğini çağrıştırıyor. Ayrıca, baharın, yazın, bereketin ve doğallığın bir sembolü olarak vücut buluyor, "al kan gibi bal şerbet" benzetmesiyle tadı ve doğallığı vurguluyor.

Sivas’ın Kangal ilçesinin Deliktaş köyünden Âşık Ruhsatî, sevgilinin dudak ve yanağını kiraza benzetenlerden. Şiirlerinden birkaç dörtlük örnek vermek istiyorum:

“... Ederler bin türlü garaz / Selâmet gezelim biraz / Dudakları olsun kiraz / Balından eyledim rücu… “

“… Gine mi göründün dudağı kiraz / Aklımı yerinden oynattın biraz / O yârdan kimseler almasın miras / Deliktaş’lı Âşık Ruhsat var iken”

“…Gözleri sürmeli yanağı kiraz / Yüzünü görmeğe kasteder herkes / Bakın yalvarmadık komadım bir kez / Bir nişan yüzüğü taktırmadılar…”

“… Bir yavru isterim hem dudu dilli / Kiraz dudaklı da gerdanı benli / Bir elma yanaklı incecik belli / Ver bana bir yavru, gönlüm eğlesin! …”

Aşık edebiyatında yavukluya ilişkin benzetme unsurları arasında; yeşilbaşlı ördek, inci diş, elma yanak, badem göz, kiraz dudak, keman kaş, sırma saç, servi boy gibi kalıplaşmış, mecazlı ve dolaylı yollarla anlatım sağlayan mazmunlar, söz kalıpları bulunuyordu. Karacaoğlan’dan örnekler gösterebiliriz: Onun güzelleri, kömür gözlü, sırma saçlı, ok kirpikli, ceylan bakışlı, ince sedef dişli, bal ve kiraz dudaklı, gül yüzlü, siyah zülüflü, mor belikli, tülü maya yürüyüşlü, güvercin duruşlu, keklik sekişli, kumru sesli, yayla çiçeği kokuşlu, usul boylu, püskürme benli, kınalı parmaklı, kadife şalvarlı, şal kuşaklı, ela gözlü, gümüş halhallıydı.

Övgü yağdırdığı güzelin dişi sedefe, saçları tele, yanağı elmaya, dudağı kiraza benziyordu. Ela gözlerinin ne yaptığını şöyle anlatmıştı:

Nasıl medhedeyim şöyle güzeli

Dağılmış saçları tel ile oynar

Alma yanak kiraz dudak diş sedef

İspir ala gözler mil ile oynar …”

…”

Evet her şairin dediği gibi sevgilinin dudakları rengiyle kiraza benzer ama, Karacaoğlan o dudakların tadını, oğul balı veya Frenk şekerine benzetirdi:

“Salını salını gelir sevdiğim

Ne de ırast geldik yol yola karşı

Lisanı dür döker, lebleri kiraz

Tatlı tanışalım dil dile karşı … ”

Karacaoğlan’ın sevgilisinin kara gözlerini, onun kalem kaşı ve dudağının mürekkebi ile ak beyaz üzerine yazmak istemişti. Karşısına geçip şöyle demişti:

“… Ol kiraz dudaklar nar gibi yüzler

Kız beni anlıyor sendeki gözler

Çok olur güzelde noktalı sözler

Bu zülüf gerdana az kara gözlüm …”

Yarınki yazımda, çağdaş şiirimizde kirazın yerinden söz edeceğim.