Heybeliada - Aya Yorgi Manastırı (Uçurum Manastırı)
Bir yeryüzü cenneti olan İstanbul’un mutlaka gezilip görülmesi gerekli yerlerin başında olan Prens Adalarını gezmeye gelen yerli ve yabancı turistlerin merakla ziyaret ettiklerin yerlerden biri olan Aya Yorgi Manastırı; Heybeliada’nın güney sahilinde (Büyükada’ya bakan yamaçta), Deniz Lisesi Ordu Evi’nin hemen ötesinde bulunan pembe renkli bir komplekstir.
Ruhban Okulu ve Eski Verem Hastanesi (Sanatoryum) bölgesindeki mesire alanları ve duvarları gökkuşağına bürünmüş ahşap evlerin ve konakların bulunduğu sokaklardan geçerken, farklı bir cennette yolculuk hissine kapılacaksınız… Bu sokak ve ormanlık alanlardaki gezilerinize kedi ve kumru dostlarınız size rehberlik edecektir…
Bu nedenle İstanbul’un prensleri bu adaları yaşam alanı seçmişler…
Bu nedenle Adalar görülmeye değer…
Manastırın adında geçen “Tou Kremnou” ya da “Uçurumdaki” unvanı ile tanınan yapının denize bakan bir uçuruma kurulmuş olmasından kaynaklanır. Mavi Marmara’nın üzerinde, manastırın büyüleyici binalarını kuşatan çamlar, serviler ve tarihi Ada evlerini süsleyen gökkuşağı şölenini andıran renkli ağaçlar ve çiçekler yanı sıra; başka başka bitki örtüleri ve ağaçlarla dolu ortam oldukça güzeldir. Kapı ve pencereleri mavi boyalı, beyaz badanalı ve Horasan tuğla-kiremitle kaplı eski Ada evleri; Ege Denizi kıyılarını ya da adalarını hatırlatan bir manzarayla karşılaşırsınız burada…
Heybeli Ada Manastırı’nn, 1583-93 arasında inşa edildiği düşünülmektedir. Rahip John Covel Manastırı 1677’de ziyaret etmiştir. Aynı yılın 26 Şubat’ında yazdığı günlük yazısında şöyle der: “Burada bir başka manastır daha var, Vaftizci Yahya’ya adanmış. Yapının büyük kısmı yok edilmiş ve Kadıköy Metropoliti’ne bağlanmış. Burada da kitaplar var; ancak aynı şeyler üzerine yazılmış olduklarına kanaat getirerek bunları görmek zahmetine girmedim.” Adayı 1739’da ziyaret eden İngiliz istihbaratçı gezgin Richard Pococke de, İstanbul’dan gelen Rumların veba salgını sırasında Aziz George Manastırı’na sığındıklarını kaydeder.
Piskopos Ioannikos (1761-3), Patrikhane’deki görevi sona erdikten sonra emekli olarak Aziz George Manastırına gelmiştir. Duvara yerleştirilmiş bir kitabeye göre, Ioannikos buraya daha önceden, babası Georgios Karatzas’ın hatırasına adadığı bir katholikon inşa ettirmişti. Ioannikis, ayrıca Kutsal Kudüs Kabiri’ne adanmış bir “Karşılıklı öğretim okulu” kurdu. Böylece manastır, bugün de olduğu gibi Kudüs Patrikhanesi’nin bir metochionu haline geldi.
Katholikon, 1882’de çıkan bir yangın sonucu hasar gördü; yangın, eski ahşap iconostasis’i ve tüm ikonalarını, ayrıca ayin mobilyalarını da yok etti. Kilisede şimdi görülen ikonaların çoğu modern Rus eserleridir. Tarihi eskiye dayanan tek dikkate değer ikona narthex’tedir. Bu, kimliği bilinmeyen bir keşiş tarafından, 1764’te yapılmış ve narthexe gömülmüş olan piskopos Ioannikis’e ithaf edilmiş bir Aziz George ikonasıdır.
Heybeli Ada’da yeşil çam ormanı içinde mazi denizi ve kardeş öteki adaları selamlayan Aya Yorgi Manastırını gezerken, Yunanistan’da Ege Denizi kuzeyinde bulunan Ayan Oros (Atos Dağı) Manastırları aklıma geldi. Hiç bir kadın ve dişi canlının yaşamasına izin verilmeyen “Erkekler Cumhuriyeti”ni ziyaret ettiğimdeki Ortadoks keşişlerin ilginç yaşamlarına tanık olmuştum. Özellikle İstanbul’u temsililen yapılan Lavra Manastırı içindeki ayini, şarap mahzenleri, tablo ve duvar resimlerini asla unutamadım…
Adalar Belediyesi’nin korumasında olan manastır, müze, tarihi ve kültürel mekanlar, her gün 9.00-17.00 arası ziyarete açıktır.
Devamı haftaya…