İğne deliği günü

Abone Ol

Sevgili dostlar, dünkü yazımda “deliye göre her gün bayram” sözünü açıklarken sözü nisan ayının günlerine getirmiş, bazı günlerin adını sıralamıştım. Değer verdiğim arkadaşlardan biri 27 Nisan’da anılacak hiçbir gün yok mu, diye sordu.

Var elbette? Meğer 27 Nisan “İğne deliğinden fotoğraf çekme” günüymüş.

Şaka yaptığımı sanmayınız. Tamı tamına böyle. Ne eksik ne fazla. Aynıyla vaki. Hem de dünyada kabul görmüş bir gün: Ansiklopedide şöyle yazıyor:

“Dünya İğne Deliği Fotoğrafçılığı Günü (World Pinhole Photography Day), her yıl Nisan ayının son pazar günü kutlanan, merceksiz, sadece küçük bir delik (pinhole) ile görüntü alan kameraların ve geleneksel fotoğrafçılığın sanatını kutlayan uluslararası bir gündür. Amatör ve profesyonel fotoğrafçılar, el yapımı veya basit kameralarıyla çektikleri görüntüleri resmî web sitesinde paylaşırlar.”

İğne deliğinden dünyayı görebilirsin ama bazı insanların zekasını görmek için mikroskop lazım." İğne deliğinden (!) fotoğraf çekilir de iğne deliğinden deve geçirilmez mi?

"Devenin iğne deliğinden geçmesi" deyimi, hem İncil'de hem de Kuran'da geçiyor. Kur’an’da Arapça cml köküyle geçen kelimeyi kimi “cemel” yanı deve olarak çevirirken kimi de “cuml” olarak okuyup halat anlamı vermekteler. Bana halat daha mantıklı geliyor.

Kendi kendime niçin olmasın diyorum. Hanı beş o metre uzunluğunda bir iğne olsa, deliğinde halat geçmez mi? İçimden kendim kendimle çıkışıyor:

“Behey, bre gafil! On metre uzunluğundaki iğne ile ne dikeceksin?

Benim zero ölçeğindeki zekâm cevabını Osmanlı tokatı gibi patlatıverir:

“Fayların kırıklarını ve yırtıklarını dikeriz.”

Bir ata sözümüz var: “İğneyi kendine. Çuvaldızı başkasına batır” derler. Sen iğnenin açısına dayanamazken, çuvaldızı başka birine batırmamalısın anlamında bir ters öğüdü çağrıştırır.

Halk arasında iğne ile ilgili sözler, genel olarak batma veya laf sokuşturmanın acısını dile getirir. Laf sokma deyimine edebiyatımızda iğneleme denilmesinin nedeni bu olsa gerek: İğnelemeler bizleri güldürebilir, düşündürebilir, yola getirebilmek için dürtükleyebilir.

İğneleme bunların neresinde, diyebilirsiniz. Bana göre hepsinde bir kıssa var. Değişik diyaloglardan ve sözlerden örnekler vermek istiyorum:

"Bana iğneleyici konuşma deme, iğneyi sana batırırım, acısını sen çekersin!"

"Bazı insanlar aynı iğne gibidir; sadece batmaya yararlar."

"Hayatın dikişlerini tutmaya çalışırken, iğneyi kendine batıranlardanım."

"Doktor iğne yaparken 'hiçbir şey hissetmeyeceksin' der, o an insanı iğneden çok yalanı acıtır."

"Diline iğne takılmış sanki, konuştukça batıyor."

“Küçük bir iğne büyük bir yarayı dikebilir.”

“İğnenin ucu küçük ama acısı büyüktür.”

“İğne olmadan dikiş tutmaz, emek olmadan başarı gelmez.”

“Hayat bir kumaşsa, biz de onu diken iğneleriz.”

“İğneyle kuyu kazan, sabırla zafere ulaşır.”

“Bir iğne bile emeğin eseridir.”

“İğne gibi ince hesaplar, büyük sonuçlar doğurur.”

İğne küçüktür ama doğru kullanılırsa büyük işler başarır.”

“Elinde iğne varsa, sökükler seni bekler.”

“İğne ucu kadar sevgi, yaraları dikebilir.”

“İğne olmadan dikiş olmaz, bilgi olmadan iş yürümez.”

“İğne misali insan da bazen batmadan işe yaramaz.”

“Küçük iğneyle büyük kumaş dikilir.”

“İğne gibi olan söz, bazen kalbi delip geçer.”

“Bir iğneyle bile dünyayı değiştirebilirsin, yeter ki doğru yerden dikmeye başla.”

“İğne gibi sözler, bazen ruhu onarır, bazen yaralar.”

“Dikiş atmak için önce iğneyi ele almak gerekir.”

“İğne misali, doğru yerde batarsa iş görür.”

“Kırık kalpleri dikmek için sevgi iğnesi gerekir.”

“Küçük bir iğne, büyük bir yırtığı kapatabilir.”

“Her dikiş sağlam olmaz, doğru iğne seçilmelidir.”

“İğne gibi, doğru kullanıldığında yararlı, yanlış kullanıldığında zararlıdır.”

“Terzi iğnesiz, insan çabasız bir işe yaramaz.”

“İğne ucu kadar umut, hayata tutunmaya yeter.”

“İğne gibi olan kelimeler bazen kalpleri diker, bazen de kanatır.

“İğneyle sabır dikiş tutturur.”

“Hayatın sökükleri, iğne gibi güçlü iradeyle onarılır.”