Herkesin bildiği sır

Abone Ol

Vaktiyle bir gazetede çalışırken, genç bir arkadaş vardı. Görür görmez, “Bir şey diyeceğim ama bir tek sana söylüyorum. Aramızda sır kalsın. Sakın kimse bilmesin” der, bir şeyler anlatırdı.

Sonra öğrendik ki aynı şeyi herkese yapardı. Bir tek sana söylüyorum diyerek gazetede çalışan herkese anlatırdı…

Herkesin bildiği sır!

Günümüzde aynı şeyler yaşanıyor.

Aslında herkes, her şeyi çok açık ve net olarak biliyor. Bir tek ben biliyorum düşüncesi ile herkes susuyor, aman benden duyulmasın diye çekiniyor.

Ülkemiz içeride ve dışarıda çok ciddi sorunlarla boğuşuyor. Kriz ifadesi bile yaşadıklarımızı anlatmaya yetmez…

Buna rağmen asıl büyük sorunlarımızı konuşmak yerine kişiler üzerinden basit çıkar hesaplarıyla siyaset yapılıyor.

Kar yağdı, İstanbul felç oldu… Herkes rakibini suçladı, kimse sorunun temeline inmedi, sorun tespit edilemediği için de çare bulanamadı, bulunamıyor.

Yıllardır aynı sıkıntılar yaşanıyor, bu kafayla daha çok yaşanacak gibi gözüküyor.

Adalet Bakanı istifa etti veya ettirildi, moda deyimle görevden affını istedi. Yerine başka biri atandı.

Adalet Bakanı ki Türkiye’nin en önemli iki üç bakanlığından biridir, çıkın sorun bakalım, kaç kişi adını biliyor…

Eskiden 30, kimi zaman 35 bakan olurdu. Halkın büyük çoğunluğu bakanları tanır, ismen bilirdi.

Şimdi üç bakanın adını söyleyin dense kaç kişi bilebilecek?

Halkın da kabahati yok. O kadar çok bakan değişiyor ki, takip etmek neredeyse imkansız. Akşam bakan yatan, sabah sade vatandaş kalkıyor. Sabah yürüyüş yapacağım planıyla yatan kalktığında bakan olduğunu öğreniyor.

Daha da hazin tarafı, halkın bakanlara güveni yok, bakanların iş yapamayacağını düşünüyor ve ülkede tek yetkili olduğuna inanıyor.

Tek yetkiliye inanan, her şeyin tek merkezden idare edildiğini düşünler için de kimin bakan olduğunun bir önemi yok. Abdullah gitmiş, Bekir gelmiş hiç umursamıyor.

Var olduğu düşünülen kuralların işlemediğini, bakanların konuşmalarına bile “Cumhurbaşkanımızın emirleri…” diye başladıklarını ve aslında yetkisiz olduklarını herkes biliyor…

Buna rağmen bütün kuralların uygulandığını, her şeyin güllük gülistanlık olduğunu düşünüyor ve bilmezlikten geliyor.

Bilmeyene anlatırsınız, ama çok şey bildiğini sanan ve anlamak istemeyene hiçbir şey anlatamazsınız…

*****

Biraz da gülelim

Sosyal medyada çok dolaşan esprilerle biraz gülümseyelim…

Misafirin yanında dayak yemeyeceğini bildiği için sınırları zorlayan çocuktaki cesaret kimsede yok.

Kavgaların en çok “Ne bakıyorsun?” diye çıktığı bir ülkede, otobüslere karşılıklı koltuk yapmak çok mantıklı gerçekten!

Dişini fırçalayan erkeği bulmuş da macunu ortadan sıkmayanını istiyor. Bak bak lükse bak!

Arabada kemer takmak zorunluyken otobüslerde milletin ayakta gidebilmesinin mantığını bir anlatın…

Bize özgü ikna şekli; ölümü gör…

Bazen başımı alıp gidesim geliyor ama Müge Anlı’dan korkuyorum “Beni de bulur” diye.

Asansör çağırma tuşuna defalarca basarak daha hızlı geleceğini zanneden tek milletiz.

Annem beni ders çalışırken gördü, gözleri yaşardı, bıraktım ders falan çalışmıyorum. Ondan değerli mi, kıyamam ben ona!

Kulağımda kulaklık var, dürtüp “Müzik mi dinliyorsun?” diyor. Yok kuleden iniş izni istiyorum. Pilotum ben.

Pizzayı yuvarlak yapıp üçgen keserek kare kutuya koyanla, evleri kare ve dikdörtgen yapıp adını daire koyan kişi aynı kişi olmalı.

Eve gelen misafirin tuvalet var mı diye soruşuna ayar oluyorum. Yok biz poşete yapıp karşı apartmanın damına atıyoruz.

Anneme, “Anne ben evlatlık mıyım?” dedim. “Öyle bir şey olsa seni mi seçerdik?” dedi. Haklı kadın.

“Gözleri aşka gülen taze söğüt dalsın” diyor şarkıda. Bu hayatımda duyduğum en kibar, en naif odunsun deme şekli.

“Ne yapıyorsun?” diye sorulduğunda “Ne yapayım, sen ne yapıyorsun?” diye cevap verme hastalığımız var.

Sadece bize özel bir ağırlık birimi, “gavur ölüsü gibi!”

“Bizler arkası gelmez dertlerimin” şarkısını söylerken göbek atan bir toplumuz. Kimse normal olduğumuzu söylemesin!

İnsanımız gariptir. Camı siler “Ayna gibi oldu” der, aynayı siler “Cam gibi oldu” der.

En iyi tedavi şekillerimizden biri, git bir elini yüzünü yıka.

Pazarda çocuğunu kaybedince feryat figan ağlayan, bulunca da öldüresiye döven anneye de selam olsun…

*****             

TEBESSÜM

Adres

Bir gün Temel bahçede çalışırken Dursun gelmiş ve sormuş:

- Temel’in evi nerde acaba?

Temel kendi evini göstermiş. Dursun gitmiş ve 5 dakika sonra geri gelmiş:

- Temel senmişsin!

- Evet benim, ne oldu?

- Peki az önce niye söylemedin?

- Sen beni sormadın ki evimi sordun, ben de evimi gösterdim!

*****

GÜNÜN SÖZÜ

Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir.

Mevlana