Harput'u, Elazığ'ın Kültür ve Turizm İl Müdürü Kadir Atıcı ile dolaştım. Harput Kalesi kazılarında da görev yapmış olan Atıcı, bölgenin tarih ve kültürüne tam anlamıyla hakim bir kişi. Mesleki kitapları da bulunan böylesi bir uzman kişiyle Harput'u gezmek benim için bir şans oldu.
Basın Müzesi (Elazığ Kültür ve Turizm İl Müdürü Kadir Atıcı ile)
BASIN MÜZESİ
Mesleki anlamda ilgimi çeken Basın Müzesi, Kadir Bey ile birlikte Harput'ta ilk ziyaret ettiğimiz yer oldu.
Mehmet Topal Basın Müzesi'nde sadece Elazığ'ın basın alanındaki geçmişi sergilenmiyor. Osmanlı'dan günümüze kadar basın alanında tüm gelişmeler ziyaretçilerin görseline sunulmuş.
Sağir Müftü Konağı'nda açılmış olan Basın Müzesi, ülkemizde bulunan sayılı basın müzelerinden birisi. İlgimi çeken basın müzelerinin başında geldiğini rahatlıkla ifade edebilirim.
Basın Müzesi'nde Mehmet Akif Ersoy'un matbaası
Elazığlı duayen gazeteci yazar Mehmet Topal'ın isminin verildiği müzede; eski matbaa makineleri, baskı kalıpları, daktilolar, kağıt yapımının aşamaları, arşivsel değere sahip gazeteler, kitaplar, haberleşme araçları ve daha birçok basın alanında kullanılan araç-gereç sergilenmekte.
İlgimi çeken köşelerden birisi ulusal şairimiz Mehmet Akif Ersoy'a ait olan matbaa, bir diğeri de 18. yüzyıl tekniğini gösteren İbrahim Müteferrika'nın basım makinesi oldu.
Türk basın tarihinin aşamaları; müzede, sıralı olarak ziyaretçilerin görseline sunulmuş.
Sinema tarihine ilişkin bilgiler ve cihazlar da müzede yer alıyor.
Geçmişte kullanılmış radyolar müzenin sundukları arasında yer almakta. 20. yüzyılın başında Elazığ'da radyoda konuşma yapan bir kadın spiker mumyası, Elazığ'da kadının yeri konusunda ziyaretçilerin ufkunu açıyor.
Hamam Müzesi'nin ısıtma sistemi
HAMAM MÜZESİ
1600'lü yıllarda inşa edilmiş Hoca Hasan Hamamı, günümüzde aslına uygun bir şekilde restore edilerek müze haline getirilmiş. Gördüğüm restore edilmiş tarihi yapılar içerisinde; aslına en yakın yapılmış yerler arasında ön sıralarda gelmeye aday olan hamam, tarihin o dönemindeki hamam kültürünü gözler önüne seriyor. O kadar ki, insanın içinden o dönemde yaşamak ve burada hamam sefası yapmak isteği geçiyor.
En çok ilgimi çeken yerlerden birisi kurna ve ısıtma sistemi oldu. Cam bir korunağın altında gözler önüne serilmiş bölüm, ziyaretçilere sistemin nasıl çalıştığını net bir şekilde anlatıyor.
Hamamın girişinde insanların bekleme alanı çok güzel dizayn edilmiş.
Gelin odası, kahve keyfinin yapıldığı oda, traş odasında canlandırmalar yapılmış, kazıda çıkartılan buluntuların sergilendiği bölüm ilgilenenleri için ilginç.
Kadir bey bu müzeyi gezimiz sırasında, "Külhanbeyi" tabirinin nereden geldiğini anlattı.
Osmanlı dönemindeki hamamlarda, ısınma sistemine "Külhan" denmekteydi. Bu işi yapana "Külhancı" denirdi.
Kendilerine has giyimleri olan "Külhanbeyleri"nin en önemli özelliği yetim olmalarıymış. Sıradışı yaşamları olan külhanbeyleri kış günlerinde soğuktan korunmak amacıyla hamamlardaki külhanlarda barındıkları için bu sıfatı almışlar. Külhanbeylerinden; ihtiyacı olana, garip gurebaya yardım edenler çokmuş.
Külhanbeylerinin bu yaptıkları bana; "Kabadayı" tanımlamasındaki ifadeleri çağrıştırdı. Her ikisinde de bir tarafta güç kullanımı, öbür tarafta bu gücün yeri geldiğinde ihtiyacı olan için kullanımı...
Harput Musiki Müzesi - Kürsübaşı
HARPUT MUSİKİ MÜZESİ
Harput Konağı ismi verilen bir binada Elazığ müzik kültürüne ilişkin birçok unsur biraraya getirilerek, Harput Musiki Müzesi oluşturulmuş.
Kürsübaşı, Çaydaçıra ve folklor ekipleri mumyalarla canlandırılmış. Burada Elazığ'ın yerel sanatçılarının mumyaları da bulunuyor.
Ziyaretçiler, burada bulunan müzik kutusundan istedikleri Elazığ türkülerini seçerek, dinleme imkanlarına sahipler.
Kahve Fincanı Müzesi
KAHVE FİNCANI MÜZESİ
Harput'ta bulunan özel branş müzelerinden birisi de Kahve Fincanı Müzesi. Bu müze kendi alanında tek müze. Müzenin kurucusu ETUDER (Elazığ Turizm Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Bulut.
Kahve Fincanı Müzesi'nde Müze Müdürü Ahmet Bulut ile
Yeri gelmişken ETUDER'den bahsetmezsem haksızlık etmiş olurum. Elazığ'a dolayısıyla da Harput'a defalarca kez gelmişliğim var. En kapsamlı Harput gezim "Türkiyem Cennetim" kitabımı yazmadan önce oldu. Kitaptaki bilgilerin sağlıklı ve son durum tespitini içermesi için yaptığım geziden bu yana yıllar geçti. Kadir Atıcı bey ile yaptığım bu Harput gezisinde fark edilir derecede ilerlemeler gördüm. Bunda yakın dönemin yöneticilerinin katkısı kadar, 2013 yılında kurulmuş olan ETUDER'in katkısı yadsınamaz bir gerçek. ETUDER; gücü yettiğince, imkanları çerçevesinde şehir turizminin ilerlemesi yönünde çok şey yapmış. İşte bunlardan birisi de Kahve Fincanı Müzesi'nin kuruluşu.
Hamam Müzesi (Kadir Atıcı)
ETUDER Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Bulut, aynı zamanda bu müzenin müdürlüğü görevini de yürütüyor.
Tarihi bir Harput evinde oluşturulmuş Kahve Fincanı Müzesi'nin kuruluşunda, "Hatırla Kalın" sloganı kullanılmış. "Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır" atasözünün bir başka ifadesi olan bu söz, müzenin mottosu olmuş.
Kahvenin Habeşistan'da ilk ortaya çıkışından, kahve içme adabına; kahve üzerine yazılan şiirlerden, yapılan bestelere kadar kahve adına birçok hikayeyi bu müzede özümseyerek dinleyip, öğrenebilirsiniz.
Sonrasında göreceğiniz kahve fincanlarının çoğu, kahve meraklılarının bağışlarından oluşuyor. Bağışlardan sonuncusuna şahit oldum. Taştan oyularak üzeri işlemeli bir şekilde yapılan fincan Horasan'dan getirilmiş.
Fincanlar arasında; yörede kullanılmış fincan örneklerine; Atatürk'ün kullandığı fincandan, Rauf Denktaş'ın kullandığı fincana; birçok ünlü ismin yaptığı bağış fincanlardan, vatandaşın müzeye katkı olarak hediye ettiği fincanlara; farklı materyallerden, farklı üretim teknikleriyle üretilen fincanlardan, dünyanın farklı ülkelerinden hediye edilen fincanlara kadar 8 bin kahve fincanı sergilenmekte.
Müzenin hedefi bağışlarla Guinness Rekorlar Kitabı'na girmek.