Genetik Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Zeynep Ocak, bu durumun beynin hafıza depolama mekanizmalarındaki yapısal bozulmalardan kaynaklandığını belirtiyor.
HİPOKAMPUS HASARI YENİ KAYDI ENGELLİYOR
Hastalığın ilk olarak beynin "hipokampus" bölgesini hedef aldığını vurgulayan Prof. Dr. Zeynep Ocak, bu bölgenin kısa süreli hafızayı kalıcı hale getirmekten sorumlu olduğunu ifade etti. Ocak, "Hipokampus hasar gördüğünde beyin yeni anıları kaydedemez hale gelir. Bu nedenle hastalar bugünü unuturken, beynin daha geniş bir alanı olan neokortekste depolanan eski ve kökleşmiş anılarını daha uzun süre koruyabilirler" dedi.
GENETİK DEĞİŞİKLİKLER VE PROTEİN BİRİKİMİ
Hastalığın seyrinde genetik faktörlerin ve protein birikiminin kritik rol oynadığını belirten Prof. Dr. Ocak, şu detayları paylaştı: Beyinde biriken amiloid beta ve tau proteinleri sinir hücrelerine doğrudan zarar vererek hafıza kaybını hızlandırıyor. APP, PSEN1 ve PSEN2 gibi genlerdeki değişimler ailesel formları belirlerken; APOE kombinasyonu, hastalık riskinde en belirleyici rollerden birini üstleniyor. Alzheimer sürecinde hipokampusta BDNF ve CREB gibi genlerin etkisinin azalması, öğrenme kapasitesini ve hafıza kalıcılığını zayıflatıyor.
DUYUSAL UYARANLARIN GÜCÜ
Hafızanın sadece tek bir merkezde değil, karmaşık sinir ağlarında saklandığına dikkat çeken Prof. Dr. Ocak, müzik ve koku gibi duyusal uyaranların unutulduğu sanılan anıları tetikleyebildiğini ifade etti. Tanıdık bir şarkının veya kokunun hastayı yıllar öncesine götürebildiğini belirten uzman, günümüzde bilim dünyasının özellikle riskli genetik varyantları taşıyan bireylerde hastalığın ilerlemesini yavaşlatacak hedefe yönelik tedaviler ve gen düzenleme yaklaşımları üzerinde yoğunlaştığını ekledi.