Geçtiğimiz günlerde katıldığı bir programdaki 'erteleme hastalığına yakalandım' sözleri ile gündeme gelen Oyuncu Tuğba Yılmaz, yaptığı konuşma ile özellikle de sosyal medyada gündem oldu. Komedi Oyuncu Yılmaz kendisini arayan kişilere o an dönemediği, istenilen şeyleri hemen yapmadığını eğlenceli bir ifade ile anlattı. Onun sözleri ile gündeme gelen 'erteleme hastalığı' durumu aslında son yıllarda pek çok kişinin tercih ettiği bir davranış haline de geldi.
Günlük yaşamda pek çok kişinin "bugünün işini yarına bırakma" alışkanlığı olarak tanımladığı, halk arasında "erteleme hastalığı" olarak bilinen prokrastinasyon, modern çağın en büyük verimlilik engellerinden biri haline geldi.
Uzmanlar, bu durumun sanılanın aksine bir zaman yönetimi eksikliği değil, bir duygusal düzenleme sorunu olduğuna dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre kişilerin yapmaları gereken işleri sürekli ileri bir tarihe atmasının temelinde "mükemmeliyetçilik" ve "başarısızlık kaygısı" yatıyor. Kişi, yapacağı işin kusursuz olmayacağından endişe duyduğunda, beyni bu stresli durumdan kaçmak için anlık haz veren (sosyal medya, kısa videolar vb.) aktivitelere yöneliyor.
Erteleme davranışının kronik bir hal alması, bireylerde sadece profesyonel başarısızlığa değil; aynı zamanda yüksek stres, uyku bozuklukları ve özgüven kaybı gibi psikolojik sorunlara da yol açabiliyor. Uzmanlar, bu döngüden kurtulmak için şu yöntemleri öneriyor:
Parçala ve Yönet: Büyük ve karmaşık projeleri küçük, yönetilebilir mikro görevlere bölün.
Mükemmeliyetçilikten Kaçının: "En iyisi" yerine "bitmiş" olanın daha değerli olduğunu kabul edin.
Beş Dakika Kuralı: Bir işe başlamak için kendinize sadece beş dakika süre tanıyın; genellikle başlamak, bitirmenin yarısıdır.