Erdoğan'ın Çevresi Dikenli Telle Çevrili
Evrensel gazetecilik kurallarından söz ediyoruz tabii. Türkiye'de gazetecilik daima "ideolojik" formatta yapıldığı ve siyasetin bir başka türü sayıldığı için "çarpık" kurulmuş yapı, daha da çarpık bir şekilde devam ediyor. Parayı yönetenler bu yüzden önce medya gücünü ele geçirmeye veya etkisi altına almaya çalışıyor. Gazete sütunları veya televizyon ekranlarına darağacı kurup infaz yapmak çok kolay çünkü.
* * *
Türkiye'de siyasi iklim uzun süredir iki kutupta yürüyor. "Tayyip Erdoğan'a düşmanlık" veya "Reis'e biat, itaat" üzerine kurulmuş bir "dengesizliğin" içerisinde çırpınıp duruyoruz. Evet, AK Parti'yi kurarken Recep Tayyip Erdoğan ve yol arkadaşlarının en büyük sermayesi, geçmiş yıllarda toplumun büyük kesimine karşı işlenen mağduriyetlerdi. Toplumun, inançları, gelenek ve görenekleriyle kavgalı bir kesimin kendilerine "Kemalist" görüntüsü vererek yaptığı uygulamaları, en ateşli Atatürkçüler bile savunamıyor bugün. Olayı sadece bir "türban" meselesine endeksleyerek söylemiyorum bu sözü. Türkiye üzerine hesap yapanların devşirdiği "sivil lejyonerler"in karşısına "yeniçeri" üreten çarpık bir sistem kuruldu. Hiç bir yönüyle "yerli" ve "milli" olmayan bir sistem...
Bugün yaşadıklarımız da, o çarpık sistemin ürünü değil mi? Fethullah Gülen, 50 yıl önce "hak, emek, özgürlük" diyen kesimin karşısına çıkarılan "yeniçeri" ocaklarından yetişmedi mi? Gülen'e gönül verip, yıllarca ülkeyi sarmaşık gibi kuşatmasına destek verenler, katkı sağlayanlar da aynı "yeniçeri" ocaklarından gelmiyor mu? Her ne kadar bugün "cinler", "hipnoz teknikleri" gibi bahanelerin ardına sığınsalar da, Gülen'le onları bir arada tutan ortak hedefi gizlemeyi başaramıyorlar. Gülen de, onun 50 yıl içerisinde "ittifak" ettiği, "paydaşlık" yaptığı tüm şahısların, grupların ortak hedefi aynı: Laik, demokratik, parlamenter sistem... Hem dinin, hem de siyasetin tamamen "biat" üzerine kurulu olduğu, elinde Peygamber'in mührünü tuttuğunu iddia edenlerin tek söz sahibi olduğu bir sistem değil mi hedefleri?
* * *
15 Temmuz'dan bu yana, siyasi iradenin en üst noktasındaki isimler "milli birlik, beraberlik, kardeşlik" diyor her konuşmasında. Israrla, siyasi ayrılıkların oluşturduğu derin uçurumu kapatıp, ülke insanını ortak paydalarda buluşturma mücadelesi veriyor ülkeyi yönetenler. Bu konuda en büyük gayreti gösterenlerden birisi de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan... Makamı gereği, siyasi partilere eşit mesafede olması gereken Cumhurbaşkanı'nın, hangi sebeple olursa olsun yıllarca yerden yere vurduğu siyasi liderlerle omuz omuza gözükmek istemesi önemli. Bu iklim, en başta Türkiye'yi kuşatarak Suriye'ye, Irak'a, Libya'ya benzetmek isteyenlerin işine gelmiyor. Bu halkı birbiriyle kavga ettirmedikleri, savaştırmadıkları taktirde amaçlarına ulaşamayacaklarını biliyorlar çünkü. Fethullah Gülen organizasyonu, Türkiye üzerine "şer" hesaplar yapanların üzerine oyun kurduğu organizasyonlardan sadece bir tanesi. Daha İran'la irtibatlı olanlar, Putin'in Çeçenistan valisi Kadirov'la iş tutanlar, Vahhabilerin alttan alta desteklediği "emirler" var aramızda.
Bir de, sözde "Reisçi" gözüken ama en büyük zararı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a verenler var... Kalemlerinden kan damlayan, düşmanlaştıran, ayrıştıran, ötekileştirenler var... Bu ülke medyası el değiştirmeden önce "Kemalist" maskeyle yapılan zulümlerin aynısını "Erdoğanist" maskesiyle yapanlar var. Kaynağı belirsiz paralarla kiraladıkları "yalılar"ı ofis haline getirip siyasi kadrolara operasyon çekenlerden tutun da, şeytani işlerini rahmani göstermek için sürekli insan kurban eden de...
Bu tipler, bazı konularda büyük pişmanlıklar yaşadığını açıkça söyleme medeni cesaretini gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, toplumun "diğer" yarısına uzattığı zeytin dalını kırıyorlar her şeyden önce.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Şerefli ordumuza kumpas kurdular" dediği Ergenekon ve Balyoz operasyonları döneminde, Fethullah Gülen'in özel ekibi tarafından önüne konulan "sahte" belgelerle köşe yazısı yazanlar, kitaplar yazanlar, yazıları iddianameye dönüşenler hâlâ ortalıkta cirit atıyor. Gülen'e ve onu kullananlara geçmişte gönüllü hizmet eden "kripto" tipler, bugün hâlâ aktif durumda. Görevleri de Recep Tayyip Erdoğan'ın "birleştirici" misyonunu boşa çıkarmak ve Erdoğan ile toplumun diğer yüzde 50'si arasına dikenli tel çekmek... "Evet ama başaramıyorlar" diyebilir misiniz?