Doru atını şaha kaldırdı Aninses... Gemlerini kıstı hayvanın... Çıplak bacaklarıyla böğrünü sıkıştırdı. Doğrusu çok güzel bacakları vardı. Önce kişnedi yağız hayvan, sonra sağ ön ayağıyla yere vurmaya başladı.

Aninses, hayvanın yelesini okşadı beyaz güçlü elleriyle... Bir tanrıca edasıyla ellerini kaldırdı. Başından tolgasını çıkardı. Kumral saçları omuzlarına döküldü... Güzeldi, çok güzeldi hem de...
Kayshos Irmağı’nın Ege Denizi’ne döküldüğü yere, Pion ( Panayır) dağının tepelerinden bakıyorlardı. Batıya doğru yükselen güneş ışınları, ırmağı altın rengine çevirmişti.
Aninses, yanındaki savaşçılara aşağıdaki vadiye inen yamaçları göstererek “ Bundan böyle vatanımız bu topraklar olacak” dedi...

Vahşi kadın çığlıkları sardı gökyüzünü... Sevinçleri bile insanın kanını dondurmaya yeterdi... Tepeden tırnağa silahlıydılar. Başlarında tolgaları, sırtlarında enli kılıçlar vardı.
Eğerlerinin her iki yanında, yarım ay şeklindeki savaş baltaları parlıyordu... Hepsi de tornadan çıkmış gibi güzeldi savaşçı kadınların...
Büyük bir göçün öncü kuvvetleriydiler. Daha arkalarındaki dörder at tarafından çekilen onlarca arabada, yaşlılar çocuklar ve yaşam için gerekli tüm malzemeleri, eşyaları vardı... En arkada ise elleri ayakları birbirine bağlanmış esir erkekler geliyordu.

İsa Peygamber doğmadan üç bin yıl kadar önce yerleştiler, bu dünya güzeli Batı Anadolu belgesine Amazonlar ve ismini de “Ephesos” koydular.
Savaşlarda esir aldıkları erkekleri ölene kadar, inşat işlerinde, tarlalarda, silah yapımında, kısacası her türlü ihtiyaçları için çalıştırıyorlardı... Ölenlerin yerini yeni esirler alıyordu...
Önce bir tapınak yaptılar kendilerine... Kurban adamak için yüce tanrıçalarına ve Adını Artemis koydular...

( Efsaneye göre kadınların gücünü, bereketi simgeleyen ve kutsal hayvan resimleriyle süslü olan Ana tanrıça Artemis,’in Küçük Asya Ana Tanrıçası Kybele ile kan bağı da vardır. Antik yazarlar Amazonlar tarafından yapılan ilk heykelin tahtadan olduğunu öne sürmektedirler. Şuandaki mermer heykel ise Milattan sonra birinci yüzyılda Romalılar tarafından yapılmıştır).
Sonra ırmak kenarlarını ekip biçtirmeye başladılar esirlere... Kayshos ırmağı iki buçuk kilometre içeriye doğru giriyordu.... Çok önemliydi bu ... Esirlere yaptırdıkları küçük teknelerle, bazen ticaret için bazen de vurgun için denize açılıyordu ...

Ufak bir yelken ve sekiz kürekle idare edilen bu teknelerle ancak kıyılarda dolaşabiliyordu Amazonlar... Tabii kürekleri de erkek esirler çekiyordu...
Amazonlar... Nehrin ağzına, denizden gelecek saldırılara karşı korunmak için ağaçlardan kapak yaptılar.... Bir düşman hücumu sırasında yakılınca, daha sonra zincir kullanmağa başladılar... Seferden dönerken yüksek bir tepeye diktikleri dev heykeli görünce, hayvan boynuzlarını üfleyerek işaret veriyorlardı. Böylece nehrin girişini kapatan zincirler indiriliyor, tekneler rahatça kente doğru süzülüyordu....

Birbiri ardından yüzlerce asır geçti su gibi.... Amazonların ülkesi Ephesos kulaktan kulağa bir efsane gibi yayıldı yeryüzünde... Ve komşu devletler için bir tutku haline geldi Ephesos’u ve güzel Amazon kadınlarını ele geçirmek...

Amazonların tarih sahnesinden silinmelerinden sonra, Efes durmadan el değiştirdi. Kimmerler, Lydia’lılar ülkeyi istila ettiler. MÖ 546’da Pers Kralı Keyhüsrev Lidya devletini ortadan kaldırarak Efes’i kendisine bağladı. Ancak bu çok uzun sürmedi. Bu kez de ortaya Büyük İskender çıktı.
Roma döneminde Bergama Krallığına bağlanan Efes’i, daha sonraları Roma hakimiyetinde görüyoruz. Ancak bu dönemde büyük vergilere dayanamayarak isyan ettiler ise de bir süre sonra yine Roma’nın eline geçtiler.

Efes en güzel çağını Roma İmparatoru Agustus döneminde yaşadı. Küçük Menderes’in, alivyonla dolarak bataklık haline gelen yatağı, yıllar süren bir çalışmayla değiştirildi. Bölgenin önemli bir ticaret ve kültür merkezi haline geldi. Nüfusu 225 bine ulaştı. Hristiyanlık yayıldıktan sonra Bizans’ın hakimiyetine giren Efes giderek önemini yitirdi. 1090’da Selçuklu’lar tarafından alındığında küçük bir kasabaya dönmüştü.

Cumhuriyet döneminde yapılan bir dizi çalışmalarla Efes hak ettiği yöne doğru hızla ilerlemekte…
Hem inanç, hem tarih, hem araştırma tutkunları tarafından akın akın gezilmekte olan dünya gözdesi Efes’te yapılması gereken daha çok şey var...
Efes'i gezip görmemek kültür hayatımız için büyük bir eksiklik olur bence...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.