İstanbul’un kalbinde, Beyazıt, Nuruosmaniye ve Mercan semtlerinin ortasında yer alan Kapalıçarşı, sadece Türkiye'nin değil, dünyanın en büyük ve en eski kapalı çarşılarından biri olarak dikkat çekiyor.
4000'den fazla dükkânı, 25.000'in üzerinde çalışanı ve yoğun zamanlarında 500.000'i bulan günlük ziyaretçi sayısı ile her zaman hareketli ve canlı bir atmosfer sunuyor.
2014 yılında, dünyada en çok ziyaret edilen turistik mekânlar arasında 91.250.000 ziyaretçi ile ilk sırada yer alan Kapalıçarşı, tarih boyunca İstanbul’un ekonomik hayatına büyük katkı sağlamış ve çoğu zaman“dünyanın ilk alışveriş merkezi” olarak anılmıştır. Çarşının çekirdeğini oluşturan İç Bedesten ve Yeni Bedesten gibi tarihi yapılar, Osmanlı İmparatorluğu'nun Konstantinopolis’i fethetmesinin hemen ardından inşa edilmeye başlanmıştır.
Tarihi geçmişi 1460'lara kadar uzanan ve Kanuni Sultan Süleyman döneminde büyük bir ahşap yapı olarak inşa edilen Kapalıçarşı, zaman içinde gelişerek, içerisinde camiler, çeşmeler, hanlar ve okullar gibi birçok sosyal ve kültürel yapıyı barındıran bir alışveriş merkezi haline gelmiştir. Özellikle 15. yüzyıldan kalma kalın duvarları ve kubbeleri ile dikkat çeken çarşı, hem yerli halkın hem de turistlerin ilgisini çekmektedir.
Bugün, Kapalıçarşı’da halı, mücevherat, gümüş eserler, bakır hediyelikler ve dekoratif eşyalar gibi geleneksel Türk sanatlarının örnekleri satışa sunulmaktadır. Bu eşyalara, kalite ve orijin belgeleriyle sahip olmak mümkün. Kapalıçarşı, turistler için bir alışveriş cenneti olmasının yanı sıra, geleneksel Türk el sanatlarının en güzel örneklerini sergileyen bir merkez olarak da tanınmaktadır.
Son yıllarda çarşının iç yapısında bazı değişiklikler olmuş olsa da, eski canlılığını ve tarihi dokusunu büyük ölçüde korumaktadır. Kapalıçarşı, İstanbul’a gelen turistlerin mutlaka uğraması gereken bir yer olarak, zengin kültürel mirası ve eşsiz alışveriş fırsatlarıyla ön plana çıkmaya devam etmektedir.