Türkiye genelinde iç hastalıkları polikliniklerine başvuruların ilk sıralarında yer alan halsizlik ve yorgunluk şikayetleri, Toplumun yaklaşık yüzde 30'unu etkileyen ciddi bir sağlık sorunu haline geldi. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Sebahattin Karahan, özellikle kadınlarda, ileri yaş grubunda ve yoğun stres altında çalışan bireylerde daha sık görülen bu durumun her zaman masum olmadığını vurguluyor. Modern yaşamın getirdiği düzensiz uyku ve hareketsiz yaşam tarzı bu şikayetleri tetiklerken, uzmanlar dinlenmekle geçmeyen bitkinliğin altında yatan hayati risklere dikkat çekiyor.
KANSER VE KRONİK HASTALIKLARIN ERKEN SİNYALİ OLABİLİR
Halsizliği fiziksel veya zihinsel güçsüzlük, yorgunluğu ise efor sonrası ortaya çıkan bitkinlik olarak tanımlayan Dr. Karahan, bu belirtilerin onkolojik hastalıkların ilk sinyali olabileceği konusunda kritik uyarılarda bulundu. Özellikle bazı kanser türlerinin erken dönemde açıklanamayan ve ilerleyici bir halsizlikle kendini gösterdiğini belirten Karahan; kansızlık, tiroit bozuklukları, diyabet ve kalp hastalıklarının da benzer tablolar oluşturabildiğini ifade etti. Bu kapsamda, yorgunluğun süresine göre akut veya kronik olarak sınıflandırılması, doğru teşhis için hayati önem taşıyor.
AYRINTILI TANI VE DOĞRU TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Halsizlik şikayetiyle başvurulan kliniklerde, hastanın öyküsü ve fizik muayenesi sürecin en önemli parçasını oluşturuyor. Uzmanlar, bilinçsiz vitamin kullanımının yanlış bir uygulama olduğunu vurgulayarak, tedavinin mutlaka altta yatan nedene göre planlanması gerektiğini hatırlatıyor. Tam kan sayımı, demir ve B12 düzeyleri ile tiroid fonksiyon testleri gibi tetkikler neticesinde kişiye özel bir yol haritası çiziliyor. Altı haftadan uzun süren, dinlenmekle düzelmeyen ve kilo kaybı ile gece terlemesi gibi bulguların eşlik ettiği halsizlik durumlarında ise vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması, erken tanı hayat kurtarıcı bir rol üstleniyor.