Depreme dair

Abone Ol

Sevgili yolcu,

Sana ‘Nasılsın?’ diye usulen soracağım ama biliyorum ki ülkemiz olarak derin bir yas ve üzüntü içerisindeyiz. Türkiye sabaha karşı Kahramanmaraş merkez üssü olmak üzere on ilimizden gelen acı haberle sarsıldı. Yaşanan bu doğal afette yaşamını yitiren yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına ve hepimize sabırlar diliyorum. Tanıdık, tanımadık, eş, dost tüm çevremizden olumlu olumsuz haberler aldık. Gözlerimize uyku girmedi biliyorum. Bedenen olamasak da kalbimizle ruhumuzla tüm benliğimiz ile acıyı yaşayanların yanında olduk.

Bu süreçte birkaç konudan sana bahsedeceğim. Ülkemiz bir deprem ülkesi ve bu bilimsel bir gerçeğimiz ve ne yazık ki bu ben dahil unutuyoruz. Birçok unsur var evet. Devletimizi, yetkilileri ilgilendiren. Biz vatandaşları ilgilendiren kısmı üzerine konuşmak istiyorum. Sosyal Bilgiler Öğretmeni olarak, eğitim programımız dahilinde ortaokul kademesinde doğal afetler konusunda anlatıyorum. Öğretmenler olarak anlatıyoruz. Doğal afet nedir? Doğal ve beşerî etkili olan nedenleri nedir? Alınacak önlemleri nedir? Biz de eğitim yaşamımız boyunca öğrendik bu konuları hatta çalıştığımız kurumlarda aldığımız iş güvenliği eğitimlerinde de birçok kez dinledik. Teoride evet bilinçliyiz. Peki ne kadarını uyguluyoruz? Aldığımız önlemler bir vatandaş olarak, ebeveyn olarak nedir?

İstanbul Üsküdar’da ikamet ediyorum. Takriben dört yıl önce şu an yaşadığımız binaya taşındık. Deprem konusunda, eşim ile, ebeveyn olduktan sonra bilhassa daha da tedbirli olduğumuzu fark ettim. Ayrıca eşim 1999 Marmara ve Düzce depremleri depremzedesi. Taşınmadan önce binanın deprem ölçüm raporunu kontrol ettik. Çevreyi araştırdık ve site yöneticisi ve kat görevlisi ile tanıştık, konuştuk ve site zeminin kayalık olduğu bilgisini de teyit ettik. Yatak odasına ve kızım Nil’in odasına gardırop koymadık. Etajer, şifonyer dahil tüm dolapları, rafları giyinme odasına duvarlara sabitledik. Yatak odası haricinde dolapları koyacağın bir oda yok ise var olan odalara duvarlara sabitlemek de bir çözüm olacaktır. Evde de çok fazla eşyamız yok. Az, çoktur farkındalığını da pandemi sürecinde daha da kazanmış olduk.

Açıkçası depremin yaşandığı günden beri Nil yanımızda uyuyor. İçgüdüsel olarak bu şekilde iyi hissediyoruz ve bu konuda yalnız olmadığımızı da yakın çevremden duyuyorum. Sen de bu hissiyat içindesin biliyorum. Çocuğumuz, eşimiz, ailemiz, kedimiz, köpeğimiz… Biliyorum ki gece birbirimizi sürekli bir kontrol halindeyiz. Gerçekten ağır bir yük. Bunları nasıl atlatacağız buna odaklanalım olur mu?

Gündemimiz şu an enkaz, enkazın altından sağ salim çıkanlar, ah ne yazık ki enkazın altında olanlar… İnsanın dili varmıyor. Evimizde, komşumuzda, markette, toplu taşımalarda konumuz şu süreçte deprem. Haliyle çocuklarımız da ister istemez kulak misafiri oluyor. Bundan kaçamayız biliyorum. Sadece önemli olan trajedi kısmı ile görüntüler, sesler, feryatlar olsun maruz bırakmamak çok önemli. Ne şekilde algılıyorlar iç dünyalarında ne oluyor gözümüzden kaçabilir. Ayrıca dikkat edin, gözlemleyin oyunlarına yansıyor olabilir. Oyunları en güzel geribildirim zaten değil mi?

Çocukların gelişim seviyelerine uygun anlatılabilir. Oyunla da anlatılabilir. Biz nasıl anlattık Nil’e son olarak ondan da bahsedeceğim. Depremin yaşandığı ertesi gün yakın lokasyonda belediyeye ait destek merkezine yardım çantası hazırlarken, aklıma Nil ile hazırlamak geldi. Volkan, lav, yer kabuğu ve katmanları konularına Nil (dört yaş) hâkim aslında. Bu konuları anlatan bir kitabı var. Önce onu okuduk birlikte. Kitapta deprem, yer kabuğu kırılması görselleri de var. Kitapta o kısma gelince, evlerin ve yaşam alanlarının sallandığını bazen yıkımlar olduğunu ve evleri yıkılınca ya da zarar görünce insanların üzüldüğünü ve biz insanlar da üzülen insanlara yardım ettiğimizi; ihtiyaçlarını ve ihtiyaç sahibi insanları öğrenip onlara ihtiyaçlarını hediye ettiğimizi anlattım. Şimdi bazı güzel insanların, çocukların böyle yardıma ihtiyacı olduğunu söyledim ve yardım etmek ister misin diye sordum. İlgiyle, dikkatle dinledi ve hediye hazırlayalım dedi. Sonra birlikte paket hazırladık, marketten de birtakım alışveriş yaptık ve birlikte yardım toplama merkezine götürdük. Oraya başka yardım getirenleri de gözlemledi hatta eşyaları içeri taşıma konusunda birilerine yardım ettiğimi de gördü. Eve dönüş yolunda da anladığı kadarını çocuk kalbi ve dili ile bana anlattı. Yönlendirme yapmadan sadece dinledim.

Ertesi gün de evde çekirdek ailemiz ile tatbikat yaptık. Evimiz sallandığında uykudan uyandıysak yatağın hemen yanlarında, oturma odasında kanepelerin ön kısmında nasıl yaşam üçgeni olacağımızı uyguladık. Oda oda nere güvenli alan neresi güvenli alan değil tek tek gösterdik ve hangi odada neresinde yaşam üçgeni olacağımızı gösterdik. Yatak odasına neden düdük koyduğumuzu anlattık. Tabi bir de deprem çantası hazırlama kısmı olacak ve yine anlatarak birlikte hazırlayarak bu konuda da rol model olmaya çalışacağız.

Başta da söylediğim gibi hepimiz biliyoruz ki afetlerde çok fazla etken var. Biz üzerimize düşeni yapalım. Bilinçli tüketici, bilinçli vatandaş olalım ve her şeyden önemlisi çocuklarımıza, öğrencilerimize rol model olalım. Anlattıklarım hatırlatıcı olsun dilerim. Bir nebze yaşamında faydası olur ise ne mutlu benim için.

Bu yazımı bir vatandaş, bir eğitimci ve bir anne olarak yazdım. Bu yolculuğumuz da böyle oldu. Kimin yaşamında nasıl fayda sağlarız bilemeyiz. Bu hayata gelmemizde her birimizin hizmet ettiği bir amacı olduğuna inanıyorum. Her dokunuşumuz bir kelebek etkisidir. Tıpkı hayatımızda hiç tanımadığımız insanlar için, elden ele, atalarımızdan da öğrendiğimiz gibi depremzede vatandaşlarımız için tek yürek olduğumuz gibi. Biz çok güzel bir ülkeyiz. Yaralarımızı saracağız ve hayatta kalan güzel kalpleri birlikte yaşatacağız.

Beni dinlediğin için teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kal.