Her yanınıza mıknatıslar yapıştırılsaydı, bazı nesnelerin size yapışacaklarını, bazılarının geriye doğru sıçrayacaklarını, birçok nesnenin de hiçbir tepki vermeyeceğini tahmin edebilirdiniz.
Bir bakıma yaşamın da böyle bir işleyişi vardır.
Enerjinizi bilincinde olmadan etrafa yayarsınız. Bazı özellikleriniz çekici, bazıları da iticidir. Hayatınızdaki her şeyi ve herkesi siz kendinize çekersiniz. Diğer nesneleri ve insanları ise itersiniz. Birçok durumun size göre hiçbir manyetik çekim gücü yoktur. Örneğin, bu şeyleri size getirecek titreşimi yaymadığınız için, açlık çekmemişsinizdir ya da evsiz kalmamışsınızdır.
Bir radyo vericisi belirli bir frekans aralığında yayın yapar. Bu dalga bandından yayınlanan bir programa ilgi duyan herkes o istasyonu açabilir. İnsanlar da radyo vericilerine benzer. Hayatlarının piyesini bu şekilde yayınlarlar. Davranış kalıplarını, duygusal enerjilerini, düşünce yapılarını, inkar ettikleri, sevdikleri ve sevmedikleri şeyleri ve çok daha fazlasını evrene yayarlar.
Radyoda ilginç bir program dinlemek istediğinizi zihninizde canlandırın. Açabileceğiniz yüzlerce radyo istasyonu var ve hangisini dinleyeceğinize karar vermeye çabalayarak istasyonlar arasında gezinip duruyorsunuz. Birçoğunu hemen değiştiriyorsunuz. Arada sırada biri dikkatinizi çekiyor. Ağır ya da komik, sıkıcı ya da ilginç, saldırgan içerikli ya da huzur verici bir program olabilir bu. Herhangi bir özelliği, sizin onu dinlemeye devam etmenize yol açıyor. Bazı özelliklerinden hoşlanmanıza rağmen, program size kısmen itici de geliyor olabilir. Yine de onu dinlemeye devam ediyorsunuz.
İnsanları da aynı şekilde kendimize çekeriz. Bizimle aynı frekansta olmayan insanlar çekim gücümüzden etkilenmezler. Bizi es geçerler.
Yaydığınız titreşimler bazen bilinçli bazen de bilinçsiz enerjiniz tarafından yaratılır. Söz konusu titreşimlerin bazıları itici, bazıları çekici ve bazıları da etkisizdir. Bunun altında yatan spiritüel yasa, benzer titreşimlerin birbirini çektiğidir. Bizimkine benzer titreşimler yayan insanları ve durumları hayatımıza çekeriz.
Muhtaçlık, çaresizlik, bunalım, açgözlülük, kabalık ya da düşüncesizlik gibi olumsuz özellikler düşük frekans aralığında yer alır. Bu özellikleri içinde barındıran bir mizacımız varsa, benzer enerjiler taşıyan insanları hayatımıza çekeriz.
Sevgi, şefkat, mutluluk, neşe ya da cömertlik gibi nitelikler yüksek frekanslı enerjiler yayar ve benzer enerjiler taşıyan insanları kendine çeker.
İnsanların, "Bu adamın neden benim hayatımda olduğunu anlamıyorum. O kadar olumsuz biri ki . . . Bana hiç benzemiyor," ya da "Bu insan beni neden kandırdı? Halbuki ben ne kadar da dürüstüm," gibi cümleler kurduklarını sık sık duyarız.
Spiritüel yasa kesindir. Evren karşımıza aynalar çıkararak kendi içimize yönelmemizi sağlar.
Etrafınıza bakıp çevrenizdeki insanları inceleyin. Hayatınızın sahnesinde rol almalarının mutlaka bir sebebi vardır. Belirli türdeki insanları ya da durumları hayatımıza çektiğimizi ne kadar şiddetle reddedersek, Yüksek Benliğimiz karanlık yönümüzle yüzleşmemiz konusunda o kadar ısrarcı olur. Bizi reddettiğimiz olumsuz bir niteliğimizle yüzleştirir.
Yaşadığınız ilişkide güçlü bağlar kurmaya hazır olduğunuzu hissetmenize rağmen hayat arkadaşınız benzer bir yaklaşım sergilemiyorsa, kendi içinizdeki bağlanma korkusunu gözden geçirin. Bağlanmak istediğinizden yüzde yüz emin olsaydınız, bu insan hayatınızda olmazdı. İçinizde yer etmiş inancı salıverdiğiniz anda, karşınızdaki kişi ya size bağlanacak ya da hayatınızdan çıkarak size bağlılık gösterebilecek başka birinin yaşamınıza girmesine olanak tanıyacaktır.
Her zaman keyifli ve mutlu görünen, fakat etrafı bunalımlı insanlarla çevrili olan bir kişi, içindeki mutsuzluğa ayna tutmaları için o insanları hayatına çekmiştir. Bu insanlar bir amaca hizmet ederek, muhtemelen onun kendisine ihtiyaç duyulduğunu hissetmesini sağlarlar.
Bilinçaltımıza işlemiş inançlarımız durumları ve insanları hayatımıza çeker. Değerli olmadığınıza inanıyorsanız, sizi kötü bir biçimde tehdit ederek bu inancı size yansıtacak insanları hayatınıza çekersiniz.
Başkalarına hizmet etmeniz gerektiğine inanıyorsanız, bakımını üstlenmenize ihtiyaç duyan kişileri kendinize çekersiniz.
Hiç kimsenin sizi anlayamayacağına inanıyorsanız, sizi anlamayan insanları kendinize çekersiniz.
Örneğin; Bir erkek, "Ben kontrolü elimde tutmaktan hoşlanan bir insanım ve üzerinde hakimiyet kurabileceğim bir kadın arıyorum" mesajını evrene yollarsa, üzerinde hakimiyet kurulmasına müsaade eden kadınları hayatına çekecektir. Bu durumun neredeyse hiç farkında olmayacaktır. Kendi gücüne sahip çıkan bir kadın onun titreşimine kapılmayacaktır.
Aynı türde insanları hayatına çekmeye devam eden insanlar aynı mesajı evrene yollamaya devam eden kişilerdir.
Çekim Yasası birçok seviyede işlemektedir. Hayatla uyum içinde değilseniz, size iyi gelmeyecek yiyeceklere de yönelmeniz muhtemeldir.
Sürekli kendinizi eleştiriyorsanız, kendinize küçük saldırılarda bulunuyorsunuz demektir. Öfkenizi içinize gömüyorsanız uğrayacağınız bir saldırıya davetiye çıkarıyor olabilirsiniz. Karşılaştığınız bu gibi sorunlar, tabii ki yaşamlar boyu yaptığınız kötülükler ve iyiliklerin kaçınılmaz dengelenmesi olan karmanın da eseri olabilir.
Yapmanız gerektiğini ya da yapmaya mecbur olduğunuzu hissettiğiniz bir şeyi her yaptığınızda, kölelik edersiniz. Sizi köle konumunda tutacak durumları ve insanları hayatınıza çekersiniz. Diğer yandan, Evren'e olumlu enerjiler gönderirseniz, ihtiyaç duyduğunuzda size yardım eli uzatılmasını sağlayabilirsiniz.
Bir de, tabii ki, zıt kutupların birbirini çektiği durumlar da yaşanır. Aydınlık titreşimler yayan bir insan karanlık titreşimleri üzerine çekse de onlardan etkilenmez. Hapishane gibi karanlık bir yer, ışığı içeri sokmak isteyen aydınlanmış insanları kendine çekebilir.
Evren'e olumsuz enerjiler gönderip bir felaketi üzerinize çekmeyi beklemeyin. Olumlu, aydınlık enerjiler yayın ve bir mucizenin hayatınıza girmesini bekleyin.
Siz bir mıknatıssınız: Size benzeyen şeyleri kendinize çekersiniz.
Alıntıdır.