Kurtuluş Savaşı bitmiş. Emperyalist güçlerle, Lozan’da masa başına oturulmuştur. Atatürk, Türk Heyetinin başına İsmet Paşa’yı atamıştır. Heyetimiz, hiçbir ödün vermeden müzakereleri sürdürmektedir.

Ancak, İngiltere, İsmet Paşayı ve heyetimizi tuzağa düşürmek için, her fırsatta yeni bir oyun tezgâhlamaktadır.

Bunlardan biri de, Kürtlere bağımsızlık istemidir.

Lord Curzon’un teklifi, Türk heyeti arasında büyük bir tepki ile karşılanır. Haber kısa sürede Türkiye’de duyulur. Müzakereler kilitlenme noktasına gelir.

…Ve bugün herkesin, Kürt, Türk, Laz, Çerkez, bu topraklar üzerinde yaşayan ve bu ülkenin vatandaşı olan herkesin …

Cumhurbaşkanın’ dan, Başbakanına, Genelkurmayından, Dışişlerine ve tüm parti liderlerinin, aydınların, öğretmenlerin, her kesimden tüm insanlarımızın ibretle okuması gereken bir mektup, gelir Lozan konferansına.

Bu mektup, ders kitaplarına girmeliydi aslında. Ama, ne yazık ki, biz kısır çekişmeler ve koltuk ihtirasları yüzünden, daha kendi değerlerimizi anlayabilmiş değiliz.

Kürt Halk Heyeti’nin gönderdiği ve İngilizlerin yüzünde bir şamar gibi patlayan bu mektup, Türk, Kürt kardeşliğinin ne olduğunu haykırmaktadır yedi düvele…

İŞTE KÜRTLERİN YAZDIĞI

O TARİHİ MEKTUP

‘’Bu günlerde ( Lozan konferans görüşmeleri sırasında ) İngiltere yetkili kurul başkanı Lord Curzon’un Kürtlere bağımsızlık verilmesi fikrini ortaya atarak, Kürtlerin koruyucusu tavrını takınmasını, hayret ve şaşkınlıkla karşıladık.

Biz Kürtler, Turan neslinden bir kavimiz. Milli hatıralarımız ve özelliklerimizden dolayı Türkler bize ,’’ yiğit ve cesur ‘’ anlamına gelen Kürt ismini vermişlerdir. Kürt adıyla anılan ve büyük hizmetleri geçen kahramanların isimlerinin yaşaması amacıyla, Deminan,  Hayderan ,Kureyşan ve Lolan gibi isimler kabile ve aşiretlere verilmiştir .Bu aşiretler bu gün anavatanın Doğu Türklerini oluşturmaktadır.Kürtlerin 1876 tarihinden önceki ve sonraki durumları araştırılacak olursa ,İranlı misyonerlerin aşiretler üzerinde yaptıkları çalışmaların sonucunda Kürtler kendi öz dilleri olan Türkçe lehçesini ve öz kültürlerini yavaş, yavaş kaybettiler.Bundan dolayı Erzurum ,Van ,Bitlis ve Musul taraflarındaki aşiretler, Farsça’dan başka bir şey olmayan, Kırmanç adı verilen Farisi lehçeyi konuşmaya başladılar. Bu misyoner faaliyetlerinden az etkilenen Harput ve Diyarbakır taraflarındaki Kürt aşiretler ise ana dilleri olan Türkçe lehçesi ile karışık Zaza lehçesini konuşmaya başladılar. Bu Öz Türkoğlu Türkleri Yavuz Sultan Selim Han, Kürtlerin hanı Şeyh İdris-i Bitlisi’ye gönderdiği fermanla kendi ülkesine dahil etti. O günden bu güne kadar , Türk akrabalarının şefkat ve himayelerinde huzurlu ve rahat yaşamakta ve Türk lehçesi ile de konuşmaktadır.

Yukarıda yapılan değerlendirmeden sonra, İngiltere yetkili kurul başkanı Lord Curzon’a sorarız ki; İranlıların dilini biraz konuşmakla, o millete mensup olunduğu kabul edilirse, İngilizler de dahil her milletin durumu tartışılır. Doğu ülkelerini istila eden ve genellikle dünyanın kendi toprakları içerisinde olmasını hayal eden İngilizlerin ,diğer milletlerin kabullenemediği ‘’ müstemleke ‘’ kelimesinin yerine kulağa hoş gelmeyen ve aynı anlamı taşıyan ‘’ manda ‘’ kelimesinin de aslında aynı şey olduğunu Kürtler anlamıştır.Dünyadaki zenginlik kaynaklarına sahip olmak isteyen İngilizlerin , 12/10 ‘u Türk olan Musul’u ve petrol kaynaklarını, biz Müslüman Türk’lere çok görmesini hayretle karşılıyoruz.Lozan Konferansında İngiltere yetkili kurul başkanı Lord Curzon’un , Dersim ( Tunceli ) ve Bitlis olaylarından bahsederek tek millet olan Türk ve Kürt arasına ayrılık düşünceleri sokma gayretini biz Kürtler anladık.Biz Kürtler ,Avrupa ve İngiliz diplomatlarının parlak vaatlerinin altında kendi menfaatlerinin olduğunu biliyoruz.Ve bundan dolayı kendi direniş kuvvetlerimizi oluşturduk.1917 yılında İngiltere yetkili kurul başkanı Lord Curzon gibi bağımsızlık vaatlerinde bulunan Ruslar’a biz Kürtler : ‘’Bizi anavatandan hiçbir kuvvet ayıramaz. Bizim rahata kavuşmamız, sizin hemen bu topraklardan çekilmenizle olacaktır.’’ Dedik.

İşte bu gün bütün Kürtler, Lozan’daki Avrupa ve bilhassa İngiliz diplomatlarına aynı yanıtı veriyoruz. Kürtler bağımsızlıklarını , kendilerini yok edecek yabancılara değil ,kendi ailelerinden olan Türk’lere ve Onları temsil eden Büyük Millet Meclisi Hükümeti’ne emanet etmiştir.Sonuç olarak biz Kürtler , İngiltere yetkili kurul başkanı Lord Curzon’un bizler için fikirler üretmemesini rica eder ve Lozan’daki Temsil Heyetine ve başkanı sevgili hemşerimiz (Kürt ) İsmet Paşa hazretlerine başarılar dileriz.’’

Umum Kürt Amele ve Esnaf Cemiyeti İstanbul’daki Kürtler adına

Reisi Salih Kahya adına Lolan aşiret reisi ve

Erzurumlu İsazade Ahmet Kürt gençler cemiyeti Düzerzadesi Dersimli Mehmet Sabri

Kaynak:24 Kanun-i Sani (1339-24 ocak 1923) ,Devlet Arşivleri Genel Müd. Başbakanlık Osmanlı Arşivi, HR. İM, 60/3

* * *

Şimdi, başta tüm siyasiler olmak üzere, tüm aydınların, medya mensuplarının, eğitimcilerin, sosyal bilimcilerin, başlarını ellerinin arasına alıp, uzun, uzun düşünmeleri gerekir.

“O sevgi ve kardeşlik günlerinden, bugünlere nasıl geldik, nasıl getirildik, nasıl getirdik, nerde, neden, niçin öylesine büyük hatalar yaptık. Kimlere hizmet ettik” diye…

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.